X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yusuf Yalkın: Kabak tadında!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yusuf Yalkın: Kabak tadında!

  • Giriş Tarihi: 15.9.2013

Biliyorum, "Kabak tadı verdi" diyeceksiniz ama yine de yazacağım.
Bir kere olimpiyatı alamamayı, "Kısmet değilmiş" diyerek geçiştiremeyiz! Üstünde çok ince detaylarla durmak ve "Can alıcı sebepleri" saptamak zorundayız.
Sorun salt bu hükümetin değildir; yıllara dayalı ihmaller vardır!
Soruyorum… Türkiye'nin "Spor Envanteri" var mıdır?
Hangi ilde, yörede, kasabada, köyde ne kadar spor tesisi, kulüp, antrenör, sporcu bulunmaktadır?
Tesisler; nasıl, kimler tarafından, hangi amaçla yapılmıştır?
Yapılırken, "Gereklilik-Yararlılık-
Verimlilik- Çok yönlülük fizibilitesi"
dikkate alınmış mıdır; yoksa siyasi erk bunu "Oy malzemesi" için mi kullanmıştır?
Sporcu yetiştirmede nasıl bir "Çağdaş yöntem" uygulanmış, hangi kriterlere ve bilimsel özelliklere sahip kişiler sporcuların yetişmesinde aktif rol oynamıştır?
Okul (Eğitim)- Kulüp (Özel sektör)- Federasyon (Devlet) üçlüsü arasında koordinasyon ve sağlıklı bir ilişki yıllardır neden sağlanamamıştır?
Orta öğretimde beden eğitimi niçin "Eğlencelik ders" olarak kalmıştır?
Hangi spor federasyonu "5 yıllık master plan" yapmış, yapsa bile ömrü yetip uygulama şansı bulmuştur?
Yönetimlerde istikrar var mıdır? Bir spor Bakanı ya da Spor Genel Müdürü iki olimpiyat üst üste görebilmiş midir?
80 milyonluk bir ülkede acaba niçin "Komik" denilebilecek kadar az sporcu vardır? (Gelişmiş ülkelerde sporcu sayısının nüfusa oranı, ortalama yüzde 20- 30 civarındayken, Türkiye'de bu oran yüzde 1 bile değildir) Ülkemizde bir "Spor Politikası", bir "Spor Kültürü" neden oluşmamıştır?
Amatör Federasyonlar, neden "Demokratik bir yapı" içinde örgütlenememiş; kulüpler yasası çıkarılamamış, Profesyonel futbol, başta medya olmak üzere tüm katmanları esir alabilmiştir?
Yabancı ülkeler, sporu "Yaşam biçimi" haline getirip, bunun gerektirdiği politikaları oluştururken, bizde bu konuda niçin kafa yorulmamış; milletimizin "Yürüyüş yapabilmesini" bile teşvik edebilecek bir tek sistem kurulamamıştır?
Türkiye'de spor ahlakı, sporcu olmanın sorumluluğu, düzenli çalışma sağlanabilmiş midir? "Doping ve şike olayları" sporumuzu gölgeleyen ve güven kaybettiren en önemli faktörler olarak acaba neden hala ön sıralardadır?
Sormaktan yoruldum! Kesiyorum… Son sözüm şu:
Elbette, İstanbul'un kaybetmesine üzüldük… Ama gerçekçi olursak; bu eksiklik ve aksaklıkların giderilmesinden sonra Olimpiyat düzenlemek, daha mantıklı olmaz mı?
Üzülmek, öfkelenmek, suçlamak yerine; öncelikle spor stratejimizi oluşturup, yukarıdaki sorunlara "Çözüm" bulmalıyız!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.