X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kaleiçi ve Yat Limanı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kaleiçi ve Yat Limanı

  • Giriş Tarihi: 10.8.2015
Kaleiçi ve Yat Limanı
Kaleiçi ve Yat Limanı

Bugün kentin sakinleri ve Antalya'ya gelen turistler kentin gürültüsünden uzak Kaleiçi ve Yat Limanı'nı gezmeye koşuyorlar. Doğru da yapıyorlar. Çünkü buralar Antalya'nın yüzakı

Evliya Çelebi'nin 200 parça gemiyi aldığını belirttiği Antalya antik limanı doğal bir limandır. Antalya'ya gelirseniz Kaleiçi ve Yat Limanı'nı gezmelisiniz öncelikle. Burada restore edilerek işlev kazandırılan eğlence merkezini, yatları, balıkçı teknelerini, çevresindeki küçük gölgeli sokaklarında eski ahşap evleri gezmelisiniz, Bir küçük lokantasında ünlü 'Grida' balığını yemeli, sıcak yaz aylarında denizden esen serin meltemi hissetmelisiniz. Bugün bu yat limanının ağzını Akdeniz'e karşı iki dalgakıran korur. Kalıntılardan ve yüzyıl önceki fotoğraflardan anlaşılacağı gibi, kentin ilk kurulduğu yıllarda mendireklerin yerinde kenti karadan gelecek saldırılara karşı koruyan kent surlarının denize ulaşan uçlarında bugün olduğu gibi mendirekler uzanırmış. Bunların uçlarında bugün ancak eski fotoğraflarda görülen ve birisinin adının 'Kız Kulesi' olduğu Evliya Celebi tarafından belirtilen iki kule, geceleri sürekli ateş yakılan deniz feneri olarak kullanılıyordu. Ayrıca bir de antik limanın birkaç yüz metre gerisinde 40 metre yüksekliğinde falezlerin üzerinde, kent surlarının güneybatı köşesinde, uzaklardan denizcilerin kenti bulabilmelerini sağlamak için geceleri ateşle işaret veren ve bugün yerli halk tarafından 'Hıdırlık Kulesi' olarak adlandırılan bir kule vardır. Limandaki mescidin hemen yanındaki yerde, koca çınarların altında daha düne kadar gemi ustaları vardı. Balık kılçıkları gibi tekne kaburgaları görülürdü orada o günlerde. Bu çınarların hemen yanında kale duvarlarına bitişik birçok dükkân vardı 70'li yılların başında. Bu eskimiş, köhnemiş dükkânlar, insana o devirlerden bir şeyler anlatır gibiydiler. Bugün bunların yerinde yeller esiyor. Buradan, yine kale duvarlarına bitişik ünlü Kırkmerdiven yukarı çıkar. Bu merdivenin güneyinde bulunan limanın güneyini kuşatan duvarların arkasında Mermerli Plajı denilen yerde antik bir tiyatronun varlığından bahsedilir. Antalya'nın antik limanında, bugünkü adı ile Yat Limanı'nda lokanta ve çay bahçesi yanında benzeri işkollarında hizmet veren 35'e yakın dükkân var. Yeni yapılan panoramik asansör ile artık Yat Limanı'na inmek, çıkmak da kolaylaştı. Daha dün ancak balıkçıların, sandalların dolaştığı limanda, bugün kentin sakinleri ve Antalya'ya gelen turistler kentin gürültüsünden uzak burayı gezmeye koşuyorlar. Gezi yatlarına binip falezler boyunca gezi yapıyorlar. Haydi siz de gelin, Antalya Yat Limanı'nı doya doya yaşayanlardan, biri de siz olun.

KALEİÇİ EVLERİNİ DE GÖRÜN

Hazır yat Limanı'na inmişken, Kaleiçi'ni de gezin. Eski evleri, bahçeleri, dar sokakları ile bugün Kaleiçi, Antalya'nın gezilmesi gereken yerlerinden birisidir. Limandan Kaleiçi'ne gitmek için iki seçeneğiniz var. Ya limanın batısında dikkatinizi çekecek İskele Mescidi'nin arkasını dolanıp, bir zamanlar Venedikliler tarafından yapılan Kırkmerdiven'i tırmanacaksınız, ya da kordon boyu limanın güneyindeki mendirek merdivenlerini kullanarak Mermerli Parkı'na ulaşacaksınız. Mermerli Parkı'nda bir çay molası verin, liman surlarını, Kaleiçi'ni ve muhteşem Beydağları'nı seyredin. Sonrasında Mermerli Parkı'ndan Ahi Yusuf Camisi arkasını dolanan yokuştan yukarıları çıkınca, Antalya Büyükşehir Belediyesi'nce birkaç hafta önce düzenlenen Yanık Hastane Parkı ve seyir terasında bulursunuz kendinizi. Buradan da Beydağları, Yat Limanı ve Kaleiçi'nin muhteşem bir görünümü vardır. Sonrasında ilk gördüğünüz aralıktan Kaleiçi sokaklarına gelişigüzel girin. Sokaklar taşıta değil, insan ve atlı trafiğine yetecek genişlikte şekillendirilmiştir. Kaleiçi'nde, günümüze gelebilmiş yaşayan evlerin en eskilerinin tarihinin 19. yüzyıl sonuna rastladığı kitabelerinden bazı ahşap süsleme parçalarından anlaşılmaktadır. Kaleiçi evlerinde büyük konaklar az sayıdadır. Antalya halkının eskiden içinde yaşadığı diğer evler ise Anadolu'nun diğer yörelerindeki evler gibi ataerkil ailelerin barınabileceği avlulu ve geniş evler veya bazen de mütevazı bir ailenin barınabileceği iki odalı, sofalı, iki katlı yapılardan oluşmaktadır. Yazlar çok sıcak, kışlar ılık geçtiği için Kaleiçi'ndeki evlerin yapımında, soğuktan koruyuculuktan çok güneşi önleme ve serinlik sağlama amacı evin planını da belirler. Yazın, gündüzleri denizden karaya esen meltem rüzgârları ile geceleri doğudan esen, Antalyalılar tarafından 'Manavgat' adı verilen rüzgârların geçişine izin veren yapı düzeni, Kaleiçi'nin ana planını meydana getirir. Bunun yanında gölgeli taşlıklar ve avlular, hava akımını kolaylaştıran yüksek tavanlar, Kaleiçi evlerinin ana özellikleridir. Evlerde bol ahşap kullanılması, yörenin orman zenginliğinden kaynaklanmaktadır.

KALEİÇİ EVLERİ
Antalya Kaleiçi evlerinde eskiden genellikle yaz mevsimini Antalya'nın kuzeyindeki serin yaylalarda geçirip, sonbaharda Antalya'ya dönen varlıklı kimseler otururlardı. Bu evlerde ortak bir özellik yoktur. Çünkü her biri özellikle ev sahibinin zevkine göre ve görünüşten çok günlük yaşam ihtiyaçları göz önünde tutularak inşa edilmişlerdir. Yine de Türk ve yerleşik Rumların evleri arasında belirgin bazı farklılıklar vardı. Yerleşik Rumların evleri, sokak tarafına cumbalı, bir nevi kapalı balkonlu bir çıkma, evin içi, karşılıklı odalar ve bir salon, salonun bir tarafı sokağa, diğer tarafı bahçeye bakar şekilde olurdu. Kaleiçi'nde bulunan eski evlerin kapıları, develerin ve arabaların geçebileceği genişlikte dar sokaklara açılır. İçinde genellikle portakal ağaçları bulunan bu evlerin bahçeleri yüksek duvarlarla dış dünyadan ayrılmışlardır. Bahçelerinde eskiden meyve ağaçları yanında sebze ve çiçek de yetiştirilirdi. Bahçelerde pekmez kaynatma kazanından üzüm ezme teknesine ve şıra havuzuna, çamaşır ocağından tandıra, erzak ambarından dibek taşına kadar her şeyin yeri de belirlenmişti. Kaleiçi evlerinde parseller ufak, yollar dar tutulmuştu. Her parselin yarısı ev, yarısı bahçeydi. Hemen hemen her evin yerleştiği alan, Antalyalıların deyimi ile 'taşlık' denilen kesimi oluşturuyordu. Yaz aylarında yaşam, genellikle sokaktan bir kapı ile girilen avluda, yani taşlıkta geçerdi. Çoğu evde bu taşlığın tabanı toprak zeminli olduğu gibi, Konyaaltı Plajı'ndan tek tek ve özenle seçilerek getirilen çakıl taşlarından türlü şekillerle süslenmiş Kıbrıs mozaiği da denilen çakıl taşlarıyla bezeli olurdu.Sanırım bu kadar bilgi başlangıç için yeter. Gelişi güzel, Kaleiçi'nin bir labirente benzeyen sokaklarında dolaşın. Göreceksiniz, Antalya Kaleiçi'nde ilginizi çekecek, sizi oyalayacak şey var.

YAT LİMANI
Ortaçağda limanın kuzeyinde yer alan bölümde, denizle ilişkili dükkânlar bulunuyordu. Düne kadar çoğu boş ve yıkık durumda bulunan bu dükkânlar 1973 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca kamulaştırılarak onarıldı ve işyerleri haline dönüştürülerek 1983 yılında çeşitli işkollarına kiraya verildi. Antalya Yat Limanı ve Eğlence Merkezi böyle doğdu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.