X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER AK Parti Ankara Milletvekili MKYK Üyesi Bülent Gedikli:
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

AK Parti Milletvekili MKYK Üyesi Bülent Gedikli:

  • Giriş Tarihi: 23.2.2015 12:48

AK Parti Milletvekili MKYK Üyesi Bülent Gedikli, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın derdinin Merkez Bankası olmadığını belirterek, “Türkiye üzerinde oynanan oyunun sadece bir ayağı yok. Ahtapot misali çok farklı alanlarda Türkiye engellenmeye çalışılıyor” dedi.
AK Parti Ankara Milletvekili MKYK Üyesi Gedikli, yaptığı açıklamada AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın derdinin Merkez Bankası olmadığını belirterek, “Önce bunu bir ortaya koymak gerek. Bizim 12 yıldır derdimiz hiçbir zaman şahsi olmadı her zaman ‘Büyük Türkiye’, ‘Yeni Türkiye’ için kelam ettik. Şimdi sıcak paraseverler, faizciler günlerdir niye faiz düşmemeli diye yazıp çizip piyasaları tedirgin edip kur silahını çekiyor görüyorsunuz. Tane tane halkımıza açıklamak ve bu puslu havayı yaratmak isteyenlerin oyunlarını bozmak gerek” ifadelerini kullandı.
Faizin niçin düşmesiyle ilgili de Gedikli, şunları kaydetti:
“Çünkü, Türkiye’de tasarrufların bankalar daya da yastık altında tutulan altın olarak kalması yerine yatırım alanlarında değerlenmesi gerekiyor. Düşük faiz aktif yatırım ortamını oluşturuyor. Bu da tabi sanayinin, ticaretin, canlanmasına ve istihdamın artmasını sağlıyor. Faizler düştüğünde bankaların kredi faizleri de düşeceği için gayrimenkul, taşıt satışları artıyor, inşaat ,otomotiv sektörü ve birçok alanda satışlar ivme kazanıyor bu da dolaylı ve doğrudan iç talebin canlanmasını sağlıyor. Çevre ülkelerin durumu malum iç talep oluşturabilmek ve deflasyondan kurtulabilmek için Avrupa Merkez Bankası batık devletlerin tahvillerini bile satın almaya başlıyor. Uzun yıllardır dünyada reel sektör firmalarının finansallaşması yani finansal yatırımlardan elde ettikleri gelirlerin firma gelirlerinin de artması ciddi risk olmaya başladı. Çünkü reel sektör firmalarının esas faaliyetleri üretimdir ve reel yatırımdan çok finansal yatırımlara yönelmeleri sağlanmaya başlandı. Türkiye’de Gezi olayları ile başlayan ve 17-25 Aralık ile yapılmaya çalışılan finansal operasyonun alt yapısını işte bu bahsettiğim paradan para kazanmaya yönelten yatırımdan soğutan küresel finansın maşalarının oluşturmaya çalıştığı sistem var. Bu sistemi destekleyen başlıca unsur yüksek faizdir. Üretim maliyetleri yükseleceği için karlar düşer ve girişimcilik azalır paradan para kazanmak cazip hale gelir. Türkiye’nin yeni bir hikayeye ihtiyacı var diyenlere; önümüzde temelleri yüzyıllar önceye dayanan İslami finans sistemi ve türev araçları var diyoruz. Bu sistemin ayrıca üretim ekonomisine katkı yapacak olan katılım bankacılığı modeli var. İlginç olan İslami Finansın merkezi batının kalbi olan Londra, faizsiz bankacılık ve İslami finans araçları ile yıllardır İslam ülkelerinin parasını çekmekte. Türkiye gibi bölgede model olmuş bir ülkenin İslami finans merkezi olması için çalışmalarımız tam gaz devam etmesinin nedeni gayet açık. Bu açıdan baktığınızda Türkiye üzerinde oynanan oyunun sadece bir ayağı yok ahtapot misali çok farklı alanlarda Türkiye engellenmeye çalışılıyor.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Güney Afrika’ya, Güney Amerika’ya giderken birilerinin çıkıp ‘vay efendim niye gidiyor ne yapacaksınız orada’ dediğini hatırlatan Gedikli, “İngiltere, Amerika, Çin, Japonya, Rusya ne yapıyorsa onu yapıyor,uluslararası ekonomik ve kültürel ilişkiler kurulmadan doğrudan yatırımı nasıl çekeceksiniz. Paralel yapının oluşturduğu sahte algının hedefi bizatihi bu doğrudan yatırımları engellemektir. Bütün dış basında yazdırıp çizdirdikleri ’Türkiye otoriterleşme yok, Türkiye’de hukuk ve demokraside sorun var’ söylemlerinin altında yatan şey yabancı yatırımcıyı tedirgin etmektir. Paranın kendi aklı vardır. Yatırımcı gündelik gazete manşeti ile bir örgütün kampanyası ile yatırımlarına yön vermez. Tüm karalama kampanyalarına rağmen zaten yatırımcı iştahının artacağını özellikle başta Rusya olmak üzere birçok Doğu ve Uzakdoğu ülkesinin konsorsiyumlara talip olduğunu görüyoruz. Osmanlı İmparatorluğu’nu sanayi devriminde geciktirenler yani sanayileşme sürecini kaçırmasına neden olanlar Türkiye’nin sanayileşmesini geciktirenler; bugün başımıza paralel örgütü, küresel finans tetikçilerini musallat ederek teknolojik devrimde geri kalmamızı, bir 100 yıl daha geriden gelmemizi garantilemeye çalışmakta ancak bu sefer iş başında millet iradesi var” dedi.