Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Yazlık sinemalar

Giriş Tarihi: 7.12.2015
Yazlık sinemalar

52. Uluslararası Antalya Film Festivali etkinlikleri sona erdi. Birçok yarışma filminin gösterimi yapıldı. Ancak eskiden yazlık sinemalarda film seyretmenin tadı bambaşkaydı

Yazlık sinemalarda oturma yerleri çok basitti. Seyircilerin oturduğu sandalyeler veya tahta kanepeler, sağa sola oynamalarını önlemek için, birbirlerine arkadan bir kalın tahta çakılıp sabitleştirilirdi. Bunlarda rahat oturabilmek için ya evden gelirken minder getirilir ya da sinemadan ince süngerden yapılmış minderler kiralanırdı. Beyaza boyanmış bir duvarda film oynardı. Bu yazlık sinemalarda ya tuvalet olmaz, ya da içerisine girilemeyecek kadar pis olurdu. Çişi gelen çocuklar bazen karanlıkta, kimseye belli etmeden anneleri tarafından öndeki sandalyenin ayağına işetilirdi. Antalya'daki yazlık, kışlık tüm sinemalarda film sırasında kabak çekirdeği yemek adettendi. Sinemaların önlerinde fıstık-çekirdeğin taze ve sıcak kalmasını sağlamak için, içinde tahta parçaları yanarken bacasından dumanlar çıkan seyyar arabaları ile fıstık-çekirdek satıcıları bulunurdu. Bu fıstıkçıların en ünlüsü Elhamra Sineması önünde seyyar arabası ile fıstık-çekirdek satan Gani Aga idi. Herkes sinemaya girerken bu seyyar satıcılardan bir hartuç dolusu fıstık-çekirdek satın alırdı.

ÇITLIK SAVAŞLARI
Elhamra Sineması'nın önünde ayrıca ince bambu kargısından yapılmış; çitemik (çitlembik), nohut gibi yiyecekleri ağızla üfleyerek atmaya yarayan tuğluk ile çıtlık denilen ve tüfek saçması büyüklüğünde, tadı çikolatayı andıran bir yiyecek satılırdı. Gençler film seyrederken bu minik meyvelerin etli kısmını yer, bir saçma büyüklüğündeki sert çekirdeklerini tuğluk ile başka insanları hedefleyerek gizlice atarlardı. O zaman herkesin dudakları arasında bir tuğluk, artık sinemada çıtlık savaşları başlardı. Film başlamadan önce veya aralarda çocuklar, kâğıttan tayyareler yaparak üst balkonlardan, localardan aşağıya atarak eğlenirlerdi. Sinema dağıldığında, tahta sıraların arası çekirdek kabuklarından, çıtlık çekirdeklerinden neredeyse görünmez olur; süpürgeciler bunları sinema dağıldıktan sonra süpürürlerdi. Bu nedenle parası olmadığı için sinemaya giremeyen çocuklar sinemanın kapısında bekleşerek, özellikle öğle matinelerinde, "Amca süpürelim mi?" diye sorarlardı. Bunun anlamı çocuk bedava film seyredecek, sinema dağıldıktan sonra da sinemayı süpürecektir. Ben çocukken, bedava film seyredebilmek için özellikle Elhamra Sineması'nda bu işi çok yaptım.

ANTALYA SİNEMALARI

Elhamra Sineması, işletmecisi Mahmut Bey Antalya'da başka sinemalar açılınca, 1959 yılında sinemacılığı bıraktı. Mülkiyeti zaten Özel İdare'ye ait olan bu bina, bir süre Antalya Tekelioğlu Kütüphanesi olarak kullanıldıktan sonra, yanındaki Vatan Kahvesi ile birlikte 1983 yılında yıkılıp tarihe karıştı. Antalya'da 1950'li yıllardan başlayarak açılan sinemalara gelince; Yeni Sinema'nın karşısında Yener Sineması, bugünkü Tolunaylar döviz bürosunun yanında ise eskiden Akdeniz Sineması vardı. Şehir Sineması, bugünkü Büyükşehir İşmerkezi'nin güneyinde; Yıldız Sineması Orduevi'nin doğu köşesinde bulunuyordu. Bir süre Kaleiçi'ndeki Oskar Sineması olarak çalışan ve 2002 yılında kapanan yer, eskiden İnci Sineması idi. Şehir Sineması'nın sahibi Metin Çakallıklı'nın sahip olduğu Bahçelievler Yazlık Sineması da bugünkü Bahçelievler'de Bahçeli Taksi'nin bulunduğu yerdeydi.

KONYAALTI SİNEMASI

Konyaaltı Yazlık Sineması, Konyaaltı'ndaki 12 Eylül Koruluğu'nun yanında, etrafı birkaç metrelik briket bir duvarla çevrili dikdörtgen bir alandan ibaretti. Briketten üç metre kadar yükseltilen; üzeri harçla sıvalı ve beyaz badanalı batı duvarı ise sinemaya perde görevi görüyordu. Halk, sinemadaki kanepelerden daha çok obalarından getirdikleri minderler üzerinde yerde oturarak filmi seyrederdi. Buranın diğer bir özelliği de içki, sigara serbestti. Akşamki içki masasında yarım kalan kadehini, bira şişesini kapan bu sinemaya koşardı. Hatta çoğu zaman sinema içinde çilingir sofrası bile kurulduğu görülürdü. Sinemaya girilince film en çok iki saatlik olsa bile en erken üç saat sonra çıkılırdı. Sinema çıkışında kestane kebapçılar, salepçiler, simitçiler, daha birçok satıcı bulunurdu. Yaz akşamlarında ise sinemadan çıkılınca, ya dondurmacıya, salepçiye, çorbacıya girilir; ya da bir Karaalioğlu Parkı dolaşıldıktan sonra evlere gidilirdi. Bu nedenle Karaalioğlu Parkı günün her saatinde ve gece yarılarına kadar insanlarla dolup taşardı.

SİNEMA SONRASI GAZOZ KEYFİ
Diğer taraftan sinemadan çıkan Antalya'nın ileri gelenleri ise mutlaka Halim Bey'in Vatan Kahvesi'nde oturup ayran ve limonatasından veya ocakçı Aliman'ın çay ve kahvesinden içmeden evlerine gitmezlerdi. Sinemalar, çocukluk günlerimizin unutulmaz saatlerinin geçtiği mekânlar idi. Ankara, Cansu, Sefa, Beydağı, Ali Şen, Dört Mevsim gazozu içerken veya Selahattin Birol'un imal ettiği frigo dondurmaları yerken seyrettiğimiz kovboy filmleri artık yok.

SİNEMA ÇIĞIRTKANLARI
Örneğin bugün Antalya'da ne zaman bir tiyatro gösterisi veya bir konser için tanıtım yapılsa, bir arabaya afişler yapıştırılır; sürücü yanında oturan bir kişi elindeki mikrofonla çevreye duyularını yapar. Eskiden bu işi bir kişi, birbirlerine iplerle bağlı iki dikdörtgen şeklindeki kalınca bir kartona yapıştırılmış film veya konser afişlerini boynuna asar ve elindeki ses büyüteçleri ile "Bu akşam saat 20.30'da Elhamra Sineması'nda, aşk, macera, intikam dolu bir film. Kaçırılmaması gereken bir film! Tüm Antalyalı film severlere duyurulur!" diye bağırarak duyurularını yaparlardı. Bazen de sinemacılar çok önemli filmler gösterecekleri zaman, biraz daha masraf yaparak, film afişlerini at arabalarına yüklerler; çığırtkanlar bu kez arabanın üstünden, ellerinde ses büyüteçleri, aynı duyurularını yaparlardı. Elhamra Sineması'nın 1948-50 yıllarında 'Sinema Çığırtkanlığı'nı Antalya'nın en eski saat tamircisi (Küpeli) Ali Rıza Suduran yapmış.
ARKADAŞINA GÖNDER
Yazlık sinemalar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz