X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Uğur UĞURAL: Kalpten kalbe
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Uğur UĞURAL: Kalpten kalbe

  • Giriş Tarihi: 26.4.2015
Uğur UĞURAL: Kalpten kalbe
Uğur UĞURAL: Kalpten kalbe

Merhaba sağlığı değerli, yüreği güzel, ruhu güzel SABAH Akdeniz okurları. Merhaba cennet Türkiyemin bilinç dolu yaşam dostları. Geçen haftaki köşe yazımızda 'elalem ne der?' dedik. İyi de ettik. En azından gönlümüzün kahramanı nerededir, bize nasıl gelir bunları gördük. Siz değerli okurlardan yine yüzlerce mail geldi. Teşekkür ederiz.
Şimdi galaksilerarası yargı konseyi elalemi geride bırakıp kalpten kalbe nasıl bakarız bunu görelim. Görebilmek için gönül kapımızın açık olması gerekiyor.
Hani bir laf vardır "Dost başa, düşman ayağa bakar" diye. Biz, ne yazık ki başa bakar gibi yapıp ayağa bakarız.
Böyle bir kültürün çocuklarıyız. Ne yapalım böyle görmüşüz. Böyle programlanmışız bir kere. Mesela düğünleri düşünün.
Düğüne giden insanlar, algılarını bir şeyleri övmekten çok, negatif eleştiriye kilitler. İnsan beyni algıda çok ilginç bir organdır ve kişiden kişiye değişmektedir.
Beyninizle neler yapabileceğinizi bir bilseniz inanamazsınız. Düğün pastasının üstünde ancak büyüteç ile görebileceğiniz şekerlemeler var diyelim.
Miyop teyzemiz 1 km uzaktan o şekerlemenin kalitesini size söyler. Kurabiyelerdeki ufacık ayrıntıları, gelinin saçını, baldızın gözünü, damadın kaşını hatta moda dünyasındaki son trendleri. "Hay bin kunduz aşkına" demek gelse de içinizden demeyin.
Ne yapsın? Teyzem böyle görmüş.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Biz ne yaptık, ona bakalım.
Kendimize bir soralım: Yaşama bakış açımız, bu açıya getirdiğimiz anlam, bu anlama getirdiğimiz bilinç bizi hangi önyargılara götürüyor?
Bu önyargılar bize ne sağlıyor? Bizden ne götürüyor? Çocuğunun yanında sevgiden, dürüstlükten, doğruluktan bahseden anne-baba; bu düğünde çocuğuna hangi mesajları veriyor? Sorunun cevabı; etkili ders çalışamama ve çocuktaki anlam kaybına kadar uzanır, bilginiz olsun. Yaşama bakış açımız kendi iç dünyamızda bize ait olan her şeyin yani kişiliğimizin, karakterimizin, davranış modellerimizin bize gayet normal gelmesini sağlar. Örneğin bir çocuğun yaşam ile iletişimde aileyi örnek alırken hangi kavramları kullandığı aklımıza gelmez bile.
Yukarıda verdiğim düğün örneği ve gözlemlediğim davranışlar psikoloji biliminde 'kompleks' olarak incelenir. İyi de bu kompleks nereden üstümüze yapıştı.
Kompleks ile doğmadık ya? Doğmadık evet. Ama el bebek gül bebek onunla büyüdük.
Hatta kıyaslandık: "İdris beylerin oğlu teşekkür getirmiş bu kırıkların hali ne çocuk, onca para döküyorum sana." (Çocuktaki algı: Vay canına.
Demek beni bunun için seviyor.) "Bey bey bak Fatma hanımlar bu sene Türkbükü'ne gitmiş, sen halen burada debelen." (Karı-koca arasına girilmez, yorum yok.)


HAFTANIN BİLİNÇ NOTU

Değerli okurlarımız. Hepimizin yaşamında pozitif ve negatif alanlar var. Çoğumuzda, yaşamın hep negatif alanında kalmak ve oraya demir atıp oradan çıkamamak birtakım biyolojik nedenlerden kaynaklanabilir. Birey psikolojik durumunu ve ruhsal dünyasını tedavide bilimsel olarak yetersiz kalabilir, kalır da zaten. Ancak; davranışlarımızın ve algılama süreçlerimizin yönü bugünkü yazımızda gördüğünüz üzere 'öğrenilebilir' bir süreçtir. Bu yaşamda büyük mutluluklara küçük adımlarla ulaşırız. Yaşam dediğimiz şu rengarenk tuvalde her rengi keşfedip içindeki güzelliği görebilirsek eğer gerçek özgürlüğe ulaşırız. Yani kalpten kalbe mutluluk zirvesine. YGS yaklaşıyor. Haftaya tüm aileleri ilgilendirecek önemli bir yazı dizisine başlıyoruz. Sevgiyle kalın.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.