X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Antalya'da Anadolu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'da Anadolu

  • Giriş Tarihi: 4.4.2016
Antalya'da Anadolu
Antalya'da Anadolu

Türk basın tarihinin 1920'lere uzandığı 'da ilk gazete 'Antalya'da Anadolu' adı ile basıldı. Gazete, Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu'nun sesi olarak ünlenmişti

'da Türk basınının tarihi 1920'lere uzanmaktadır. Daha önce başka yerlerde basılıp Antalya'da okunan gazeteler; Takvim, Ceride, Anadolu, Telegraf, Amalthia, Gazetesi, İmpartial Illustreaded London News ve Illustrations'du. Yunanistan'da yayınlanan edebiyat ile ilgili her kitap ve Mısır'ın Kahire kentinde Türkçe-Arapça yayınlanan Minytor adlı gazetenin zaman zaman Antalya'ya geldiğini, Antalyalı Rum Yorgo Pehlivanidis'in hatıralarından öğreniyoruz. Antalya'da ilk ve Türkçe gazete, 19 Aralık 1920 tarihinde, İzmir'den Antalya'ya gelen Haydar Şükrü (Öktem) Bey tarafından Antalya'da Anadolu Gazetesi yayınlanmaya başlar. Cumartesi hariç her gün iki sayfa olarak yayınlanan Haziran 1922'de 4 sayfaya çıkan ve pedalla basılan bu gazete Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara'nın Anadolu'daki sesi olmuştur. O günlerde Anadolu'da - Ankara hariç- Konya'da yalnızca 'Babalık Gazetesi' çıkmaktaydı.

'ANADOLU GAZETESİ'

İzmir'de Birinci Dünya Savaşı içinde gazete sayısı azalmış Mondros Mütarekesi'nin imzalandığı tarihte Türkçe olarak Ahenk, Anadolu, Duygu ve Köylü gazeteleri yayınlanıyordu. Anadolu Gazetesi 1911 yılında İzmir'de kurulup yayına başlamıştı. Haydar Rüştü (Öktem) Bey tarafından çıkartılan Anadolu ve Duygu gazeteleri İttihat ve Terakki yanlısı gazeteler olmaları nedeni ile İtilâfçı basının düşmanlığını üzerlerine çekiyorlardı. Anadolu ve Duygu gazetelerinin Başyazarı Haydar Rüştü "Cihanın Mukadderatının" Paris'te belirlendiği, Türk vatanının mirasına konulmak istendiği bir sırada, içeride İtilâfçıların ve onların yanında olan basının bu saldırılarını kınıyordu. Gerek bu iki gazete, gerekse sahibi Haydar Rüştü Bey, Rumca basının ve İtilâfçı basının saldırılarına uğruyordu. Bu nedenlerle sık sık mahkemeye veriliyordu. Nitekim İzmir'in işgalinden önce her iki gazete de "Tahrik edici yayında" bulundukları gerekçesiyle son kez kapatıldılar. Anadolu'da çıkan Türkçe yayının İzmir'e sokulması yasaklandı ve buna uymayanlar Divan-ı Harp tarafından beş yıl hapse mahkûm oluyordu. Haydar Rüştü, 14-15 Mayıs gecesini Mustafa Necati Bey'in evinde birlikte uykusuz, endişeli bir şekilde geçirmiş ve ertesi gün de Yunanların İzmir'i işgalini görmüştü. Yunanlar kendisini kara listeye almışlardı ve daha işgalin ilk gününden itibaren kendisini aramaya başlamışlardı. Haydar Rüştü Bey üç ay kadar saklandı. Haydar Rüştü Bey'in başına gelenleri Atatürk'ün tel emri ile öğrenen Antalya Kuvayi Milliye Cemiyeti bu yurtsever gazeteciye hemen sahip çıktı.

ANTALYA SAHİP ÇIKTI

İşgal kuvvetlerince kısmen tahrip edilen basımevinin Antalya'ya nakledebilmesi ve gazetesini Antalya'da serbestçe yayınlayabilmesi için İzmir'de saklanmakta olan Haydar Rüştü (Öktem) Bey'e Antalya Kuvayi Milliye Cemiyeti bin lira gönderdi. Bu davete sevinen Haydar Rüştü Bey, İzmir'den ayrılarak, 19 Aralık 1920'de gazeteyi "Antalya'da Anadolu" adıyla yeniden yayımlamaya başladı. Antalya, o yıllarda İtalyanların işgali altında bulunuyordu. Gazete, ulusal güçlerin gerilemesiyle halkta baş gösteren karamsarlığa karşı da direnişe geçmişti. 10 Eylül 1922 tarihli son sayısında 'Elveda' başlıklı makaleyi kaleme alan Haydar Rüştü Bey, Antalyalılara kendisine gösterdikleri ilgiye teşekkür etmişti. Haydar Rüştü Bey, şu sözlere yer vermişti: "Madem ki ölmeye azmettik ve mademki esir yaşamak istemiyoruz, o halde cidalimiz (mücadelemiz), hakkımız teslim edilinceye kadar berdevam olacaktır. Amma bu hal bugün olmayacakmış, varsın olmasın. Bugünün yarını da var, öbür günü de var. Millet, metin ol!"

'ANTALYA'DA ANADOLU'

10 Eylül 1922 tarihine kadar yayınına devam eden "Antalya'da Anadolu Gazetesi" Antalya Müdafaa- i Hukuk Cemiyeti'nin bir organı gibi çalıştı. Gazete sütunlarının yarısından fazlasını dış politikaya, yerel haberlere Ankara gazetelerine oranla daha fazla yer ayırıyor; buğday, arpa ve diğer tarım ürünleri piyasasının fiyatları düzenli yayınlanıyordu. Ateşli makalelerle halkı cepheye yardıma, köylünün eğitimine, köyde salgın hastalıklarla mücadeleye çağırıyordu. Cumartesi dışında her gün yayınlanan Anadolu Gazetesi'nin tirajı 800'ü buluyordu. Antalya'da Mayıs 1922 tarihine kadar 400'den fazla sayısı çıkmıştır, İzmir'de yayınlananlarla birlikte toplam sayısı 3000'e ulaşmıştır. Genellikle 2, bazen de 4 sayfa halinde yayınlanan gazetenin abonesi yıllık 1200, 6 aylık 600, 3 aylık 400 kuruştu. Bir sayının fiyatı 5 kuruştu. Eski sayıları 20 kuruşa satılır, ilan fiyatları anlaşmaya göre belirlenirdi. İzmir'deki matbaasından kaçırabildiği küçük bir tipo ve bir pedal makinesiyle Milli Mücadele boyunca eski gazetesini Antalya'da çıkaran Haydar Rüştü; İzmir'in kurtuluşundan hemen sonra yine İzmir'e dönmüştür. Haydar Rüştü Öktem 2, 3, 4. ve 5. Dönem Denizli, 6. Dönem Tunceli ve 8. Dönem İzmir'den milletvekili seçildi. TBMM Başkanlık Divanı Kâtip üyeliği yaptı. Evli ve üç çocuk babası olan Haydar Rüştü Öktem 12.08.1951 yılında vefat etti. İzmir'de toprağa verilmiştir.

VEDA YAZISI

Haydar Rüştü Bey Antalya'dan köşesinde Antalyalılara şu sözlerle veda eder: "Elveda" "Muhterem Antalyalılara, 1920 yılı Aralık ayının 19'uncu pazar günü Antalya'da yayına başlayan Anadolu, bugün buradaki görevine, yayınına son veriyor. Sevgili İzmir'in mübarek ordumuz tarafından geri alınması üzerine ANADOLU orada işe başlamak mecburiyetinde kaldı. Antalya'da birkaç günden beri yayına başlayan Antalya kardeşimizin bizim yerimizi tutması ve yayınını vatanperverane ile memlekete daha başarılı olmasını temenni ederim. Aziz Antalyalılar, şu satırları yazarken gözyaşlarımı tutamıyorum. Büyük küçük hepinizden değerli ağırlanma ve iltifatlar gördüm. Gazetemi kendi halkımız ve vicdanınızın dışavurumu olarak kabul ettiniz. Hele naçizane şahsım ve şahsiyetim hakkında hepinizden gördüğüm kardeşçe samimiyetlere, sevgilere nasıl karşılık vereceğimi bilemiyorum. Sevgili Antalyalılar, Vatan uğrunda diyarlarını terk ile perişan bir halde kucağınıza sığındığımız biz kardeşleriniz, emin olunuz ki sizlerin gösterdiği okşayıcı misafirperliğinizin hatırasını ebediyen kalplerinde muhafaza edeceklerdir. Burada beraberce yaşadığımız zamanlar içinde hep beraber güldük, beraber ağladık, beraber çalıştık. İşte gayretimizin sonucudur ki mesut günlere ulaşmayı başardık… Bütün yazar ve çalışanlarımız sizden memnun olarak ayrılıyor, özellikle birkaç gün sonra yüzlerimizi topraklarına süreceğimiz güzel İzmir'e selamlarınızı götürüyoruz. Elveda, ey kardeşler! "

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.