X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çocuklarda Ateş Ve Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çocuklarda Ateş Ve Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Giriş Tarihi: 27.3.2015 10:18 Güncelleme Tarihi: 30.3.2015 09:55
ACIBADEM ANKARA HASTANESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI PROF. DR. MUSTAFA KORAY LENK, MEVSİM GEÇİŞLERİNDE VE KIŞ AYLARINDA ÇOCUKLARDA ATEŞLİ HASTALIKLARDA ARTIŞ YAŞANDIĞINI BELİRTEREK, "YÜKSEK ATEŞTEN KORKMAK YERİNE ATEŞİN NEDEN YÜKSELDİĞİNİN
Çocuklarda Ateş Ve Tedavisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, mevsim geçişlerinde ve kış aylarında çocuklarda ateşli hastalıklarda artış yaşandığını belirterek, "Yüksek ateşten korkmak yerine ateşin neden yükseldiğinin anlaşılması ve ateşli çocuğa yaklaşımı bilmek önem taşımaktadır" dedi.
Prof. Dr. Lenk, çocuklarda ateş ve tedavisi ile ilgili merak edilen konularda bilgi verdi. Çocuklarda ateşin ne sıklıkta görüldüğü hakkında bilgi veren Lenk, “Bugün için çocuk acillere ve polikliniklere en sık başvuru nedenini ateş oluşturmaktadır. Tüm çocukluk çağı acil başvurularının yüzde 30’undan fazlası ateş yakınması ile olurken, çocuk poliklinikleri başvurularının yüzde 10 ile yüzde 20’sinde esas yakınma ateş olmaktadır. Ateş, hastalıklarda organizmanın bağışıklık yanıtı, savunma düzeneğinin bir parçası olmasına karşın ailelerde ciddi korku ve kaygıya neden olmakta, ateş süresi uzadıkça korku bazen paniğe dönüşebilmektedir. Bu durum, ailenin yanısıra doktorları da etkilemekte, kaygı ve panik hali ateşi düşürmek için kimi zaman gereksiz, kimi zaman da hastaya zararlı olabilecek uygulamaların yapılmasına neden olmaktadır. Bu yanlış tutum ve uygulamaların en başında da antibiyotiklerin ateş düşürücü olarak kullanılması gelmektedir. Ateş bir hastalık olmayıp bir bulgudur. Ateşli bir çocukta bu bulgunun ortadan kaldırılması için ateşe neden olan esas hastalığın ortaya çıkarılması gerekmektedir” ifadesini kullandı.
Ateşin vücut ısısında yükselme olarak tanımlandığına dikkat çeken Lenk, şunları dedi:
“Normal vücut ısısı ölçümün yapıldığı zamana ve ısının alındığı vücut bölgesine göre değişmektedir. Normal vücut ısısı koltukaltından 36,5-37 derece, ağızdan 37,5 derece, kulak zarından 37,5 derece ve makattan 38 derecedir. Bu derecelerin üstü ateş olarak tanımlanır.”
Ateş ölçüm metotlarını anlatan Lenk, “Bugün kullanımda çok farklı ateş ölçüm cihazları bulunmaktadır. Ateş ölçerler kullanılarak çocukların ateşleri koltuk altından, ağızdan, kulak zarından ve makattan ölçülebilmektedir. En eski ve en çok bilineni civalı cam termometrelerdir. Son yıllarda gündeme gelen civa zehirlenmeleri ile ilgili kaygılar bu tip termometrelerin kullanımının sorgulanmasına neden olmuş ve kullanımı sınırlandırılmıştır. Son yıllarda özellikle ev kullanımlarında yaygınlaşmış ve ölçüm tamamlandığında sesli uyarı veren, kullanım kolaylıklarına sahip ve kolay okunabilen ekranları ile dijital termometreler ön plandadır. Özellikle koltuk altı ve ağızdan ateş ölçümlerinde kullanılan bu termometrelerde en önemli sorun zamanla ölçüm duyarlılıklarını kaybetmeleridir. Hastane şartlarında veya kreş gibi ortak kullanımın söz konusu olabileceği ortamlarda enfeksiyon bulaşma tehlikesi ve ölçüm güvenilirliklerinin tartışmalı olması nedeni ile tercih edilmemektedir. Genel olarak uzaktan ölçüm termometresi olarak da bilinen infrared termometreler ile kulaktan ölçüm yapılabilmektedir. Bu yöntemin en önemli avantajı temasa gerek kalmadan, uzaktan sıcaklığın ölçülmesine olanak tanımasıdır. Kullanım kolaylığı, kolay ulaşılabilir olması ve hijyenik oluşu da diğer avantajlarıdır. Kulak zarı, vücudun ana arterlerinden karotid arterin direkt dalından kanlandığı ve beyindeki ısı merkezi ile aynı atardamarın dalını kullandığı için vücut merkez sıcaklığını en iyi yansıtan odaklardan biridir. Bu termometrelerde karşılaşılan en önemli sorun dış kulak yolunda uygun olmayan yerleşime bağlı olarak hatalı ölçümler olabilmektedir. Ayrıca çalışma özellikleri nedeni ile kulak zarını net olarak görecek pozisyondan ölçüm yapmaları gerektiği için yenidoğan döneminde ve ilk bir yaşta ölçüm güvenilirliği düşüktür. Koltukaltından ateş ölçümlerinin güvenli, kolay ve hastaya çok rahatsızlık vermeden uygulanabilir olması önemli avantajlarıdır. Ancak, özellikle ateşin yükselmeye başlaması ile birlikte küçük uç damarlarda kasılma geliştiği için koltuk altı ateş ölçümlerinde hata oranı artmaktadır” ifadelerini kullandı.
“1-30 gün arası bebeklerde (yenidoğan dönemi) ateşin yüksekliği kadar düşük vücut ısısı da önemlidir. Bu nedenle bu dönemdeki her bebek doktor tarafından görülmelidir” diyen Lenk, “Ateşin 38 derece ve üstü olduğu 3 aylıktan küçük bebekler yine doktor tarafından görülmelidir. 3-36 aylık bebeklerde 38,5-39 derece gibi yüksek ateşe ek olarak dalgınlık, huzursuzluk, ağlama, beslenememe, nabız ve solunum sayısının artması ile birlikte solunum güçlüğü belirtileri, uykuya meyil olduğu durumlarda doktorunuzun aranması veya çocuk acil servislerine başvurunuz gerekmektedir. Herhangi bir yaştaki çocukta ateş 40 derece ve üzerinde ise çocuğun öyküsünde daha önceden geçirilmiş ateşli havale mevcutsa, ateşle birlikte döküntüler varsa ve çocukta kalp hastalığı, kanser ve orak hücreli kansızlık gibi kronik hastalıklar var ve bu nedenle izleniyorsa mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Lenk, ateşle mücadeleye ilişkin ise şunları söyledi:
“Ateş, enfeksiyonlara karşı organizmanın oluşturduğu bir tür bağışıklık yanıtı, enfeksiyon etkenleri ile savaşın işaretidir. 38-39 derece arasındaki ateşlerde hastalık yapıcı mikroorganizmalar rahat çoğalamaz ve canlılıklarını kaybederler. Özellikle ateş yükselmeye başladığında bu yanıt daha belirgindir. Aslında ateş bir hastalık olmayıp sadece bir bulgudur. Ateşi tedavi edemeyiz. Önemli olan ateşe neden olan etkeni veya hastalığı bulmak ve ona özgü tedaviyi vermemiz gerekmektedir. Tabi ki çok yüksek ateşlerde doktora ulaşıncaya dek uygun birtakım girişimlerle ve/veya ateş düşürücü ilaçlarla, yüksek olan ateşi daha uygun düzeylere indirmemiz gerekebilir. Evde uygulanabilecek bu girişimler ile belki de hiç ilaç kullanmadan ateşi daha uygun düzeylere indirmek gerçekleşebilecektir. Oda ısısını 22-24 derece arasında tutmak, ateşli çocuğun üzerindeki giysileri çıkarmak ve üzerini örtmemek gerekir. Ateş, solunum sayısını arttırarak sıvı kaybı oluşturur. Bu nedenle ateşli çocuklara bol miktarda sıvı (su, meyve suyu, ayran, çorba gibi)verilmelidir. Fizik aktivite ile karaciğer ve kaslarda ısı yapımı olacağından aşırı fizik aktiviteden kaçınılmalıdır. Gerekirse ısısı 29-31 derece olan su ile banyo yaptırılmalı veya belirtilen ısıda su ile doldurulmuş küvetler içerisinde ortalama 15-20 dakika kadar bekletilmelidir. Soğuk su ile banyo yaptırıldığında etraf damarlarda kasılma meydana geleceğinden ateşin düşmesi mümkün olmayacak, hatta daha da artacaktır. Ateş düşürücü ilaç kullanımının önerildiği ateş sınırı 39-39,5 derece olmalıdır. Bunun için doktorunuzun önerdiği ilaçları, kilo başına hesaplanarak bulunan dozlarda vermemiz gerekmektedir.”