Antalya Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Giriş Tarihi: 21.12.2015
Antalya Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti

Antalya'nın Milli Mücadele tarihinde Antalyalıların göğsünü kabartan çalışmalardan biri de Antalyalı kadınların kurduğu Antalya Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'dir

Elmalılı Dr. Ferruh Niyazi Ayoğlu'nun eşi Saime Ayoğlu bir gün kocasına, "Doktor, biz kadınlar da vatanın kurtuluşu için cemiyet kurabilir miyiz?" diye sorar. Kocasından 'olur' alan Saime Hanım'ın bu fikri, kadın arkadaşları tarafından da destek bulunca, Antalya Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Elmalılı Doktor Ferruh Niyazi Bey'in (Ayoğlu) eşi Saime Hanım'ın öncülüğünde 15 Mart 1920 Pazartesi günü kuruldu. Okuryazar olduğu için cemiyetteki bütün yazı işlerini yürütme görevi Saime Hanım'a verildi. Bu cemiyetin kurulmasında en büyük itici güç, belki de 17 Şubat 1920 gecesi Antalya Kalekapısı'nda, Korkuteli Meclisi İdare ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi Haşmetzade Mustafa Efendi'nin kendisini tutuklamak isteyen İtalyan askerlerince şehit edilmesi olmuştur. Mustafa Haşmet, olayın ertesi günü Antalya halkı tarafından görkemli bir cenaze töreni ile toprağa verildi. Arkasından 1 Mart 1920 günü, cephemizin yetenekli tayyarecisi Vecihi Hürkuş'un uçağını bir düşman yaralamış, o da kurtuluş çaresini Kuşadası'na zorunlu iniş yapmakta bulmuştu. Kuşadası İtalyan işgalinde olduğundan, Miralay Refet Bey (Paşa) o uçağı alıp cephemize kazandırabilmek için Antalya'ya gelmişti.

HAKSIZLIKLAR ANLATILDI
İşgale rağmen büyük bir coşku ile karşılanan Temsiliye azasından Miralay Refet Bey, o devrin belediye binası (bugün yerinde Büyükşehir Belediyesi İş Merkezi bulunuyor) önünde nutuk verirken, işgal kumandanı, İtalyan konsolosu da bir takım karabinyeri askeri arasında nutku dinlemeye gelmişlerdi. İtalyanların gönlünü hoş edip yaralı uçağı almaya gelmiş olmasına ve nihayet, işgal altındaki topraklarımızda olmasına rağmen cesur kumandanımız, konuşmasının sonunda söylediği; "Efendiler! Bileklerinizdeki ecnebi zinciri altın da olsa, yine zincirdir. Onları kırmak ve (İtalyanları göstererek) bunları kolundan tutup atmak sizin vatani görevinizdir" dedi. Heyeti Temsiliye azasından Miralay Refet Bey'in Antalya'ya gelerek belediye önünde yaptığı konuşmasının sonunda söylediği; "Boynumuzda ecnebi zinciri, altından bile olsa koparıp atacağız!" sözü, Antalya kadınlarının arasında büyük bir etki yarattı. İtalyan Konsolosu Faranti, Refet Bey'in sözlerini yanındaki kumandana tercüme edince, hemen bir komut vererek karabinyeri askerlerini toplayıp oradan ayrıldı. O gün Miralay Rafet Bey'e "Söz veriyoruz, o zinciri koparıp atacağız!" diyen Antalya kadınları cepheye giyecek yardımını daha bir hızla sürdürdü. Cemiyet üyesi kadınlar mahalle mahalle dolaşıyor; Milli Mücadelenin önemini konferanslar, mitingler ile anlatıyor ve toplanan yardımlar cephelere ulaştırılıyordu. Bu arada yabancı devlet başkanlarının eşlerine protesto telgrafları gönderilerek Türk Milletine reva görülen haksızlıklar anlatılıyordu. Antalyalı kadınlar, "misafir günü" diye her hafta bir başka evde toplanır, aralarında görüşür, çalışmalarını düzenlerdi. Bunların çalışma alanları özellikle Hilâl-i Ahmer (Kızılay) çerçevesinde cepheye sargı, ilaç ve yaralılara gereken diğer birçok başka malzemeyi göndermekti. Antalyalı kadınlar 1920 Mart ayının 27'sinde ilk iş olarak, İngilizlerin İstanbul üzerine haksız istila ve işgalini telgraflarla protesto etti. Yine bir protesto telgrafı çekmek üzere iken Antalya Mutasarrıfı Cemal Bey ile Saime Ayoğlu arasında şöyle bir konuşma geçer: - Siz buna imza atacak mısınız? - Tabii, cemiyetin başkanı olduğum için benim atmam gerekir. -Bunu iyi düşünün madalyonun bir de tersi var. Mustafa Kemal kuvvetleri başarılı olmazlarsa sizi asarlar. -Assınlar, ben kararımı verdim. Ya istiklal ya ölüm, basıyorum imzayı ve gönderiyorum. Kadınlar; bir taraftan cephe için parasal yardım toplarken, bir taraftan da eski Müftü Mehmet Hamdi (Yazır) Efendi'nin temin ettiği birkaç dikiş makinesi ile 15 Nisan 1920'de bir terzihane açarak cephe ve muhacirler için elbise ve askere giyim eşyası dikmeğe başladı. Saime Ayoğlu da köy köy dolaşarak yün temin ediyor; bu yünleri köylülere dokutarak askerlerin giydirilmesini sağlıyordu.

KADIN KAHRAMANLAR

Kumandanlığa gönderilen 31 Temmuz 1920 tarihli bir yazıda "Bu güne kadar cepheye gerek nakden ve gerekse eşya göndermek sureti ile 100 bin lira civarındaki parayla vilâyetin bir fedakârlıkta bulunduğundan müteşekkir olunduğu"ndan söz edilmesi, Antalyalı kadınlarımızın bu konudaki başarısını göstermektedir. İtalyan işgali altındaki Antalya'da, 1920 yılı Mayıs'ında, Antalya Hilal-i Ahmer Cemiyeti adına Antalyalı kadınlar tarafından Bali Bahçesi'nde bir güreş tertip edildi. Güreşi 5 binin üzerinde Antalyalı izledi. Milli Mücadele'ye yardım amacıyla, güreşte 6 bin lira nakit para ve 10 bin liralık eşya bağışı toplandı. Toplanan para ve eşyalar Ankara hükümetine gönderildi. Görüldüğü gibi Türk kadını İstiklâl Savaşı'nda önemli rol oynamıştır. Cephane taşıyanlar, dövüşenler olmuştur. Antalyalı kadınların da gerek Anadolu'ya askerin ihtiyacını karşılayacak malzeme göndermek, gerek Antalya sokaklarında mitingler düzenlemek, protesto telgrafları çekmek gibi çalışmaları olmuştur. Antalya'da yeni kurulan Kadın Müzesi'nde bu cefakar Antalyalı muhakkak yer almalıdırlar.

Saime Hanım (AYOĞLU) kimdir?
Antalya'da Müdafaa-i Hukuk Kadın Cemiyeti'ni kuran ilk kadın. Akaretlerde rüştiyeye, sonra yine o civarda açılmış olan Fransız okuluna gitti. Bu sırada Sultanahmet Mitingi'nde genç üniversiteli olarak ateşli nutuklar söyledi. İki yıl süre ile evlerindeki Fransız mürebbiyeden dikiş ve Fransızca öğrendi. Ayrıca darül-fünunun hocalarından Mazhar Müfit (Kansu) Bey'den edebiyat ve felsefe dersleri aldı. Bundan başka (Muzıkai Hümayun) hocalarından Cemal Reşit (Rey) Bey'den musiki öğrendi. Gayet güzel piyano, keman, ut çalan ve musiki bilgisine de sahip olan Saime Ayoğlu'nun babası Hasan Basri Bey sarayda operatördü. (Sercarrah) Abdülhamit ilkin onu Diyarbakır'a sürmüş, sonra da affetmişti. Aile de gelip Antalya'ya yerleşmiş, Saime Hanım daha sonra Antalya'da sıtma hastalığını 1950'li yıllarda Antalya'da sona erdirecek olan Elmalılı Dr. Ferruh Niyazi Ayoğlu ile evlenecektir. Saime Ayoğlu, zaferden sonra Antalya'nın ünlü ilkokul öğretmeni Emine Kadıgil'le birlikte Türk Kadınlar Cemiyeti'ni kurmuştur. Atatürk Antalya'ya geldiği zaman, Afet İnan Hanım'a Milli bir kıyafet alınması istenmiş. Ve bu iş Saime Ayoğlu'na havale edilmiştir. Bu görevi en iyi bir şekilde sonuçlandıran Ayoğlu'na Atatürk, gönderdiği telgrafta memnuniyetini ileterek, zahmetlerine teşekkür etmiş, parasının da gönderilmiş olduğunu bildirmiştir.

ANTALYA KADINLARI MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ'NE TEŞEKKÜR
"1920 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Kadınlar cemiyeti tarafından toplanan 74.993 kuruşa ulaşan yardımdan 35 kıta senedat gereğince 68.15 kuruş sarf olunduğu ve baki kalan 14.000 kuruşunun da Ziraat Bankası Antalya Şubesi telgraf havalesi ile Ankara'da Hilali Ahmer Yönetim kuruluna gönderildiği haber alınmıştır. Bu hususta Cemiyet idare kurulunu oluşturan 11. Kolordu Ahzı Asker Reisi Miralay Şefik Bey eşi hanımefendi ile üyeleri Konya Adliye müfettişi Zihni ve tüccardan Selanikli Zeki ve Baytar Müfettişi Ali Rıza beyefendilerin eşleri hanımlarla, Muallime Esma ve Behiç hanımların fevkalade hizmet ve gayretleri sonuç verdiği anlaşılmakta kendilerine beyanı teşekkür olunur." Mustafa Kemal (2 ARALIK 1921).


HAFTAYA:
ANTALYA'DAN SEÇİLEN İLK KADIN MİLLETVEKİLİ

ARKADAŞINA GÖNDER
Antalya Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz