X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalya nereden nereye?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Antalya nereden nereye?

  • Giriş Tarihi: 30.10.2015
Antalya nereden nereye?
Antalya nereden nereye?

Bugün Antalya'yı 50-60 yıl öncesiyle karşılaştırdığımda, şaşırıp kalıyorum. Antalya'nın yarım asırlık bir süre içinde bu kadar değişeceğini rüyamda görsem bile inanmazdım

Günümüzden 50-60 yıl öncesine kadar, Yörüklerin ve köylülerin büyük bir çoğunluğunun yaylaya çıktıkları 7-8 aylık yaz ve sonbahar aylarında Antalya Ovası'nın adeta bomboş, ıssız bir görünümü vardı. Antalya kentinin hemen yanı başında bile geniş makilik alanlar görülürdü. Bugün modern yerleşimin yer aldığı Konyaaltı ve Dokuma semtleri tamamen fundalıktı. Evimizin bulunduğu Yenikapı'dan birkaç yüz metre ileriye, bugünkü Işıklar Caddesi'nin deniz tarafına doğru arkadaşlarla uçurtma uçurmak veya sapanla kuş avlamaya gidecek olsak, 'şehir dışına çıktık' diye anne ve babalarımızdan azar işitirdik.

KÖYLÜK ALANLAR

Köylerimize gelince; köylerimiz geniş fundalıklar ve içine girmeye bile cesaret edilemeyecek sık ağaçlı ormanlar arasında adeta kaybolurdu. Bu ormanlarda çok sayıda dağ keçisi, alageyik, domuz, ayı, sırtlan ve hatta Anadolu parsı gibi vahşi hayvanlar bulunurdu. Çoğu köylerimizde, evlerin hemen hepsinin duvarları çamurla sıvanmış, üzerleri hayıt otu veya saz gibi şeylerle örtülü idi. Bu köy evlerinde yatak-yorgan, gaz lambası dışında pek fazla da eşya olmazdı. Bu köylük alanlarda, yaz aylarında sıcaktan, sinekten; kış aylarında da çamurdan, bataklıklardan geçilmezdi. Antalya il merkezi ile köyler arasında pek azı dışında doğru dürüst yol bile yoktu. Köyler arası ulaşım ise genellikle deve ve at sırtında yapılıyordu. Halkın giyinişi tek düze idi. Satın alınan veya elde dikilen bir elbise, bir çarıkla birkaç yıl geçirilmeye çalışılırdı. Halkın yaşayış biçimi çok sade ve tekdüze idi. Perge, Aspendos, Sillyon, Side gibi görkemli antik kent kalıntılarının yanı başında insanlar ya karaçadır hayatı sürdürüyor, ya da hayıt otundan yapılmış evlerde oturuyorlardı. İklimi sıcak, toprağı çok verimli, suları bol, her türlü ürünün bol bol yetişmesine elverişli bu zengin doğa, insan eliyle bir düzene konmadığı için insanlara ıstırap verirdi. Sel, bataklıklar nedeniyle insanlar sıtma ve her türlü hastalıklarla, ölümle burun buruna yaşıyordu. Aşırı sıcakların da kavurduğu insanlar, bu olumsuzluklardan kurtulma yolunu ancak göçebelikte, yazın yaylada, kışın ovada oturmakla bulabiliyordu. Antalya'nın adı o yıllarda, bugünkü kadar tanınmış değildi. Türkiye'de yerinin nerede olduğunu bile bilen çok azdı. Antalya'ya tayin edilen bir memur, günlerce yas tutardı.

BATAKLIKLAR KURUTULDU

II. Dünya Savaşı'ndan sonra motorlu taşıtların hızlı bir şekilde gelişmesi, uzaklık kavramının yavaş yavaş ortadan kalkması, bölgeyi eski kapalılığından ve yalnızlığından kurtarmada önemli rol oynamıştır. 1950'li yıllarda bataklıkların kurutulması ile ovada eski sıtmadan, hastalıklardan adeta eser kalmamıştır. Kamyonların gelişmesi ile büyük şehirlere Antalya'dan meyve ve sebze ihracatı, bu bölgenin ekonomik durumunu birden bire değiştirmiştir. Öyle ki bu yıllarda sebze ve meyve, portakal zamanlarında Antalya'ya yüzlerce kamyon girip çıkar olmuştur. Yine aynı yıllarda pamuk ekimine başlanması, traktörlü tarıma geçilmesi ile Antalya Ovası insanının yüzü gülmüştür. Bu ilerlemede DSİ'nin öncülüğünde tarlalara kadar götürülen su kanalları en büyük etken olmuştur.

ÇOK HIZLI GELİŞTİ
Bu ekonomik gelişme ile eski basit, hatta çoğu ilkel konutların, çadırların yerini kiremitli, konforlu evler almıştır. Bölgede yaşayış biçimi ve zevkler, kısacası, her şey şu kısa, son 50 yılı bile bulmayan bir zamanda çok değişmiştir. Böylece, bu zengin, her türlü gelişme imkânlarını kapsayan, bu son derece güzel manzaralı ve tarihi eserlerle yüklü bu verimli ova, son bir çeyrek yüzyılda turizmin gelişmesiyle, uzun tarihinin yeni bir gelişme ve ilerleme dönemine girmiştir. Dün tarlada çapa çapalayan genç kız, bugün evinin yakınındaki turistik tesislerde kat görevlisi olarak çalışır olmuştur. Antalya Ovası'nda bu gelişmeler o kadar hızlı ve büyük olmuştur ki, ovanın görünüşü adeta tanınmayacak bir hal almıştır. Bundan 60 sene önce, yarısından fazlası ekilmeyen, fundalık ve bataklık olan, mera olan, yazın sıtmadan geçilemeyen ovanın bütün bataklıkları kurutulmuş, fundalarından temizlenmiş ve ekilmedik yeri âdeta kalmamış gibidir. Ovanın her tarafı traktörle, motorlu taşıtla birden bire dolmuştur. Antalya Ovası pamuk ve susam gibi, portakal ve limon, malta eriği gibi, turfanda sebze ve meyve gibi sıcak iklimlere özgü değerli, yani her yerde yetişemeyen üretim maddeleri ile Türkiye'de tarımın ön vitrini halini almıştır. Bunun yanında, son yıllarda 'Kesme Çiçekçilik' birdenbire ön plana geçmiştir. Özellikle turfanda sebze ve meyvecilik çok gelişmiştir; Antalya Ovası artık yılın her mevsi-minde, sebze ve meyve ihraç eder duruma gelmiştir. Antalya Toptancı Hali'nden her gün çıkan yüzlerce kamyon, Türkiye'nin diğer şehirleri arasında mekik dokur.

GELİŞME ÖRNEĞİ

Bu ani ilerlemeler, halkın yaşayışını büyük ölçüde değiştirmiştir. Köylünün yaşayış ve giyinişleri de bu gelişmeye paralel olarak ilerlemiştir. Çoğunun artık traktörü binek arabası ve hemen hemen her evde son model buzdolabı, fırın, televizyon bulunur. Yörenin yerli halkı; hatta 20-25 yıl önce Antalya'ya yerleşmiş olanlar bile, şimdi bu ölçekteki gelişmeler ve değişiklikler karşısında şaşırmış durumdadırlar. Şüphesiz, Türkiye'nin başka yerlerinde ilerlemeler olmuştur. Fakat hiç bir yerde değişiklik bu kadar tam ve birdenbire olmamıştır. Antalya ovasının şehir ve köyleri, şu 20-25 yılda, hızlı gelişmenin ne demek olduğu hakkında gösterilebilecek örneklerin en iyilerinden birisi olarak gösterilebilir.

TÜM DÜNYA BİLİYOR

Hâlbuki Antalya Ovası, şu son 30 yıl öncesine kadar, Güney'in en sapa, en kenar yerlerinden birisiydi. Burası adeta bir çıkmaz sokağa benziyordu. Yine Antalya son yıllara gelinceye kadar Türkiye'nin her tarafında adı pek duyulmamış, ekonomik rolü hemen hiç olmayan ve bu yüzden de merkezi hükümetten fazla ilgi görmeyen bir yerdi. Ancak 40 yılı bile geçmeyen bir zaman içinde ulaşımın ve turizmin gelişmesi Antalya'yı yalnızlığından, içe kapanıklığından kurtarmış, eski tarihlerden beri daldığı derin uykusundan uyandırmıştır. Antalya adı, yalnız Türkiye'de değil, tüm dünyada bilinir duruma gelmiştir. İşte artık bizler, böyle bütün dünyaca bilinen bir bölgede yaşıyoruz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.