Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Eskiden Antalya'da sinemalar

Giriş Tarihi: 30.11.2015
Eskiden Antalya'da sinemalar

1970'li yılların ortalarına kadar sinemaların, Antalya'nın sosyal yaşamında önemli yeri vardı. Haftada en az bir defa ailecek sinemaya gidilirdi

Antalya Film Festivali başlıyor. Film denilince, eski günlerdeki sinemaları unutmak ne mümkün. Paramızla, sinema kapılarında bilet bulabilmek için her türlü cefaya katlanırdık. Çünkü 1970'li yılların ortalarına kadar sinemaların, Antalya'nın sosyal yaşamında önemli bir yeri vardı. Televizyonun olmadığı o günlerde, haftada en az bir defa ailecek sinemaya gidilirdi. Zamanında biletini almayanlar; karaborsacıların insafına sığınırlardı. Kentteki Elhamra, Bizim Sinema, Yeni Sina, Şehir, Akdeniz, İnci, Yener, Yıldız, Saray (bugün Antalya 2000'in yerinde), Konyaaltı, Gebizli ve Bahçelievler sinemaları her gün insanlarla dolup taşardı. Bizim, Yeni, Gebizli ve Bahçelievler, Konyaaltı sinemalarının yalnız yazlık kısımları vardı. Bu sinemalarda yaz aylarında, yıldızların altında film seyretmek ayrı bir zevkti. Yazlık sinemaların arkasındaki yüksek evlerde oturanlar film seyretme yönünden çok şanslıydılar. Her gün film seyretmek için gelen misafirlerle dolup taşan bu evlerin sahiplerine, büyük bir hayranlıkla bakılırdı. Bazen yüksek ağaçlara çıkılınca da yazlık sinemanın perdesi görünürdü. Sinema bileti alacak parası olmayan herkesin ağaçta bir yeri olurdu.

ANTALYA'DA İLK SİNEMA

Yenikapı'da bugünkü Büyükşehir Belediyesi'nin yanındaki yeşil alanda, eskiden İtalyan işgali yıllarında (1919) inşa edilen ahşap ve kagir karışımı bir Rum binası içinde Antalya'nın ilk sineması olan 'Nocera Sineması' vardı. 1922'de Antalyalı Rumlar Antalya'yı terk ettiklerinde, hazineye geçen bu binada, 1926 yılı sonunda Yüzbaşı Mahmut Yalay tarafından 'Leyla Sineması' adı ile Antalya'nın ilk sineması kurulmuştur. O yıllarda Mahmut Bey'in İzmir'den getirdiği karpitle çalışan sinema makinesi ile burada 10, 15 dakikalık sessiz filmler oynatılıyordu. Devrin sessiz filmleri arasında: Ankara Postası, Ateşten Gömlek, Düztaban, Bastıbacak, Şarlo filmleri ile Pan Peterson ve Gözlüklü Lui'nin üçer, beşer dakikalık filmleri oynardı. O günlerde Antalya'da henüz elektrik olmadığından filmin perdede oynaması için makinenin kolu elle çevrilirdi. Filmler oynadığı sırada, sahnenin önündeki gramofonda, çala çala oldukça yıpranmış 'taş plak'lardan cızırtılı müzik yayını yapılırdı.

SİNEMAYA DÜŞKÜNDÜ

1933 yılında Mahmut Yalay Bey kendini emekliye ayırınca, sinemayı uzun yıllar beraber çalıştıran Mahmut Kaynar Bey (Küçük Mahmut) sinemanın işletmeciliğini üstlendi. Mahmut Kaynar Bey, Zincirlihan'daki ziraat makineleri satıcılığının yanı sıra o yıllarda pek faal olan Halkevi temsil kolunda amatör oyunculuk ve de yönetmenlik yapardı. Antalyalılar onu, güzel sanatlara düşkün, orta boylu, etine dolgun, her zaman güler yüzlü, şakacı, hassas ruhlu, güzel bir insan olarak hatırlarlar. Elhamra Sineması ona geçince önce koltuklar yenilendi. Bomboş olan duvarlar, Mahmut Bey'in akrabası Emmi'nin çöller, vahalar, hurma ağaçları, develer, Bedeviler ile Bedevi kızları figürlerinden oluşan resimlerle süslendi. Bu resimlerin aralarına sinemaya ayrı hava veren güzel aplikler yerleştirildi. Sinema baştan sona yenilenince, adı da değiştirildi, 'Elhamra Sineması' oldu. Sinemanın ilk makinisti de daha önce olduğu gibi radyocu Süleyman Cankalp ve daha sonra Raci Bey idi. Tüm sinemalar gibi; Elhamra Sineması'nın da duhuliye, birinci, koltuk, balkon ve locaları vardı. Önce iki kanatlı genişçe bir kapıdan 'Fuaye' denilen yere girilirdi. Sol tarafta gişe ve onun yanından makine dairesine çıkan merdiven bulunurdu. Sinemanın ana giriş kapısının karşısında salona giriş kapısı yer alırdı. Son yanda başka merdivenle balkon ve localara çıkılırdı.

SESLİ SİNEMA DEVRİ
Sesli sinema devri başlayınca, Küçük Mahmut Bey, İzmir'e gitti. Orada Lale Sineması'nın sahibi Kerim Bey'den üç aylığına kiraladığı makineyle 'sesli film' gösterimine başladı. Halkın büyük ilgisi ile karşılaşınca, satın aldığı yeni sinema makinesi ile sesli film gösterimini Antalya'da başlattı. Bu arada yeni yeni sinemalar açılmıştı ama Antalya'da, en iyi macera filmleri, kovboy filmleri, gerilim filmleri Elhamra Sineması'nda oynardı. Elhamra Sineması'nda filmin gösterildiği beyaz perdenin önünde ve iki yana açılan kadife perdenin hemen arkasında büyükçe bir sahne vardı. Kente gelen tiyatrocular, dansözler, şarkıcılar gösterilerini burada yaparlardı. Benim çocukluğumda Elhamra Sineması makinisti Sezai Gürel, kapıcısı Topal Mümin Aga idi. Sinema öğleden sonra matine ve akşam suare olmak üzere iki seans yapardı. Sinema başlamadan önce, birkaç dakika aralıklarla üç kez gonk vurur; üçüncü gongtan sonra ışıklar yavaş yavaş azalır; kadife perdeler ağır ağır iki yana açılırdı. Sinemada gizli gizli sigara içenleri kontrol eden bir belediye memuru görev yapardı. O günlerde sinemalarda, sigaranın ateşini göstermeyen sigara ağızlıkları kullanılırdı. Belediye memuru, dumanı fark edince o seyirciyi sinemadan çıkarırdı.

FİLM KOPUNCA!...
Bazen de filmin en heyecanlı yerinde, perdede birtakım titreşmeler görünür, birden ortalık kararır; arkasından salonun ışıkları yanardı. Bu film kopmaları veya film makarası değiştirilirken sinemada verilen aralar, biz gençleri hiç rahatsız etmez; aksine sevindirirdi. Çünkü kaç kez ışıklar yanarsa, o kadar çok sinemadaki kızlara göz atma fırsatımız olurdu. O zamanlar Antalya'da sık sık elektrikler kesilirdi. Elektrik kesilmesi sinemadayken olursa, oldukça can sıkardı. Bazen yarım saat kadar elektriklerin gelmesi beklenir; arıza büyük ve elektriklerin gelmeyeceği anlaşılırsa, bilet ücretleri ya iade edilir, ya da ertesi gün aynı filmi tekrar seyretmek için damgalanırdı. Bazen film oynarken ses gider, seyirciler hep bir ağızdan; "Makinist ya ses, ya kes!" diye bağırırlardı. Elhamra Sineması'nın balkonu ve locaları vardı. Gündüz matinesinde biletler, kadınlar rahatsız edilmesin diye balkon yalnızca kadınlara, alt salon ise bekâr erkeklere satılırdı. Kadınlar filmi rahat ve küfürsüz izleyebilsinler diye Elhamra Sineması'nda ve daha sonraları diğer sinemalarda çarşamba günleri kadınlar için özel 'kadınlar matinesi' düzenlendi. Bu matinelere hiçbir erkek sokulmazdı.

ARALARDA GAZOZ VE FRİGO
Filmin orta yerinde 'Beş Dakika Ara' yazısı, perdede görününce, sigara içenler, biraz temiz hava almak isteyenler, sinemanın fuaye denilen salonuna koşuştururlardı. O zamanlar çok içilen gazoz ve çok yenilen 'Frigo' denilen dondurmalar, bu 'Beş Dakika Ara'da satılırdı. Gazoz satıcıları, kovalarda buz parçaları arasında soğutulan gazoz şişelerine madeni açacaklarını vurarak seyircilerin dikkatlerini çekerlerdi.

HAFTAYA: YAZLIK SİNEMALAR

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Eskiden Antalya'da sinemalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz