Giriş Tarihi: 16.5.2016
Antalya Müzesi

Bir buçuk milyon nüfuslu ’da, acaba kaç kişi, dünyanın sayılı leri arasında gösterilen Antalya Müzesi’ni en az bir kez olsun gezip görmüştür?

Antalya si, dünyanın sayılı müzelerinden biri olmasına rağmen, halkımızdan yeterince ilgi gördüğü pek söylenemez. Bu hafta müzeler Haftası. Bu yazıyı yazmadan önce, gidip müzeyi tekrar gezdim. İyi ki gezmişim. Görmeyeli müzemiz çok değişmiş. Ben görmeyeli salonlar ve eserler çağdaş müzecilik anlayışına göre yeniden düzenlenmiş. Canına can katılmış. Müze Müdürü Mustafa Demirel ve çalışma arkadaşları çağımıza uygun modern bir müze yaratmışlar. Çok da güzel olmuş. Emeği geçen herkesi tebrik ederim.

MÜZENİN TARİHÇESİ
Müzesi'nin kuruluşu Antalya'nın İtalyanlar tarafından işgalinden hemen sonra olmuştur. İtalyanların tarihi eser toplamalarına engel olmak isteyen Antalya Lisesi Tarih Öğretmeni Süleyman Fikri Bey, Kaymakamlığa başvurarak kendisini fahri eski eser koruyucusu, gönüllü Asar-ı Atika [eski eser] Memuru tayin ettirerek yörede eski eser toplama çalışmalarına başladı. Süleyman Fikri Erten, ilk önce Tekeli Mehmet Paşa Camii'nin karşısında ufak ve bakımsız bırakılan bir mescidi müze haline getirerek, yalnız Antalya merkezinde bulunan eski parçalar toplanıp, oraya koymak suretiyle Antalya Müzesi'nin ilk temel taşı atılmış oldu. 1921'de İtalyanların Antalya'yı terk etmesinden sonra, İtalyan konsolosluğunda toplanan eserler de Kaleiçi'nde yine aynı mescitte koruma altına alındı. Toplanan tarihi eserler, Antalyalı Rumların 1922 yılı ekim ayında Antalya'yı terk etmeleri üzerine Yenikapı'daki Panaya Kilisesi'ne (bugünkü Alaaddin Camii) taşındı. Böylece Antalya Müzesi 17 Ekim 1923 günü resmen kurulmuş oldu. Antalya Müzesi için yeni bir bina aranmaya başlandı. 1933 depreminde şerefesinden yukarı bölümü yıkılan Yivli Minare ve yanındaki cami harap durumdaydı. Külliye içindeki bazı eserler restore ettirilerek eski Panaya Kilisesi'nden taşınan tarihi eserler, hem caminin içinde, hem de doğusundaki alanda, iskele Caddesi'ne kadar teşhir edilmeye başlandı. Harap durumdaki Mevlevihane binası da, müzenin deposu olarak kullanılmaya başlandı. Müzenin de içinde bulunduğu Yivli Minare Külliyesi içinde bulunan bütün binalar, 1955 yılında bir kez daha elden geçirilerek bugünkü görünümlerine getirildiler. Ancak aradan geçen zaman içinde, Antalya bölgesindeki onlarca antik kentte yürütülen kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan eserler Yivli Minaresi Külliyesi'ne taşındıkça, büyükçe yeni bir müze binası ihtiyacı doğmuştu. Modern yeni Müze Binası Konyaaltı Plajı yokuşu başında büyükçe bir alan içine kuruldu. Ve 25 Kasım 1972 günü hizmete açıldı. Dünyanın sayılı müzeleri arasında sayılan Antalya Müzesi, 1988'de Avrupa Konseyi tarafından 'Yılın Müzesi' seçildi.

14 SALONDAN OLUŞUYOR
Çocuk Bölümü: Bu salonda yüzyıllar önce çocukların oynadığı çeşitli oyunlar ve oyuncaklar sergileniyor. Bu salonda ayrıca tipik bir Anadolu kent çarşısından bir köşe de dikkatleri üzerine çekiyor.
Tabiat tarihi ve Prehistorya Salonu: İlk Taş çağlarından itibaren, insanın alet yapımı ile başlayan binlerce yıllık evrimi ve özellikle Karain Mağarası'nda ortaya çıkarılan Alt Paleolitik'ten itibaren Karain Mağarasının taş, kemik aletleri, taşınabilir ilk sanat eserleri, incir ve buğday gibi fosilleşmiş bitki kalıntıları, diş ve iskelet parçaları kronolojik olarak sergileniyor. İzleyen vitrinler de Elmalı - Semayük kazılarında bulunan küp mezarlar ziyaretçinin ilgisini üzerinde topluyor.
Seramik Eserler Salonu: Vitrinlerde M.Ö. 4.yy. dan M.S. 6. yy.'a kadar uzanan değişik kültür evrelerinin seçkin seramik eserleri vitrinlerde ziyaretçinin ilgisine sunulmaktadır. Bölge Kazıları Salonu: Elmalı Bayındır Köyü civarında yığma taş tepecikler görünümündeki tümülüslerde sürdürülen kurtarma kazılarında bulunan altın, , bronz ve fildişinden yapılmış buluntular, MÖ. 8. yy. sonu – 7 yy. başlarına ait Frig çağı. özellikleri gösteren bu eserlerdir. İmparatorlar Salonu: M.S. 2. yy.'a ait heykellerin tümü Perge kazılarında ortaya çıkarılmıştır. İmparator Traian, Hadrian, Septimus, Severus, Sabina, Faustina, Julia, Domna, Julia Soemias, Plankia Magna gibi portre heykellerin yam sıra Üç Güzeller ve siyah-beyaz mermerden yapılmış dansöz heykeli de ilginç örneklerdir.
Tanrılar Salonu: Baş tanrı Zeus'un çevresinde sıralanan Aphrodithe, Tyche, Athena, Apolion, Artemis, Nemesis, Hygeiea, Hermes, Dioskurlar ile karşı tarafta yer alan Mısır kökenli Serapis, İsis ve oğulları Harpokrates heykelleri salondaki tanrıları oluştururlar. Mermer Portreler: Bu salonda çoğunluğu Roma dönemine ait, M.S. 2'nci yüzyıla tarihlenen kadın ve erkek başları sergileniyor. Mozaik Salonu: Bordüründe antik çağın ünlü şair, hatip, yazar ve matematikçilerin portrelerini içeren mozaik Seleuceia agorasında bulunmuştur. Salonda Bizans sanatı M.S. 6. yüzyıla tarihlenen birkaç kabartma ve ünlü Korydalla Definesi ile temsil edilmektedir.
Perge Tiyatrosu Salonu: Perge tiyatrosunda yapılan arkeolojik kazılar sonucu sahne binasında ortaya çıkarılan, 17 anıtsal heykel, frizler ve bazı mimari parçalar bu salonda yer almaktadır. Lahitler ve Ölü Kültü Salonu: Mezar Kültürleri Salonu'nda, madalyonlu, sütunlu, gilandlı Pamfilya tipi lahitlerin yanı sıra en ilginç lahit, Herakles'in 12 macerasını betimleyen lahittir. Salonda steller ve kül kapları da ilgi çekicidir. Sikke ve Küçük Eserler ve İkonalar Salonu: İkinci katta, kent sikkelerinin yanı sıra Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı sikkeleri kronolojik olarak sıralanmıştır. Ayrıca bu salondaki küçük vitrinlerde, altın ve gümüş defineler ile çeşitli takı örnekleri de sergilenmektedir. Bu salonda ayrıca Antalya çevresinde bulunmuş 18-19. yüzyıllara ait ikonalar ve dini tema işlenmiş resimli pencere kapakları sergilenmektedir.
Doğu Garajı Nekropolü: 'Doğu Garajı Nekropolü' olarak adlandırılan alanda kazılar sonucu ortaya çıkarılan insan kemikleri, gözyaşı şişeleri, seramik parçaları, takı ve vazo gibi bazı mezar buluntuları bulundukları yerlerin fotoğrafları anlatım tabloları ile ziyaretçinin ilgisine sunulmaktadır.
Etnoğrafya Salonları: Selçuklulardan başlayarak günümüze uzanan Anadolu Türk sanatı ve günümüzde yaşayan Türk halk kültürlerine ait örnekler müzenin 3 salonu ile bu salonları birleştiren koridorları süslemektedir. 18 Mayıs 2016 Müzeler Günü'nde Antalya Müzesi, 19:00-23:00 saatleri arasında halka ücretsiz giriş için açık bulundurulacak. Ben; "o gün akşamüstü ailenizi, çocuklarınızı yanınıza alıp, bu olanağı değerlendirin" derim.

YORGUN HERKÜL HEYKELİ
Yorgun Herkül olarak bilinen Herakles heykelinin üst bölümü, 1980 yılında Perge antik kentinde bir kaçak kazı sonucu bulunup ABD'ye kaçırılmıştı. 2007'den 2010 yılına kadar verilen ısrarlı mücadele sonunda heykelin üst bölümü 22 Eylül 2011 tarihinde ABD'den ülkemize getirildi. Böylece yıllar süren mücadele sonunda heykelin üst ve alt bölümleri ait olduğu yerde, Antalya Müzesi'nde 31 yıl sonra birbirine kavuşmuş oldu. Heykelin gelen üst bölümü, müzedeki alt bölümü ile birleştirilerek 2. kattaki salonda sergileniyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
Antalya Müzesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz