X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 63 yıldır festivali yaşatan Antalya
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

63 yıldır festivali yaşatan Antalya

  • Giriş Tarihi: 17.10.2016
63 yıldır festivali yaşatan Antalya
63 yıldır festivali yaşatan Antalya

Kim ne derse desin. 2004’ten itibaren Menderes Türel vizyonu ile yeni bir formatta düzenlenen festivalimiz, artık onun bunun değil; gerçek sanatçıların festivali olma yolundadır

Bu yıl 53'üncüsü düzenlenen Antalya Film Festivali'nin ilk temel taşının atılması, 1953 yılına kadar uzanır. İnanılacak gibi değil ama o günlerde Antalya'nın Türkiye haritasındaki yerini bilen bile çok azdı. Hatta Antalya'ya tayin edildiğini öğrenen bir memur, haritada Antalya'nın yerini görünce, günlerce yas tutardı. Doru dürüst yol yoktu. Antalya'ya ulaşan yollar ise tozlu birer çizgiden ibaretti. Antalya'nın güzelliğini ilk dile getiren 6 Mart 1930 tarihinde, Antalya'yı ziyareti sırasında Atatürk olmuştu: "Hiç şüphesiz burası dünyanın en güzel yeridir." Atatürk'ün ziyaretinden sonraki yıllarda Antalya'yı ziyaret edenlerden bazıları, ılıman iklimi ve kilometrelerce uzanan doğal kumlu plajlarını yalayan turkuaz renkli denizinden dolayı, doğanın bütün güzelliklerini sinesinde toplayan bu sahile "Firuze Sahili" (Côte Turquoise) adını verdiler. Bazıları ise bir benzetme ile bölgeye "Türk Rivierası" dedi. Kimileri ise devletten hiçbir destek görmediğini ima edercesine Antalya'yı, "Yataktan henüz kalkmış, saçları taranmamış bir güzel" olarak tanımladı. Ünlü Krupp fabrikaları Genel Müdürü Bay Hansen Antalya için, "Biz cenneti boşuna mukaddes kitaplarda aramışız, meğer aradığımız cennet burada imiş"; Şair Mehmet Emin Yurdakul, "Antalya, Akdeniz'in berrak aynasında, kendi güzelliğini seyreden güzel bir kıza benzer" dese de bütün bu güzelliklerine rağmen o yıllarda Antalya, Anadolu'nun bir köşesinde içine kapanık bir yaşam sürdürmekteydi.

İLK ÇALIŞMALAR
Başta Antalya sevdalısı Dr. Burhanettin Onat olmak üzere kentin ileri gelenleri 1950'li yılların başlarında, kendi kaderine terk edilmiş Antalya'yı yurt içi ve dışında tanıtma uğraşısı içine girerler. Antalya Lisesi'nin yabancı dil öğretmenlerinin katılımı ile 1949 yılında, Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği'ni İngilizce Öğretmeni Osman Batur başkanlığında kuruldu. İlk Turist Rehberi Yetiştirme Kursları o yıllarda açıldı. Fakat bütün bu çalışmalar yeterli görülmedi. Antalya'yı dış dünyaya açacak bir etkinlik de gerekliydi. İşte o zaman 1954 yılından başlayarak Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği tarafından "Antalya Belkıs Tiyatro ve Müzik Festivali" düzenlendi. 1955 yılında Aspendos su, Yivli Minare ve Antalya kenti içindeki birçok eser restore ettirildi. Konukların konaklayabileceği ve o yıllarda Akdeniz kıyılarının en modern oteli olacak olan 44 oda, 72 yataklı Turistik Teras Otel'in temeli, 26 Ekim 1956 günü Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Cumhuriyet Meydanı yanında atıldı. Bu çalışmalarda Antalya Milletvekili olan Dr. Burhanettin Onat'tan büyük destek görürler.

FESTİVALİN İLK YILLARI
Bu yıl 53'ncüsü düzenlenen Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin aslında doğuş yılı 1953'tür. Bu doğuşu izleyen yıllar, benim ortaokul ve lise günlerime rastlar. Benim gibi okulda yabancı dilde başarılı olan öğrencilerin tümü, Antalya'yı Tanıtma ve Turizm Derneği'nin ve dolayısıyla Antalya Belkıs Tiyatro ve Müzik Festivali'nin gönüllü neferleridir. Lise'de resim öğretmenimiz ve sonraki yıllarda Antalya Güzel Sanatlar Galerisi Müdürü olan Esen Emekcil hocamız, Antalya Lisesi ve Antalya Kız Meslek Lisesi öğrencileri ile birlikte festival kortejlerinde aktif görev alırlar.

ESKİDEN KORTEJ
O günlerin yokluklar içinde yüzen Antalya'sında festival için neler yapılmazdı ki? Düşünün bir kere: Karain Mağarası'nda başlayarak 160.000 yıllık bir tarihe sahip Antalya Bölgesi'nin yaşadığı Hitit, Etrüsk, Likya, Grek, , Bizans, Selçuk, Osmanlı, Yeni Türkiye dönemleri görsel olarak kortejde yer alırdı. Antalya Sanat Enstitüsü'ndeki becerikli öğrencilerin imal ettiği tahta kılıçlar, yine öğrenciler tarafından metal renge boyanarak aslına uygun görünüme sokulurdu. Roma savaş giysileri içindeki öğrenciler bu kılıçları da ellerine aldıklarında iki bin önceki Romalılara dönerlerdi. Kimileri de Anadolu Kaplanı postları içlerinde saç-sakal dağılmış bir görünümde, adeta 'Zaman Makinesi'nden daha birkaç saniye önce çıkmışçasına, bizi Karain Mağarası'nın 160.000 yıl öncesi yaşamına götürürdü. Kortejde savaş arabalarının üzerinde büyük bir heybetle geçen öğrencilerden biri belki sizin çocuğunuzdu; diğeri ise belki yeğeniniz. Bu korteji izlememek olur muydu hiç? İşte o yıllardan kalan bir alışkanlıkla Antalyalılar için 'festival' demek, 'kortej' demektir. Diğer etkinlikler ne kadar başarılı olursa olsun, eskiden olduğu gibi bugün de Antalya halkı, festivalin başarısını kortejin renkliliği ve görkemi ile ölçer. Her nedense son yıllarda işbaşına gelen belediye başkanları ya farkında değiller; ya da küçümsedikleri için festival kortejine pek önem vermiyorlar. Lütfedip danışırlarsa, çok müthiş önerilerim var.

FESTİVALE YENİ İSİM
Festival konusunda en büyük sevincim, 28 Mart 2004'te Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilen Menderes Türel'in Altın Portakal Film Festivali'nin 42'ncisini farklı bir formata sokması oldu. Türel şimdi, yeniden başkan ve 10 yıl önce festivale getirdiği yeniliklere bu yıl birçok ilaveler yapıldı. Adı da Antalya Film Festivali olarak değişti. Kim ne derse desin, bence bu formatta düzenlenen festivalimiz artık onun bunun değil; gerçek sanatçıların festivali oldu. Ülkemizin en uzun ömürlü festivali olma niteliğini, ödün vermeksizin bunca yıl sürdüren festival bu yıl bir yaş daha büyüdü. 1964 yılında başlayan 52 yıllık serüvende şüphesiz ki eleştirilecek yönler vardır. Ancak Antalya'yı tanıtma amacıyla yola çıkılan festivalimizin; bunca yıl ayakta kalabilmiş olması, Antalya'nın bugün dünyaca tanınmasında büyük katkı sağlaması, olumlu yönlerinin daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu da bir Antalyalı olarak, bana müthiş bir gurur veriyor.

ALTIN PORTAKAL
1964 yılında Antalya Belkıs Tiyatro ve Müzik Festivali'ne, Antalya Altın Portakal Festivali de eklendi. Festivaldeki tiyatro ve müzik etkinlikleri geri plana itildi. ön plana çıktı. Kortejler, zamanla film artistlerinin fayton arabalarında halkı selamladığı kortejlere dönüştü. Birkaç kişi dışında, ünlü sinema oyunlarının tenezzül edip gelmediği festival kortejleri, ikinci sınıf sinema figüranlarının boy gösterdiği bir alan oldu. Antalyalılar sinema salonlarında seyredip sevdiği sinema oyuncularını görme umudu ile gittiği festival kortejlerinden büyük bir mutsuzlukla evine döndü. Sinemaya ve oyuncularına saygısını Türkiye'de bir ilk olarak film festivali düzenleyerek ifade eden Antalya halkı, ne yazık ki aynı ilgiyi karşı taraftan hiçbir zaman göremedi. Antalyalıların paraları ile lüks otellerde ağırlanan, "Viskiden başka bir içki içemem" diye Antalyalılara hava atanlar, İstanbul'daki sade yaşamlarına döndüklerinde, Antalya Altın Portakal Film Festivali'ni acımasızca eleştirmekten de geri kalmadılar.