Antalya'da turizme nasıl başladık?

Giriş Tarihi: 28.9.2015
Antalya'da turizme nasıl başladık?

Yıllar ne kadar da çabuk geçiyor. 16 Ekim 1971'de Kemer'in Ayışığı Plajı kenarında 700 yataklı Valtur İtalyan Tatil Köyü'nün temel atılışını da İtalyan yatırımcıların ön şartlarını da daha dün gibi hatırlıyorum. Temel atılmadan önce 'Kemer yolu yapılacak' diye bir şartları vardı İtalyan yatırımcıların

O günlerde Antalya'dan Kemer'e gidilebilecek tek vasıta deniz motorları idi. Bir de Kemer'e jeeplerle dağlardan aşılıp gidilirdi. O da ancak yaz aylarında. Yolun bazı bölümlerinde yolcu arabadan indirilir; karşıdan herhangi bir vasıtanın gelip gelmediğini kontrol için, bir sonraki viraja gönderilirdi. Çünkü Kemer karayolunun birkaç yerinde, iki vasıtanın yan yana geçmesi bile imkânsızdı.

ANTALYA'NIN İLK TATİL KÖYÜ VALTUR

İtalyanlar, tatil köyünü inşa etmek için hükümete, önce Kemer'e yol yapılması şartını öne sürmüşlerdi. Yol yapıldıktan sonradır ki Valtur Tatil Köyü'nü inşa ettiler. Böylece Kemerliler bu tatil köyü sayesinde hem yola hem de turiste kavuştu. Valtur Tatil Köyü açıldıktan sonra da Antalya sosyetesinde orayı görmek, orada bir gün geçirmek bir tutku olmuştu adeta. Antalya'nın ileri gelenleri tatil köyünü ziyaret etmek, orada bir gün geçirebilmek için can atarlardı. Tatil köyünden içeri Türk olarak kimseyi almazlardı çünkü. Antalya Turizm Bölge Müdürü Ahmet Dolanay İtalyanca bildiği ve Valtur Tatil Köyü idarecileri ile arası iyi olduğundan, genellikle onun ricasını kırmazlardı. Rica minnet içeri alınırdı kentin yöneticileri ve ileri gelenleri. Orada bir yemek yemek, denize girmek o günler için bir ayrıcalık gibiydi. Antalyalılar ilk üstsüz denize giren bayanları, ilk 'Çıplaklar Kampı'nı bu tatil köyünde gördü, yaşadı. Orada günübirlik birkaç saat geçirenler kente döndüklerinde, dostlarına orada yaşadıklarını bire bin katarak anlatırlardı. Antalyalı turizmciler yemek dışında içki hariç 'Her şey dahil' sistemle ilk kez bu tatil köyünde tanıştılar.

KEMER'E İKİNCİ TATİL KÖYÜ

Kemer yakınında ikinci bir tatil köyü girişimi 1972 yılında oldu. 83 şirketten oluşan ve birçok otel ve bir de uçak şirketi olan Alman Arabella Firması'nın sahibi Schörnhuber Kardeşler özel uçakları ile 1972 Şubat'ında Atina'dan Antalya'ya geldiler. Şubat ayında Yunanistan'da kar yağışı yaşayan ekip, Antalya'da masmavi bir gökyüzü, sıcak bir güneş ve ağaçları çoktan çiçek açmış görünce, adeta büyülenmişlerdi. Antalya'nın sahillerini bir de özel uçakları ile alçaktan uçarak izlediler. Karar vermişlerdi. Ne yapıp yapıp buraya bir tatil köyü yapacaklardı. Schörnhuber Kardeşler söz verdikleri gibi bir ay kadar sonra mimar, mühendis, ekonomist ve turizmcilerden oluşan bir heyetle tekrar Antalya'ya geldiler. Kemer Kızıltepe bölgesinde konaklama tesisi kurmak istiyorlardı. Turizm Bankası da inşa edilecek tesislere ortak olacaktı. Arabella ile banka arasında ortak bir şirket kurulup, bir ön anlaşma imzalandı. Kurulan bu şirket Kızıltepe'de önce kuracağı 1350, ikinci aşamada 2700 daha sonra 7000 yataklı oteller ve tatil köyleri için plan ve proje hazırlayacaktı. Ulaştırma Bakanlığı da uçakların Antalya havalimanında rahat iniş-kalkışı için gerekli genişletme çalışmalarını yapacaktı. Fakat işler beklenildiği gibi gitmedi. 1973 seçimlerinde AP Hükümeti düştü. CHP-MSP koalisyon hükümeti kuruldu. Hükümetin bir kanadı turizm olgusuna pek sıcak bakmıyordu. Yeni hükümet daha önce Arabella'ya tanınan hisseleri azaltarak yüzde 50 olmasını istedi. Arabella bu öneriyi kabul etmiş ancak Almanların Türkiye'den ticari alacaklarından on milyon liranın bu işte kullanılmasını istemişlerdi. Turizm Bakanlığı uygun bulmuştu ama Maliye Bakanlığı Hazine Genel Sekreterliği buna yanaşmıyordu. Nihayet olan olmuş, bürokrasi, çelişkili beyanatlar yüzünden iş, içinden çıkılmaz bir hal almıştı. Arabella şirketinin sahibi Schörnhuber, Antalya'da yatırım yapmaktan vazgeçtiğini şu sözlerle açıklıyordu: "Türk Hükümeti'nin belli bir turizm politikası, ilkeleri yok. Önce Turizm Bankası ile sermaye oranında anlaştık. Arkadan, 'Yüzde 50 olarak değiştirelim' dediler. Değiştirdik. Yarın yüzde 40 derlerse ne yaparız? Bu işe başlayalı iki yıl oldu. Hâlâ formalitelerle uğraşıyoruz. Artık biz bu işten bıktık." Sonra da Arabella Şirketi, Turizm Bankası'na gönderdiği kısa mektupta, Antalya dosyasını kapattığını bildiriyordu. Bu şirket konaklama tesislerini inşa edebilseydi; Antalya, daha 1970'li yılların ortalarında bol turiste kavuşacaktı.

1970'Lİ YILLARDA TURİZM


1970'li yıllarda ve 1980'li yılların başında Türkiye'nin en önemli turizm hareketini karavanlı turistler ve hippi olarak adlandırılan sırt çantalı gençler oluşturuyordu. Havayolu taşımacılığı gelişmediği, planlı ve yeterli bir karayolu taşımacılığı olmadığı için insanlar Türkiye'yi gezmek için karavanlarıyla gelirdi. Böylece, hem ulaşım sorununu çözerler, hem de yeterli otel bulunmaması nedeniyle yaşanan konaklama sorununu hallederlerdi. Bu potansiyel nedeniyle BP (British Petrol) ilginç bir uygulama başlatmıştı. Edirne'den başlayıp karavanla günlük ulaşılabilecek uzaklıklarda Mocamplar oluşturulmuştu. Bu BP Mocamp'lar, o dönemde çok popülerdi. Sırt çantalı turistler ise o yıllarda ülkemizde gerçek Türk misafirperverliğini yaşadı. Ulaştıkları yerlerde en iyi şekilde ağırlanıp yedirilip içirildi. İnsanlar şimdiki gibi turizmin gelir kaynağı olacağını düşünmüyor, gelen turistleri bir misafir olarak görüyordu. Bizim en büyük tanıtım propagandamız, kulaktan kulağa yapılanlardı o yıllarda. Hizmetteki bu eşitsizlik de yayılınca 1967'de başlayan ilk charter seferleri sona erdi. Yine 1970'te Antalya'ya Touropa- Avusturya ilk charter seferini gerçekleştirdi. 15 günde bir 90 kişilik küçük uçaklarla turist getiriliyordu. Bu bile bizim Antalya turizmimiz için çok önemli bir gelişmeydi. 1970'li yıllarda Antalya'ya yolcu getiren birçok Avrupalı seyahat firması vardı. Bunlar Max Kreutzer, Orion Reisen, IKE Reisen gibi genellikle Alman firmalarıydı. O zamanlar yolcu terminali askeri havaalanı içindeydi. Hem iç hatlar, hem dış hatlar olarak hizmet veriyordu. 1970'li yılların sonlarına doğru terör olayları arttı, ortam karıştı. Çoğu seyahat acentesi yolcu seferlerini durdurdu.

1980'LERDE YATAK SAYISI

İnanılmayacak bir rakam ama Antalya bölgesinde daha 1980'li yılların başlarına kadar yalnızca iki bin yatak vardı. Bunun 700'ü Kemer'deki İtalyan Tatil Köyü, 150'si Talya Oteli'nde, 380 yatağı Alanya'da Alantur Motel'de, kalanı da birkaç ucuz turistik otel ve belediye belgeli otellerdi. O zamanlar fazla gelen turistleri evlerimizde yatırırdık. Bugün kim evine kabul eder? Anamızı-babamızı bile çekemez bir millet olduk. Turisti mi çekeceğiz? Sözün kısası sahillerimize yapılan oteller, tatil köyleri sahillerimizi bozulmaktan, yağmalanmaktan kurtarmıştır. Çoğumuz hatırlayacaktır. Beldibi'ndeki kaçak villa sahipleri 1979 yılının sonlarına doğru Beldibi Tüneli'ni işgal etmişler, o zamanki Antalya Valisi Güngör Aydın'a ve askeri güçlere karşı koymuşlardı. Sonuçta bu zengin kişilerin yüzlerce kaçak villası, Güney Antalya Projesi kapsamında yıkıldı. Aksi halde Dünya Bankası'nın, bu yöre için verdiği kredinin kullanılmasına izin verilmeyecekti. Bu durumda siyasetçiler bu kez taviz verememişlerdi. İşte bu sayededir ki Antalya'nın güzelim kıyıları, bugün Ege ve Mersin sahillerinde görülen çarpık yapılaşmadan uzak kaldı. Bu oluşumu Dünya Bankası'na borçluyuz.

ARKADAŞINA GÖNDER
Antalya'da turizme nasıl başladık?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz