X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Fil Hastalığı Olarak Bilinen Lenfödem Ve Tedavisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Fil Hastalığı Olarak Bilinen Lenfödem Ve Tedavisi

  • Giriş Tarihi: 10.3.2015 10:08 Güncelleme Tarihi: 12.3.2015 15:45

Acıbadem Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nural Aydın, fil hastalığı olarak da bilinen Lenfödem riskinin meme kanseri tedavisi için hem cerrahi hem de radyoterapi almış hastalarda daha yüksek olduğunu belirterek, "Lenfödemde cilt bakımı en az diğer tedaviler kadar önemlidir. Kronik lenfödemde cilt kuru, çatlak ve enfeksiyonlara yatkın bir haldedir" dedi.
Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Aydın, fil hastalığı olarak da bilinen lenfödem ve tedavisiyle ilgili açıklama yaptı. Aydın, lenfödemin, lenf sıvısını taşıyan lenf kanalları ve lenf düğümlerinin doğuştan ya da sonradan hasar alması sonucunda ortaya çıktığını belirterek, “Lenfödem meme kanseri tedavisi alan hastaların yaklaşık dörtte birinde tedavileri sırasında veya sonrasında sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu kişilerde zaman içerisinde kol, göğüs veya memede proteinden zengin lenfödem adı verilen bir sıvı birikip şişlik, ağrı ve rahatsızlık hissine sebep olur. Lenfödem riski; meme kanseri tedavisi için hem cerrahi hem de radyoterapi almış hastalarda daha yüksektir. Ayrıca obezite ve cerrahi sırasında çıkarılan lenf nodu sayısı ile doğru orantılı olacak şekilde riskin arttığı bilinmektedir. Diğer yandan enfeksiyon, kola gelen travma ve kesiler de lenfödem gelişmesine zemin sağlamaktadır. Ne yazık ki bu durumun gelişip gelişmeyeceğini önceden tahmin eden bir yöntem bulunmamaktadır. Bu sebeple lenfödem oluşmadan önce gerekli tedbirlerin alınması daha etkili bir tedavi yöntemi olacaktır” ifadelerini kullandı.
“İNSANIN KENDİ İÇİN NORMAL OLANI BİLMESİ TEDAVİYE ÇABUK ULAŞILMASI AÇISINDAN ÖNEMLİDİR”
Lenfödem bulgularıyla ilgili ise Aydın şunları kaydetti:
“Meme cerrahisi geçirmiş, lenf nodları çıkarılmış veya radyoterapi almış bir bayanın ayna karşısında üst bedenini incelemesi uygundur. Vücudun her iki tarafı biçim, çap farkı, beden ve cilt rengi açısından kıyaslanmalıdır. İnsanın kendi için normal olanı bilmesi tedaviye çabuk ulaşılması açısından önemlidir. Yorgunluk, göğüs, meme ve/veya kolda şişlik, vücudun o bölgesinde doluluk veya ağırlık hissi, şişliğin olduğu yerde cilt değişiklikleri, komşu eklemlerde azalmış esneklik, sütyenin küçük gelmesi, yüzük, saat ve/veya bilekliğin kilo almış olunmamasına rağmen dar gelmesi, gömlek, ceket kolunu giyerken sıkıntı olması.”
“LENFÖDEMDE CİLT BAKIMI EN AZ DİĞER TEDAVİLER KADAR ÖNEMLİDİR”
“Cerrahiden hemen sonra kesi yerinde ve koltuk altında şişlik olması doğaldır” diyen Aydın, “Bu şişlik 6-8 hafta içerisinde yavaşça azalır. Bu şişliğin daha sonra lenfödeme dönüşmesini engellemek amaçlı birtakım egzersizler yapılması gerekmektedir. Lenfödem cerrahiden sonra aylar yıllar içinde yavaş bir şekilde gelişir. Lenfödemde cilt bakımı en az diğer tedaviler kadar önemlidir. Kronik lenfödemde cilt kuru, çatlak ve enfeksiyonlara yatkın bir haldedir. Bu sebeple cildi PH nötr kremlerle nemli tutmaya özen gösterilmelidir. Yıkama sonrasında parmak aralarının iyice durulanması gerekmektedir. Güneşe direk maruziyetten kaçınılmalı, istenmeyen kıllar elektrikli makinelerle temizlenmeli, etkilenmiş koldan kan basıncı ölçümleri yapılmamalı, kan alınmamalı veya enjeksiyon yapılmamalıdır. Etkilenmiş bölgede oluşan tüm kesiler, böcek ısırıkları ve yaralar antiseptik krem veya solüsyon ile biran önce tedavi edilmelidir. Sıkı giysi ve takılardan kaçınılmalıdır. Etkilenmiş kol ile ağır yükler taşınmamalı, çanta taşırken omuz askısı kullanılmamalıdır” dedi.
Aydın, dengeli beslenme, ideal kilonun muhafaza edilmesi, diyette tuzun azaltılması, yüksek lifli beslenme, alkol-sigara tüketilmemesinin de lenfödemde önemli hususlar olduğuna dikkat çekti.
“ERKEN TANI VE TEDAVİ BAŞARI ŞANSINI ARTTIRIR”
Lenfödemde erken tanı ve tedavinin başarı şansını arttırdığını ifade eden Aydın, şunları söyledi:
“Tedavideki amaç şişliği indirip tekrar oluşmasını önlemeye çalışmaktır. Manuel lenf drenajı (MLD) kanıtlanmış en iyi tedavi yöntemlerinden biridir. MLD, lenfatik damarlara uygulanan nazik özel bir masaj olup, lenfatik akımı lenf nodlarına doğru rahatlatma ve kolaylaştırma amacı gütmektedir. MLD, bu konu hakkında özel eğitim almış deneyimli kişiler tarafından uygulanmalıdır. Yanlış uygulamalar şişliğin artmasına sebep olabilir. Çok katlı bandajlama ve basınç kolluğu MLD ile birlikte yapılması gereken kombine tedavi yöntemleridir. Basınç kolluğu, tedavi sonuçlarının stabilize edilmesine yardımcı olur. Herhangi yeni bir egzersize başlamadan önce mutlaka doktorunuzla konuşulması uygundur. Doktor ya da fizyoterapistiniz tarafından gösterilecek bir takım günlük egzersizlerin günde iki kez yapılması uygundur. Etkilenmiş bölgenin de katıldığı yoğun egzersiz ve aktiviteler şişliğin artmasına sebep olabilir.”