X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kasaba görünümünden, modern bir kente
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kasaba görünümünden, modern bir kente

  • Giriş Tarihi: 25.1.2016
Kasaba görünümünden, modern bir kente
Kasaba görünümünden, modern bir kente

1970'li yıllara kadar büyük bir kasaba görünümündeki 'da her yer yemyeşildi. Akşam saatlerinde arıklardan evdeki havuzlara çevrilen suyla tüm bahçeler sulanırdı. Susadığımızda bu arıkların kıyısına boylu boyunca uzanır, kana kana su içerdik. Kentin o günkü sınırları; doğuda Değirmenönü Caddesi'nin son bulduğu Meydan Kavağı, batıda Hastane Üstü (Selekler Çarşısı), Hapishane Üstü (şimdiki Güllük), Kuzeyi Şarampol ve Kızıl Arık, güneyi İskele, Karaalioğlu Bahçesi, Fener Üstü (Talya Otel'in bulunduğu yer) idi. Yenikapı semtinden başlayarak, bugünkü Orduevi'ne kadar uzanan caddelerde yalancı karabiber ağaçları, söğüt ağaçları gibi aşağıya kaldırımlara sarkar; geniş gölgeleri ile Antalyalıları, Antalya'nın kavurucu sıcaklarından korurdu.

SÜPÜRÜRKEN TOZ KALKARDI

Şarampol Caddesi, Kalekapısı'ndan başlayıp, kuzeyde bugünkü Atatürk Hastanesi'ne (eski SSK) kadar giden yoldu. Bu cadde Muratpaşa Camisi'nden biraz ileriye kadar düzgün gider; Giritli Mahallesi denilen yerden sonra artık hemen hemen bağ ve bahçeler veya taşlık düzlükler başlardı. Burada da ünlü bir çınar altında Şarampol Kahvesi vardı. Şarampol Caddesi'nden sonra, Muratpaşa Camisi kuzeyinden ve bugünkü Orduevi içinden geçen Kanlıçay, İskele'deki büyük bir un fabrikasını çalıştırdıktan sonra Gazhane'nin yanından denize dökülüyordu. Cadde üzerinde yer alan birçok su değirmeni nedeniyle "Değirmenönü Caddesi" olarak adlandırılan Recep Peker Caddesi ise Üçkapılar'dan başlayarak Meydan Kavağı'na kadar uzanıyordu. Bu cadde üzerinde Rumlardan boşalan evlerde, bugün de olduğu gibi mübadele ile Yunanistan'ın Selanik kenti ve çevresinden gelen Muhacirler oturuyordu. Bugün trafiğe kapalı olan Hükümet Caddesi'nde avukatlar, arzuhalciler, şipşak fotoğrafçılar ve bir de Şeref Eczanesi vardı. 1970'li yıllara kadar bu caddeler Antalya'nın en geniş ve büyük caddeleri idi. Çarşı pazar dışında, ana yollar mahalle araları toprak yollardı. Çarşı, pazar, yıkılan kalelerden elde edilen büyük taşlarla döşenirdi. Bu taşlar zamanla aşınıp kaygan hale gelince sivri çekiçlerle yontulur, kaymaz hale getirilir ve yeniden yere döşenirdi. Çarşı yollarının temizliği ise önde, elinde su dolu gaz tenekesi ile yolu sulayan sucu, arkasından süpürgeci ve onun arkasından tek bir merkebin çektiği çöp arabası ve elinde süpürgesi ve gaz tenekesinden kesilerek yapılmış büyükçe faraş bulunan çöp toplayıcısı ile yapılırdı. Su arıklarının bulunduğu sokaklar süpürülürken toz kalkmasın diye sulanması, çöpçünün elindeki faraş ile olurdu. Bunlar faraşı arığa daldırır, suyu yarım daire yapacak şekilde sokağa serperlerdi. Onu süpürgeciler izlerdi.

TONGUÇ İLE BAŞLADI


1960 İhtilali'nden sonra Antalya'ya vali olarak atanan Nuri Teoman Paşa, valilik görevi yanında Antalya Belediye Başkanlığı görevini de üstlenince, Antalya'daki yeşilliklerin katledilmesinde önemli bir rol oynadı. Önce yaprakları çok dökülüyor diye ulu çınar ağaçları kesilmeye başlandı. Arkasından elektrik hatlarına engel oluyor diye ana caddelerde, kaldırımlar üzerindeki yalancı karabiber ağaçları adeta katledildi. Yerlerine bugün kısmen gördüğümüz turunç ağaçları ekildi. Belki bu ağaçlar kentin simgesine uygun düştü ama narenciye ağaçlarının doğru-dürüst bir gölgesi olmadığından, Antalya caddeleri yaz aylarında adeta kaynar bir kazanın içine düştü. Yeni modern caddelerin açılması, bazı yıkımlar yapılarak eski caddelerin genişletme çalışmaları Antalya Belediye Başkanı Selahattin Tonguç döneminde oldu. 1975-76 yıllarında, Cumhuriyet Meydanı etrafı ile Saat Kulesi'ne kadar olan bölümünün binalardan temizlenmesi, Dönerciler Çarşısı'nın Kitapçı Süreyya Kayabaş'ın dükkanının bulunduğu köşenin ve Kalekapısı'ndan Vilayet Binası'na kadar olan işyerlerinin yıkımı Antalya'nın İmarcı Belediye Başkanı Selahattin Tonguç'un kent için yaptığı önemli hizmetlerdendir. 1980'li yıllardan sonra ise mantar gibi bitiveren apartmanlar, kaybolan bahçeler, içinden çıkılmaz bir hal alan trafik, Antalyamızın güzelliklerinden çok şey kaybettirdi. Antalya 1980-1989 yılları arasında imar konusunda bir durgunluk yaşadı. 1989 yılında Antalya'da Allahtan becerikli bir Belediye Başkanı Hasan Subaşı çıktı da kente yeni ve 21. yüzyıla yaraşır bir görünüm verdi. Antalya'nın o güne kadar el atılmayan kanalizasyon gibi altyapı çalışmaları onun döneminde başlatıldı. Kalekapısı Projesi kapsamında, Pazar Hamamı'nın çevresindeki yapılar yıkıldı ve hamam ortaya çıktı. Saat Kulesi, çevresindeki dükkânlardan temizlenerek kentin simgesi haline geldi. Şarampol, Atatürk ve Işıklar Caddesi'nin bazı bölümleri trafiğe kapanarak Khan Oteli önüne ve Kalekapısı'na yapılan havuzlar Antalya kent yaşamına renk kattı. Kentin içindeki otogar, mezbahanın, toptancı halinin aynı Belediye Başkanı tarafından kent dışına taşınması, Konyaaltı Beach-Park düzenleme çalışmalarının başlatılması, Antalya Kültür Parkı ile Antalya Kültür Merkezi ile Cam Piramit Kongre Merkezi ile Zerdalilik-Müze hattı nostalji tramvayının hayata geçirilmesi, Antalya'ya yeni, modern bir görünüm sağladı. 1900'lerin sonu ile 2000'li yılların başında, başta Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kumbul, Muratpaşa Belediyesi Başkanları Mehmet Manavoğlu ve 2004 yılından sonra Süleyman Evcilmen'in kazandırdıkları semt parkları, Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in sahil bandındaki gezi yolları yapımındaki gayretleri kentimize çok şey kazandırdı.

TÜREL'DEN İKİNCİ RÖNESANS


Kim ne derse desin, kim ne kadar eleştirirse eleştirsin; Türel'in bu çalışmaları, Vali Haşim İşcan'dan sonra Antalya kentinin yaşadığı ve benim 'İkinci Rönesans' olarak nitelediğim çalışmalardır. Değeri bugün belki bazı Antalyalılar tarafından böyle algılanmasa da bunun yarınlarda böyle anılacağından, adım kadar eminim. Ben de "Hormonsuz" bir Antalyalı olarak, Antalya'nın bu müthiş evrimini, büyük bir keyifle ve teşekkürlerimle izliyorum. Bir teşekkürüm de Kepez Belediye Başkanı Sayın Hakan Tütüncü'ye: Dokuma Alanı'na dokundurtmadığı için. Antalya'nın ciğeri sayılan bu alanı bir park, bir kültür alanı olarak Antalyamıza hediye ettiği için.

Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'in 2005/2009 yılları arasında gerçekleştirdiği katlı köprü geçitler, Cumhuriyet Caddesi'nin Doğu Garajı bölgesine kadar gezi alanına dönüştürülmesi, Yeni Hükümet Konağı Restorasyonu, Kepez bölgesinin modern tramvay hattı ile kent merkezine bağlanması, Türkiye'de bir ilk olan yürüyen merdivenli üst-alt yaya geçitleri ile şık kent mobilyaları ve daha birçok çalışma Antalyalının belleğinden hiçbir zaman silinmeyecektir, Beş yıl kentin imarı yönünden durgun geçen bir dönemden sonra, tekrar işbaşına gelen Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, bugün de Kent Müzesi, yeni tramvay hatları gibi eski vizyon projelerine kaldığı yerden devam ettiği gibi; bu çalışmalarına, onlarca yeni projeler ekliyor. Antalyamızı çağdaş bir kent olma yolundaki ihtiyaçlarını gidermek üzere; Antalya için gece-gündüz demeden çalışıyor.