X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eğitim-bir Sen 5. Olağan Genel Kurulu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eğitim-bir Sen 5. Olağan Genel Kurulu

  • Giriş Tarihi: 21.2.2015 15:58

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Ahmet Özer, "Biz biliriz ki Gündoğdu bu ülkede 28 Şubat’ın kirli bakiyesini yok eden adamdır. Başörtüsü özgürlüğünün mimarı, medeniyet savaşçısı, Akif’in neslinin diriltilmesinin öncüsüdür. Biz ona hakkımızı helal ettik o da bize helal eder inşallah" dedi.
Eğitim-Bir-Sen’in 5. Olağan Genel Kurulu Rixos Otel’de divan seçiminin yapılmasıyla başladı. Divan Başkanlığına Şeref Malkoç, Başkan Yardımcılığına üye Halit Ortaköy, Üye Hüseyin Öztürk, Katip Üye Hülya Ayhan, Katip Üye Kadriye Kaplan seçildi. Genel Kurulun açılış konuşmasını yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Özer, “Mazlumun arkasında; 320 bin Eğitim-Bir Senli var. 800 bin Memur-Sen’li var, Anadolu var, Kardeşi tarafından kuyuya atılan Yusuf’a el uzatan Türkiye var. Bütün mazlumların duası var ve duaları kabul eden Allah var. Üstat Sezai Karakoç’un söyleyişiyle; “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar. Biz, insanlığın vicdanının bu çağdaki güçlü sesleri olarak diyoruz ki; Siyonist vahşeti bitirinceye kadar Gazze’deyiz, hepimiz Gazze’liyiz. Eli kanlı İsrail elini Mescid-i Aksa’dan çekinceye kadar Filistindeyiz, hepimiz Filistinliyiz. İslam düşmanlığı üretmekle görevli DEAŞ bitinceye kadar Halep’teyiz, hepimiz Halepliyiz. Din düşmanı dindar katili insanlıktan nasipsiz Çin, elini Müslüman bedenlerden çekinceye kadar Doğu Türkistan’dayız, Doğu Türkistan’lıyız. Sözüm ona hoşgörülü Budist cinneti ve Fransız vahşeti sona erinceye kadar, Arakanlı ve Mali’li Müslümanların yanındayız. Çağın vahşisi ESED gidinceye kadar Suriyeli’yiz. İhvan’ın düşmanı, Mısır’ın eli kanlısı, darbeci SİSİ’ye haddi bildirinceye, Mısırın özgürlük kahramanı Mursi hakkı olan iktidara yeniden gelinceye kadar Mısırdayız, Mısırlıyız. Her birimiz Esma, her birimiz Abdullahız. Biz, İnsanız. Biz, Vicdanı seslendiren insanlığız. Biz, İnsandan yanayız” şeklinde konuştu.
“Eğitim-Bir-Sen olarak, sendikacılığa tartışmasız yeni bir soluk getirdik” diyen Özer, şöyle konuştu:
“Bir yandan ücret ve özlük hakları mücadelesini verirken, diğer taraftan da Türkiye’nin geleceğinin şekillenmesinde öncü olduk. Başta eğitim ve demokrasi olmak üzere ülkemizin temel sorunlarına çözüm üretmede üzerimize düşen her türlü çalışmayı severek yaptık. Çalışmalarımızda, medeniyetimizi ve insanı temel alma idealimizden asla taviz vermedik. Ancak, bugünkü noktaya da kolay gelmedik. Bütün Türkiye’de 18 bin üyeye sahip Eğitim-BirSen’den, 18 bin üyeye sahip şubeleri olan Eğitim-Bir Sen’e giden yolu dünden bugüne birlikle, kardeşlikle, ortak akılla, fikirle, alim kimliklerin desteği ve arif kimliklerin dualarıyla yürüdük, yürümeye de devam edeceğiz. Eğitim-Bir-Sen sadece 320 bini aşkın üyeden oluşan sayısal bir güç değildir. Eğitim-Bir-Sen’i güçlü kılan, güce kavuşturan, daha da güçlendirecek olan medeniyetimizin ve kültürümüzün desenleriyle bezenmiş nitelikleridir. Bu yönüyle Eğitim-Bir-Sen nitelikli güçtür. Eğitim-Bir-Sen, Hakikate, erdeme vuslatı kuşanmış erdemli güçtür. Her yönüyle mükemmel olan inancımızın pınarlarından beslenmiş, bu toprakların hamuruyla yoğrulmuş Eğitim-Bir Sen, patenti millete ait olan rakipsiz sendikal güç- tür. Eğitim-Bir-Sen, “önce insan” vurgusuyla yol alan öncü güçtür. Eğitim-Bir-Sen, Hakikat davasının paydaşı, manevi değerlerle, medeniyetimizin ilkeleriyle yol alan sendikacılık davasıdır. Eğitim-Bir-Sen markadır. Evet, Eğitim-Bir-Sen, adaletsizliği haykırmakla yetinmeyip düzelten, vesayetçi sendikal anlayışı darmadağın eden sendikacılık vizyonudur. 23 yıllık tarihimiz ve özellikle Ahmet Gündoğdu’nun öncülüğünde ortaya koyduğumuz irade, ürettiğimiz kazanımlar, değiştirdiğimiz ve dönüştürdüğümüz zeminler kadim medeniyet misyonerliğimiz, kutlu davaya dair vizyonerliğimizin birer ispatıdır.”
Katsayı adaletsizliği, katsayı zulmü diyerek isyan ettiklerini hatırlatan Özer, “Katsayı zulmünü bitirdik. Kesintisiz zorunlu eğitim dayatmadır sona ermeli dedik. Sona erdirip 4+4+4 eğitim sistemini getirdik. Din eğitimi ve öğretimine konulan yasaklar, Kur’an kurslarında yaş sınırlaması, İmam-Hatiplere yönelik engeller, milletle güreş tutma aymazlığıdır dedik. Yaş sınırlaması kalktı, İmam-Hatip Liselerine ihtiram arttı. İmam Hatip Ortaokulları açıldı. Kuranı Kerim ve Siyer-i nebi müfredata dahil edildi 17, 18 ve 19. Milli Eğitim Şura’larında derin devletin, kirli vesayetin, anti demokratik sistemin izleri silinsin dedik. Tek,tek tespit ederek paket paket tasfiye ederek, eğitimde vesayeti bitirdik. 19. Milli Eğitim Şurası’na ise karma eğitim mecburiyetinin kaldırılması, alkol servisi dersinin kaldırılması, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin birinci sınıftan başlaması gibi konularla gittik. Biz 18 yaşından küçük çocuklar korunmalı, alkolden uzak tutulmalı diyoruz, birileri Eğitim-Bir-Sen alkolün yasaklanmasını istiyor diyor. Biz karma eğitim mecburiyeti kalksın diyoruz, birileri Eğitim-Bir-Sen karma eğitimin yasaklanmasını istiyor diye manşet atıyor. Biz kendi kültürümüz olan ‘Osmanlıca’nın öğrenilmesi gerekiyor diyoruz, onlar Eğitim-Bir-Sen Latince yasaklansın istiyor diyorlar” dedi.
“Özlük hakları mücadelemizin önemli basamaklarından biri, Toplu Sözleşme hakkının referandumda yer almasıyla başladı” ifadesini kullanan Özer, “Birinci Toplu Sözleşme’de anlaşamadık eylemlerle devam etti. İkinci Toplu Sözleşme’de taban aylık başladığı günden bu yana net yüzde 17 zammı ilk kez aldık. Bu bütün memurlara fazladan en az 5 bin 25 TL emekli ikramiyesi getirmesi demektir, geçmiş Toplu Sözleşme ve görüşmelerde unutulan öğretmen, 4/C’li, akademisyen arkadaşların mağduriyetlerinin giderilmesini çok önemsedik” Genel başkanım bize ağabeylik yaptınız. Bu davanın kararlı mücahidi oldunuz. Biz bilir ve inanırız ki Gündoğdu Türkiye’de sendikal tarihin akışını değiştiren isimdir. Biz şahitlik ederiz ki kamu görevlilerini toplu sözleşmeyle buluşturan kararlılık abidesidir. Biz biliriz ki Gündoğdu bu ülkede 28 Şubat’ın kirli bakiyesini yok eden adamdır. Başörtüsü özgürlüğünün mimarı, medeniyet savaşçısı, Akif’in neslinin diriltilmesinin öncüsüdür. Biz ona hakkımızı helal ettik o da bize helal eder inşallah. Yolun açık olsun. Mehmet Akif İnan’ın, “Göl kenarında düşlediği nehirleri” var etmek adına az sayıda arkadaşıyla birlikte kurduğu Eğitim-Bir-Sen, mensubu ve meftunu olmaktan onur duyduğumuz medeniyetimizi ve değerlerini yeniden inşa etmek yolculuğuna sarsılmaz bir kararlılıkla, yıkılmaz bir inanmışlıkla, her dem artan bir adanmışlıkla devam ediyor, devam edecek. Bu kararlılıkla, bu inanmışlıkla, bu adanmışlıkla ve milletimizle birlikte; Tankların namlusunu millete çeviren apoletlilere de, Kararlarıyla milleti dövmeye yeltenen cübbelilere de, Milleti hizaya getirmeye teşebbüs eden darbecilere de, Darbecilerle aynı havayı teneffüs eden vesayetçilere de, İktidarı milletten değil kışladan isteyen siyasetçilere de, Milleti “göbeğini kaşıyan adam” ilan eden tetikçilere de, hadlerini bildirdik, bildirmeye de devam edeceğiz.”
28 Şubat davasına müdahil olduklarını anlatan Özer, “Yayınlarımızla, toplantılarımızla, paydaşlarımızla, çatı kuruluş tavrımızla 28 Şubat’la, 28 Şubatçılarla hukuk önünde hesaplaşma konusunda cesaret ve motivasyon ürettik. 28 Şubatın mağdur ettiği kardeşlerimizin haklarının iadesini sağladık. Yeniden ve yinelenen bir motivasyonla, kamu göreviyle, öğrencileriyle, emekleriyle, ekmekleriyle buluşmalarını sağladık. 28 Şubatçıların kirli cadı avının bütün izlerini silmekte kararlıyız. Başımızın gövdemizden ayrılmasına neden olsa da “kamusal alan” yalanını, başörtüsü üzerinden hanım kardeşlerimize yaşatılan hüsranı, başörtüsü yasağını bitirmeye and içtik. Bu ülkenin dindar insanlarının, kamu görevinden uzaklaştırılmasına, kamu hizmetine yaklaşamamasına, kamuda kariyer yapmasına, liyakatının göz ardı edilmesine neden olan başörtüsü yasağını bitireceğiz, başörtüsüne ve başörtülü kardeşlerimize hak ettiği özgürlüğü temin edeceğiz dedik. “Özgürlüğe 10 Milyon İmza” diyerek milletimizi gittik. Bize imza verin, bu zulmü bitirin, Bu insanlık dışı, demokrasi ve hukuk dışı yasağı bitirelim dedik. Milletimiz, ferasetini ve cesaretini, desteğini, azmini ve kararlılığını ortaya koydu. 1 Milyon imza toplanamaz diyen dostlarımız, bu kadar imzayı bulamazlar diyen, bunun için didinen rakiplerimiz, düşmanlarımız oldu. Sonuç, milletimiz onları yanılttı bizleri ise utandırdı. Biz 10 milyon demiştik. Millet 12 milyon 300 bin imza verdi” diye konuştu.
“4/C’li personele iş güvencesi temin etmekle, 3 bin 600 ek göstergenin mücadelesini vermekle, Yetinemezdik. Yetinmedik. Yetinmeyeceğiz” diyen Özer, “İstiyoruz ki; demokrasiyi kavramış, özgürlükleri sağlamış, yasakçı olmayan, hukukun üstünlüğüne inanmış, sosyal devlet olmayı başarmış, bölgesinde güç, dünya’da söz sahibi olan, dostlarına güven, düşmanlarına korku veren, hem mutlu hem de gelecekten umutlu bir nesil ve bir Türkiye var edelim. Biliyor ve inanıyoruz ki; Eğitim-Bir-Sen’in üyeleri, Eğitim-Bir-Sen’in delegeleri, Eğitim-Bir-Sen’in yöneticileri, sizler ve bizler, bu salonun heyecanını bizimle birlikte yaşayan Türkiye’deki tüm Eğitim-Bir-Sen’liler bütün bunları başaracak, hayata geçirecek, güce ve birikime fazlasıyla sahiptir. Sabrınıza sığınarak akademik sendikacılık kapsamında gerçekleştirdiğimiz araştırmaları ve hazırladığımız raporları kısaca anlatmak istiyorum. Bu yüzden, başlıklarıyla sadece bir kaçını sayıp bırakacağım. “4+4+4 Yeni Eğitim Sistemine ilişkin öğretmen ve Veli algısı Araştırması” 4+4+4 ‘ün İzleme ve değerlendirme raporu” “Türkiye ve Dünyada Öğretmenlik Raporu” “Eğitim Çalışanlarının Geçim Düzeyi Araştırması” “Yüksek Öğretimin Sorunlarına Dair Çözüm Önerileri Raporu” “Gelecek İçin Eğitim Raporu” “Öğretmenlerin Sosyo-Ekonomik, Sosyo-Demografik ve Sosyo-Kültürel Durumları Raporu” ve burada ifade edemediklerimle birlikte 20 Araştırma’yı, 5 Rapor’u ülkemizin ve bilim insanlarının ilgisine sunduk. Bundan sonra da Akademik sendikacılık anlayışımızı kökleştirerek devam edeceğiz. Değerli dostlar, Diğer sendikalar, kaos ve fitne üretirken, sürekli geçmişe takılı kalıp geleceğe ulaşamadığı bir dünyada, biz yarınları konuşuyoruz. Gençlerimizin, ondan sonraki nesillerin geleceğinde ‘neler yapabilir iz’in duyarlılığıyla yarını inşa ediyoruz. Medeniyet ve kültür değerlerine bağlı, küresel rekabete açık bir gençlik yetiştirilmesi noktasında sivil toplum kuruluşlarına ve sendikalara da büyük sorumluluk düştüğünün bilinciyle, Gençlik teşkilatımız olan Genç Memur-Sen aracılığıyla erdemli bir gençliğin yetişmesi için zemin oluşturduk” dedi.
320 bin üyeye ulaşmış Türkiye’nin en büyük teşkilatı olan Eğitim-Bir-Sen’de hiç kadın teşkilatların da önemli bir yeri olduğunu vurgulayan Özer, şunları kaydetti:
“Genel Merkezimiz bünyesinde çalışmalarını sürdüren Kadınlar Komisyonumuz, Şube Kadınlar Komisyonlarımızla ortaya koyduğu çalışmalarıyla en güçlü ve en dinamik kadın teşkilatı haline gelmiştir. Durmak yok, kadınlar, gençlerle birlikte medeniyet mücadelemizin öncü neferleridir. Eğitim-Bir-Sen’in büyüme yolculuğunda entrikalar, kumpaslar, iftira ve yalanlarla karşılaştık. Memur-Sen’in büyüklüğü ve daha da büyümesinden korkanlar, ellerinden geleni ardına koymadı. Türkiye’nin büyümesinden de rahatsız olanlar var. Edirne’nin yukarısına, Kars’ın ötesine çıkmasını hazmedemeyenler var. Bosna’ya, Makedonya’ya, Kosova’ya el uzatmasından, Mısır’da darbeye tavır koymasından, İsrali’e haddini bildirmesinden rahatsız olanlar var. Afrika’ya gitmesinden, Orta Asya devletleriyle ilişkileri geliştirmesinden korkanlar var. Derin devleti bitirip demokratik devleti hayata geçirmesinden ürkenler var. Türkiye’den korkuyorlar. Türkiye’nin kendi değerlerden, yerli fikirlerden, sivil siyaseten, kadim medeniyetten beslenmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Çözüm sürecinden, siyasi istikrardan, Ortadoğu mazlumlarına kol kanat germesinden başlayıp milletin desteğinin, güveninin eksilmemesinden çıkı- yorlar. Dışarıda pişirileni içeride servis etmek için çırpınıyorlar. Küresel şebekenin içindeki bildik ülkeler ve onların Türkiye’deki uzantıları, kirli bir senaryo, milletsiz bir sahne ve medeniyetten yoksun bir dekor ile Eski Türkiye devam etsinin peşinde. Gezi zekalıları kullanarak üretmek istedikleri kaos ellerinde patladı. Zafiyet devletinden milletin iradesiyle beslenmiş kudret devletine geçildiğini unuttular. Senaryo tutmayınca yenisi yazdılar. Bu sefer cepheye, yıllardır içimizde olan, bizim gibi konuşan, bizim gibi davrananları soktular. Son dönemde yaşananlar gösteriyor ki, bizimle beraberlermiş ama bizden değillermiş. Okyanusun öte yakasından gönderilen kriptolu mesajlarla “sonucu devletin yıkılması da olsa bu iktidarı yıkın, bitirin” mesajıyla işe giriştiler, kire bulaştılar. Mavi Marmara’ya “otoriteyi adres gösterenler”, tabi oldukları otoriteden aldıkları mesajla “fitne limanına” demir attılar. 17 Aralık’la ilk hamlelerini, 25 Aralıkta ise bitirici vuruşlarını yapmak istediler. Sonuç, bittiler. İtibar balonları patladı. Diyalog diyerek yola çıkanlar, milletle milletin değerleriyle bütün diyaloglarını kopardılar. Dershaneleri üzerinden ülkeyi derthaneye çevirmek istediler. Yazdılar, çizdiler, kızdılar. Geçmişe dönüp bir baktık ki, adam yetiştirmemişler, devleti kendilerinin mevzisi haline getirmek için sürekli adam yerleştirmişler. Pensilvanya kürsüsünden yapılan sohbeti dinlemekle yetinmemişler, devleti, milleti, zengini, fakiri, üstü, astı bütün herkesi dinlemişler. Kayıt yapmışlar. Kayıtdışı alana çıkmışlar. Aslında 28 Şubat sürecinde “başörtüsü füruaatır” diyerek eylem kıran, “başaramadınız, çekilin” diyerek MGK’nın emir erliğine soyunan bir yapı olduklarını biliyorduk, görmüştük. Düzelmişlerdir sandık. Ancak, gördük ki, Türkiye düşmanları tarafından hizaya getirilmişler. Birilerinin paralı eri, devletin de paraleli olmuşlar.”