X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eski Antalya'da Sıra Eğlencelerİ
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eski Antalya'da Sıra Eğlencelerİ

  • Giriş Tarihi: 12.1.2015
Eski Antalya'da Sıra Eğlencelerİ
Eski Antalya'da Sıra Eğlencelerİ

Antalya esnafı, Selçuklular zamanında kurulan Ahi Teşkilatı'nın yarattığı dayanışma ve birlik havası içinde yıllarca yaşamıştır. Yerleşen bir geleneğe göre, esnaf haftada bir veya iki akşam sıra ile evlerde toplanır; kendi aralarında eğlenceler düzenlerdi

Sıra gezmesi de denilen Sıra Eğlenceleri eskiden Antalya'da, uzun kış gecelerinin başlıca eğlencelerinden biriydi. Zengin konak sahipleri ve orta halli halk kendi olanaklarınca sıra gezme sohbetleri düzenler, eş ve dostuna ziyafetler verirdi. Konaklardaki sohbetlerin resmi bir hava içinde geçmesine karşılık, Antalya esnafının düzenlediği sıra geceleri ise çok daha renkli olurdu. Bu gecelere Antalya esnafı arasında, nükte ve sohbetleriyle tanınmış kişiler, saz çalanlar ve güzel sesli kişiler en seçkin davetlilerdi. Sıra gecelerinde her çeşidinden tatlı tuzlu yemekler, dolmalar, börekler, gözlemeler, baklavalar, revaniler, samsalar, içi kaymaklı bademli kayısı tatlıları, hurma tatlısı, sütlü irmik helvası, nişasta helvası, un helvası, turşular yenir, şerbetler içilirdi.

KATILMAYANA CEZA


Sıra adı verilen bu eğlenceler sırasında sazlar çalınır, türküler söylenir, hikâyeler anlatılırdı. Toplantı başlamadan önce bir başkan, iki de yardımcı seçilirdi. Başkan, toplantının yapıldığı odanın köşesine serilen bir pöstekiye bağdaş kurarak oturur, iki yanında da yardımcıları yer alırdı. Hemen hemen bütün esnafın hazır bulunduğu toplantıda eğlence başlamadan başkan sorardı:
- "Tamam mıyız?" Bunun üzerine, toplantıda gözcülük görevi verilen bir esnaf etrafına bakınır, gelmeyen varsa haber verirdi. Başkan tekrar sorar:
- "Mazeretleri nedir?" Toplantıya katılmama, hastalık ve benzeri bir nedene dayanıyorsa, başkan "mazurdur" diyerek bağışlardı. Eğer bir toplantıya gelmeyen kimse evli ise ve başka bir eğlenceye gitmişse başkan şu hükmü verirdi:
- "Kusuru büyüktür. Cezalanması gerekir." Böylece gereken ceza verilir. Toplantıya geç gelmek de hoş karşılanmazdı. Bu gibiler, ellerine yirmi defa tura ile vurmak gibi cezalarla cezalandırılırdı. Geç kalan kimse hiç itiraz etmeden yere diz çöker ve toplantı sonuna kadar böyle kalırdı. Eğlenceler, topluluk tarafından büyük bir zevkle takip edilir ve hatta bir eğlencenin kaçırılması ceza alma korkusundan çok, eğlencede bulunamamaktan doğan üzüntü ile karşılanırdı. Eğlenceye gidememek mutlaka büyük bir mazeret nedeni ile olurdu. Bu toplantıların en ilgi çekici özelliklerinden biri de esnafın dert ve şikâyetlerinin dinlenmesi ve üzerinde konuşulması idi. Toplantı sırasında, pöstekide oturmakta olan başkan sorardı:
- "Bir şikayeti olan var mı?" Şikâyet eden gibi edilen de orada ise, başkanın ve yardımcılarının önüne gelir, adeta duruşma yapılırdı. Birbirinin çırak ve kalfasını ayartanlar, bunlardan şikayetçi olanlar arasındaki anlaşmazlık halledilir, taraflar birbirlerinden özür dilerdi. Şikâyetler dinlenip bir sonuca bağlandıktan sonra başkan sorardı:
- "Eğlenceye başlayalım mı?" Eğlence başlar, sazlar çalar, sesi güzel olanlar, topluca türküler söylerdi. Mayalar, koşmalar, oyun havaları birbirini kovalar; saz ve türkü faslından sonra bir dinlenme olurdu. Kahveler içilir, sigaralar tüttürülürdü. Bu sürenin boş geçmemesi için, hikâyeler anlatılır, taklitler yapılırdı. Sonra günün sorunlarına ait konular konuşulurdu. Arkasından zeybek oyunu başlar, köçekçeye kadar dayanırdı. Böylece eğlenceye gelenler kendilerinden geçercesine eğlenirlerdi.

ARTIK YAPILMIYOR

1960'lı yıllara kadar sürdürüldüğü bilinen bu ev toplantıları, artık yapılamaz oldu. Antalya kentinin son 30-40 yılda çok göç almasıyla, Antalya esnafı neredeyse yan komşusunu tanımayacak hale geldi. Bir zamanlar esnafımız kendi siftah etmişse, "komşum henüz siftah etmedi. Oradan alın" diyerek, müşterisini komşusuna yönlendirirdi. Öğle veya ikindi ezanı okunduğunda kapısı önüne "dükkânda yokum" anlamında bir tabure koyarak camiye namazını kılmaya giden esnafın dükkânları, namaz süresince sahipsiz kaldığı halde hiçbir hırsızlık olayı yaşanmazdı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.