X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eğitim-bir Sen 5. Olağan Genel Kurulu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eğitim-bir Sen 5. Olağan Genel Kurulu

  • Giriş Tarihi: 21.2.2015 15:18

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, "Biz sendikamızı ve sendikacılığımızı, 23 yıllık mücadelemizi “hayra niyetlenerek çıkılan medeniyet ve insanlık seferi” olarak görüyoruz. Biz, insanı Hak üzerinden inşa seferindeyiz. Biz, adalet, barış ve kardeşlik zemininde bir Yeni Dünya seferindeyiz" dedi.
Eğitim-Bir-Sen’in 5. Olağan Genel Kurulu Rixos Otel’de divan seçiminin yapılmasıyla başladı. Divan Başkanlığına Şeref Malkoç, Başkan Yardımcılığına üye Halit Ortaköy, Üye Hüseyin Öztürk, Katip Üye Hülya Ayhan, Katip Üye Kadriye Kaplan seçildi. Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Özer, “Ölüm bir tohumsa kefen zarında gün olur fışkırır, bir orman olur” dizeleriyle ifade edilen büyük bir idealin, büyük bir davanın 23. yılında 5.Olağan Kongremizi gerçekleştiriyoruz. Eğitim Bir Sen’in kuruluşundan bu yana her kademesinde görev alan bir kardeşiniz olarak, Tohumların fidana fidanların ormana dönüştüğü bu muhteşem tablo karşısında şairin ifadesiyle “başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allah’a hamd etme makamındayım.” Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgililer Sevgilisine selam olsun. Hak ve hakikat mücadelesinin sendikal alandaki sancağı Eğitim-Bir-Sen’imizin banisi Kurucu Genel Başkanımız ağabeyimiz Mehmet Akif İnan’a, kalemini ve kelamını Eğitim-Bir-Sen davasına adayan kardeşimiz Erol Battal’a, her birinin çağının vakur asileri, kadim medeniyetin yürekli varisleri olduğuna tereddütsüz şehadet ettiğimiz ahirete irtihal eden ağabeylerimize, ablalarımıza, kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, hayatta olanlara sağlık, sıhhat ve huzurlu bir hayat temenni ediyorum” diye konuştu.
“Eğitim-Bir-Sen 5. Olağan Genel Kurul Devletin kasasına çöreklenmiş şebekenin defterini düren, D-8’le İslam dünyasını ayağa kaldırmaya çalışan ve kendisini İslam birliğine adayan “Savunan Adam” Erbakan Hoca’mıza Selam olsun” diyen Özer, şöyle konuştu:
“Rabbimden rahmet diliyorum. Namlusu millete dönmüş tanka selam durmayan, vesayete karşı meydan okuyan “Muhsin Yazıcıoğlu’na Selam olsun. Rabbimden Rahmet diliyorum. Kararlı direnişleriyle demokrasinin ve insan onurunun yeni sembolü Mısırlı kardeşlerimize selam olsun. İmani ferasetin, insani cesaretin, demokratik basiretin merkezi Adeviyye Meydanı’na selam olsun. Darbecilere direnen, darbecilerin mermileriyle ya rükuda ya secdedeyken şehit edilen binlerce kardeşime selam olsun. Miracın ilk durağı, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya selam olsun. Kahire’den Şam’a, Kaşgar’dan Gazze’ye, Mali’den Arakan’a, Gazze’den Saray Bosna’ya, Doğu Türkistan’dan Çeçenistan’a bütün Dünya mazlumlarına selam olsun. Zalimlerin karşısında, mazlumların yanında olmayı şiar edinen 320 bin Eğitim-Bir-Sen’li kardeşime selam olsun. Ümmet’in Bilgesi Pakistanlı Muhammed İkbal’e, “Her şeye kadir olan Allah’a yemin ederim ki köle olmayacağız” diyen bilge lider Aliya İzzetbegoviç’e, “Ümmetin Suskunluğunu Sana Şikayet Ediyorum!”diye haykıran Filistinli Şeyh Ahmed Yasin’e, Bangladeş’de Cemaat-i İslami lideri Gulam Azam ve Abdülkadir Molla’ya, “Hürriyetimiz, zulüm ve kahrın döktüğü kanlarla kazanılacaktır” diyen Kafkas Kartalı imam Şeyh Şamil’e, Mısır zindanlarında tutsak kardeşimiz Muhammed Mursi’ye selam olsun.”
Sadece sendikal örgüt olmakla, çalışma şartlarını iyileştirmekle, bordrolardaki rakamları yükseltmekle, toplu sözleşmeyi kazanım masasına dönüştürmekle sendikacılığın hakkını vermekle yetinmediklerini ifade eden Özer, “Vesayetin deşifresinde, tasfiyesinde de öncülük yaptık. Millet ile değerleri arasına konan engelleri kaldırmanın mücadelesini verdik. Milletin iradesine yönelik kumpasların bertarafında, demokrasinin bütün kural ve kurumlarıyla hayat bulmasında ön saflarda yer aldık. Çünkü, biz sendikamızı ve sendikacılığımızı, 23 yıllık mücadelemizi “hayra niyetlenerek çıkılan medeniyet ve insanlık seferi” olarak görüyoruz. Biz, insanı Hak üzerinden inşa seferindeyiz. Biz, adalet, barış ve kardeşlik zemininde bir Yeni Dünya seferindeyiz. Biz, “Türkümüz, dünyayı kardeş bilendir, Gökleri insanın ortak tarlası” anlayışıyla Hakkın batıla galebe çalması seferindeyiz. Seferimiz, insanın onuru, emeğin saygınlığı, ekmeğin adil paylaşımı içindir. Hayalimiz ve hedefimiz Yeniden Büyük Türkiye’dir. Bu yüzden, darbelerin, muhtıraların tahribatını onarmak, vesayet düzenini yıkmak için yola düştük. Demokrasi için, özgürlük için, haklarımız için alanlara çıktık. Çünkü, “insanı yaşat ki; devlet yaşasın” hükmünü icraya memur Yeni bir Türkiye hedefliyoruz. Çünkü, biz küresel sömürünün sona erdiği, insanlığın zulmü yendiği, mazlumun feryadının dindiği, mağdurun hakkının teslim edildiği adil bir dünya, barış içinde bir dünya, Yeni bir dünya istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Dünyayı medeniyetle medeniyet değerleriyle kuşatmak istediklerini söyleyen Özer, “Bu yüzden, cüzdan sendikacılığına saplanıp kalmadık, vicdan sendikacılığı yaptık. Vesayet baronlarına biat etmeyi sendikacılık sanan sağımızdaki ve solumuzdaki sendikaların karşısına, fikrimizle, ilkelerimizle, değerlerimizle, dirayetimiz ve ferasetimizle, çıktık. Yolumuzu kapatmak, sözümüzü kesmek, korkutmak, sindirmek istediler. Bizi yolumuzdan döndüreceklerini sandılar. Bizi, yıldıracaklarını, sindireceklerini, vesayet altına alabileceklerini sandı zavallılar. Yanıldılar ve yenildiler. Biz, büyüdük, onlar çöktüler. Biz, zirveye çıktık, onlar eteklerde süründüler. Milletten ve değerlerinden koparak kirlendiler. Milletin sözünü, milletin özüne sahip çıkan, milletle yol alan, yol açan Eğitim-Bir-Sen’e kinlendiler. Kalemlerinden nefret damlayan, kelamlarından husumet fışkıran vesayet tetikçisi, kaos tedarikçisi mahkum sendikalar, töreye esir, örgütlerine esir sendikacılar Eğitim-Bir-Sen karşısında diz çöktüler. Sadece sendikal zeminlerini değil, kendilerini de kaybettiler. Kaybetmeye devam edecekler, Eğitim Bir-Sen’in büyüklüğü karşısında ezildiler, küçüldüler daha küçülecekler. Çünkü, onlar nutuk sendikacılığı biz ufuk sendikacılığı yapıyoruz. Çünkü, biri eli kanlı örgüte diğeri derin devlete biat ediyor. Eğitim Bir- Sen ise milletten yana taraf olarak milletin değerlerini kuşanarak medeniyet sendikacılığı yapıyor. Biz, mümtaz milletin refiki olduk. Sendikamızı milletin değerlerini yaşamasına vakf ettik. Sendikal gücümüzü medeniyetin inşası ve ihyasına zimmetledik” dedi.
““Kökü Mazi”de olan Ati’ye emin adımlarla yürüyen Büyük Eğitim-Bir-Sen ailesinin arkasındaki güç işte bu ruhtur” ifadesini kullanan Özer, şunları kaydetti:
“Şimdi Yeniden Büyük Türkiye yürüyüşünün arifesindeyiz. Kuruluşundan bu yana her kademesinde aktif görev aldığım 23 yıllık birikimimiz var, sizler varsınız. Ama bu tarihi yürüyüş sadece bir aşamadır. İlelebet sürecek olan bu yürüyüşü biz bizden sonraki nesillere en güçlü şekilde devredebilmek ve erdemliler hareketi olan Eğitim Bir-Sen’i aslolan hedefe ulaştırmak için her türlü fedakârlığı bu davanın neferleri olarak yapacağız inşallah. Haklarını savunma sorumluluğunu üstlendiğimiz tüm eğitim çalışanlarına ve kamu görevlilerine yeni umutlar, yeni hedefler, yeni kazanımlar, yeni ufuklar sunma gayretimizi sürdüreceğiz. Çünkü, muhatabı çocuklarımız, gençlerimiz ve insanımız olan, medeniyetimizin “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyerek öncelediği ve önemsediği, insani gayretlere açık, mazerete kapalı “Eğitim” alanında hizmet veriyoruz. Medeniyetimizin ve kültürümüzün taşıyıcılığını yapıyoruz. Medeniyetimizin hediyesi ferasetle biz; Toprağını emekle işleyip altına, ipeğe, ekmeğe, şiire dönüştüremeyenlerin, topraklarını koruyamadıklarını, Halkına değer verip, güven verip mutlu edemeyenlerin halkı yanında tutamadıklarını, Aklını kullanıp, ‘değişerek diri kalan’ı, ‘çürüyerek aynı kalan’dan ayıramayanların akıllarına sahip çıkamadıklarını gördük. Balçıktan yaratılan sonra da ruh verilen insanın sırrını, Yaradan’ın hikmetlerini çözemeyenlerin, ne zamana, ne hayata, ne sanata, ne ahlaka, ne inanca, ne kendisine, ne insana ve ne de bütün bunlara kaynaklık eden medeniyetlerine sahip çıkamayacaklarını idrak ettik. Bu erdemli kuşanmışlıkla, “Her ufuk, her zirve, her kale fethedilmek için kendi Fatih’ini bekler.” sözündeki anlamı keşfederek; eğitime yön vermenin, sormayan sorgulamayan vatandaş üreten eğitim sistemini değiştirmenin, eğitim çalışanlarının ekmeklerini büyütmenin, maneviyatı sağlam, iradesi özgür, hedefi olan, kendi medeniyetini yeniden ihya ve inşa etmenin heyecanını taşıyan insanlara hizmet eden sivil ve demokratik bir Türkiye’yi var etmenin Fatihliğine soyunarak yola çıktık.”
Devrim niteliğindeki kazanımlarla, tarihe not düştüklerini bildiren Özer, “İçteki sürgün en amansız sürgündür; en amansız ölüm içteki ölümdür.” gerçeğini kavrayarak, “Kim demiş her şeyin bitişi ölüm, Destanlar yayılır mezarımızdan” mefkuresine sarılarak bizi kendi vatanımızda garip kılmak, kendi toprağımızda parya yapmak isteyenlerle mücadele ettik. “Önderler ağlamadıkça halkın yüzünün gülmeyeceğine inanarak yürüttüğümüz bu mücadelede, daha güçlünün değil, daha adaletlinin, daha gürültücünün değil, daha marifetlinin ayakta kalacağını bilerek erdemli olduk, erdemlilerin tarafında yer aldık. Biz bütün insanlığın kurtuluşu olmayan bir kurtuluş, kurtuluş değildir fikriyle hareket ediyoruz. Emperyalizmin, Siyonizmin keser demokrasisi ile kendinden olmayana şaşı baktığını biliyoruz. İtirazımız ve isyanımız bunadır. Yıkmak istediğimiz düzen, sonlandırmak istediğimiz sistem tam da budur. Bu yüzden, Mısır’da, Suriye’de, Filistin’de, Doğu Türkistan da yaşanan vahşete, akıtılan kanlara, yitip giden canlara sırtımızı dönmedik, dönmeyeceğiz. Bu vahşeti yapanlara, zulmü hayata geçirenlere, gözünü kapatanlara, vahşete ve zulme seyirci kalanlara hakkı hatırlatmaya, had bildirmeye devam edeceğiz. Zulmü ve zalimi ifşa etmekten, mazluma ve mağdura desteği sürdüreceğiz. Türkiye’de vesayeti nasıl tasfiye ettiysek dünyada zulmün ve zalimin tasfiyesinde öncülük edeceğiz. Dünyanın barışını ve insanlığın huzuru sağlamakla mükellef Birleşmiş Milletler, dünya üzerindeki zulme, vahşete karsı sessiz kalıyor. Mazlum ve mağdurların ahına sağır kalıyor. Ya susuyor ya da konuştuğu işe yaramıyor. Söylem ve eylem ortaya koymayan bu tavrıyla ’Kirleşmiş Milletler’ sıfatını fazlasıyla hak ediyor. Dünyadaki zulmü, sömürü düzenini, mazlum üreten vahşiliği, caniliği Birleşmiş Milletler bitiremiyor, bitirmeyecek. İnsanlığın beklediği kurtuluşu, huzuru, refahı, saadeti, barış ve kardeşliği Birleşmiş Milletler değil Eğitim-Bir-Sen’liler gibi Birleşmiş Yürekler çözecek, çözeceğiz. Varımızı, yoğumuzu, ufkumuzu, nutkumuzu, teşkilatımızı, aklımızı, ahlakımızı ortaya koyacağız. “Mazlumun ahı, indirir arşı” bilinciyle vahşet mevzilerini, zulüm mevkilerini yıkacağız” diye konuştu.