X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kendi kanatlarımla uçmayı hayal ettim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kendi kanatlarımla uçmayı hayal ettim

  • Giriş Tarihi: 10.6.2013

Başarılı işadamı Osman İrmiş, İstanbul'un ünlü mekanı Suda Kebap'ı Ankaralılar'la tanıştırdı

Ankara son zamanların en özel mekanlarından birisine, Suda Kebap'a kavuştu. Mekanın başındaki Osman İrmiş, çok farklı bir kişiliğe sahip. Hayallerinin peşinde koşan, tuttuğunu koparan, işinde başarılı olduğu kadar kendisine ayırdığı vakitlerle de kaliteli zaman geçirmeye özen gösteren biri… İrmiş ile hem özel hem de iş hayatıyla ilgili konuştuk.
Bize kendinizden bahseder misiniz?
Artvin'li bir ailenin çocuğuyum. Erzurum'da Atatürk Üniversitesi'nde işletme okuduktan sonra Ankara'ya yerleşerek iş hayatıma başladım. Türkiye'nin hatırı sayılır bir firmasında işe girdim. Zaman içerisinde en üst kademelere kadar çıktım. Ben de şirketle birlikte şirket içinde büyüdüm. Çok güzel işlere imza attık. Zamanla içimdeki hayallerin dışarı taşma arzusu taşıdığını gördüm. Ve işten ayrılarak, hayallerimin peşinde koşmaya başladım.
Hayal peşinde koşmak, tüm düzeninizi alt üst etmek, zor olsa gerek…
Hayal kurmak, hayalin peşinde gitmek hiç kuşkusuz cesaret, özgüven ister. Ben şartlarım ne olursa olsun istediğini bilen ve gerçekleştirmek için bütün zorluklara göğüs gerebilen bir insanım. Zordan asla kaçmam. Bu da beni her daim başarıya götürür.
Kendi işinizi kurmayı özel sektörde çalışırken mi istediniz? Yoksa bu hayaliniz içinizde hep saklı mıydı?
Uzun yıllar Türkiye'nin özel sektördeki köklü ve büyük bir grubunda yönetici olarak çalıştım. Birçok sektörde faaliyet gösteren bu grubun finans ve mali işlerinin başında yürüttüğüm görev benim için 'okul' oldu. Çok şey öğrendim, kendimi geliştirdim. Kurumsal bir firmada çalışmanın ayrıcalığını ve avantajlarını hayatıma çok iyi şekilde entegre ettim. Bu anlamda işyerime çok şey borçluyum. Fakat biraz önce de ifade ettiğim gibi hayallerimi yaşamak, kendi hayat çizgimi kendim çizmek istiyordum. Bunu patronlarımla da paylaştım.
"İki yıl sonra kendi kanatlarımla uçmak istiyorum" dedim. O gün geldiğinde de işten ayrıldım. Ailemize ait inşaat şirketinde kısa bir ticari deneyim yaşadıktan sonra yine Türkiye'nin sayılı firmalarından birinin yurt dışındaki işlerinin başına CFO (En üst düzey teknik yönetici) olarak gittim. Orada çok güzel işler gerçekleştirdik. Bunlardan birisi de bir AVM açmaktı. Böylelikle yiyecek ve içecek sektörünü yakından tanıma şansını da elde etmiş oldum. Bu arada kafamda yapacağım işte şekillenmeye başlamıştı.
Peki sizi yiyecek içecek sektörüne iten neydi?
Gerek iş ve gerekse özel seyahatlerim nedeniyle birçok ülke ve şehir gezme şansını yakaladım. İlk zamanlar güzel bir yemek yemenin keyfini yaşadığım bu yerlerde zamanla gözlem yapma fırsatım da oldu. Bu gözlemler sırasında "ben de yapsam" diye başlayan düşüncem "ben yapsam daha iyisini yaparım" ve "mutlaka yapmalıyım"a dönüştü. İşte bu düşünceler bugünlerin harç ve tuğlasıdır aslında.

'İşte bu' diye bağırmak istedim
Bu gözlemleriniz sırasında etkilendiğiniz, 'benim de böyle bir yerim olsun' dediğiniz bir yerle karşılaştınız mı?
Sektöre girmeye karar verdiğimde daha iyi gözlem yapabilmek ve en iyiye ulaşabilmek adına aylarca Avrupa'daki yerleri gezdim. Çok beğendiğim iki markayı Türkiye'ye getirmek için uğraş verdim. Ünlü bir İtalyan mutfağı var. Signor Sassi. Bu mekana ne zaman gitsem Türk müşterilerle karşılaşıyorum. Bir de Rus Ginza Project'in markalarından Mari Vanna var. İşte burası hayalini kurduğum yerlerin başında geliyor. Adımınızı attığınız anda kendinizi 'Alice Harikalar Diyarın'daymış gibi hissedersiniz. Bu iki markayı Ankara'ya taşımak için çok uğraş verdim. Fakat her ikisi de Türkiye'ye İstanbul'dan girmek istediklerini ifade etti. Bense Ankara aşığı bir insan olarak tüm zorluklarına rağmen yatırımımı Ankara'da yapmaya kararlıydım ve bu iki markayla yollarımı ayırdım.
Peki, Suda Kebap'a nasıl karar verdiniz?
Bu arada Türk markalarını da araştırıyordum. Ankara müşterisi için iyi bir et mutfağı, kombinasyonu ve kaliteli servisiyle bir yer neden yapmayayım fikri iyice oturdu kafamda. Bir akşam üstü daha önce de dostlarımla sık sık bir araya geldiğim İstanbul Suada'nın içindeki SUDA Kebap'ta otururken buraya alıcı bir gözle baktım. Denizin tam ortasında muhteşem bir manzara eşliğinde nefis Antep mutfağından oluşan yemekler, hızlı servis, birbirinden kaliteli hizmet veren garsonlar… "İşte bu" diye bağırmak istedim o an ve kararımı verdim. Hemen Su Entertainment Group'un sahipleri Mehmet Koçarslan ve Ali Ünal'la iletişime geçtim ve Ankaralılar'ı bu grubun kalitesiyle tanıştırma şansını bulduk.

Suda Kebap köklü bir marka
Suda Kebap'ın konseptinden bahseder misiniz okuyucularımıza?
Suda Kebap köklü bir İstanbul markası. Konsepti aynen Ankara'ya taşırsam içimde bir şeyler eksik kalacaktı. Ambiyansımızın sıcaklığı benim için olmazsa olmazdı. Amber ışıklar altındaki konsept masalarımızın şıklığı, jazz ve Çigan müzikleri eşliğinde et veya kebap mutfağını tadabilmek, yemek sonrası içkinizi yudumlarken bunların zarif bir servisle desteklenmesi burayı sıcak bir yaşam merkezine getiriyor.
Oğlunuzla ilişkiniz nasıl?
Oğlum, şu anda TED Koleji'nde öğrenci. Onunla geçirdiğim her anın kaliteli ve dolu dolu olmasına özen gösteriyorum. Sevgi ise bizim ailemizin en büyük besin kaynağı. Ailem beni iyi ve donanımlı yetiştirdi. Ben ve eşim de oğlumuzun en iyi şekilde yetişmesi için özen gösteriyoruz.
Kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ben her sabah 6'da kalkarım. Akşam yatarken kemanımla Mavi Tuna'yı çalarım. O bana ninni gibi gelir. Çok rahat uyurum. Ayrıca yazmayı çok seviyorum. Aklıma gelen her an yazarım. Saat ve kravat tutkum var. Gittiğim her yerden kravat almadan dönmem.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.