X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan Davutoğlu, 2015 Milletvekili Genel Seçimi Sonrası İlk Kez Konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan Davutoğlu, 2015 Milletvekili Genel Seçimi Sonrası İlk Kez Konuştu

  • Giriş Tarihi: 10.6.2015 22:38 Güncelleme Tarihi: 11.6.2015 05:53

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2015 milletvekili genel seçimleri sonrası ortaya çıkan ’koalisyon’ tartışmalarına ilişkin, "Türkiye’nin çıkarı ne gerektiriyorsa yaparız. Bu olmuyorsa başka şeyler gerekiyorsa onlara da açığız. Bütün bunları değerlendireceğiz. Önemli olan samimiyet ve meşruiyet. Tiyatro oynamaması lazım kimsenin. Ben her muhalefet partisiyle de görüşmemi samimiyetle yapacağım. Ülke çıkarı için yapacağım. Her şeyi konuşmaya hazırız" dedi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 2015 milletvekili genel seçimi sonrası TRT Haber özel yayınında ilk kez konuştu. Davutoğlu, seçim sürecini değerlendirerek, "Her şeyden önce seçim neticelerinin hayırlı olmasını istiyorum. Sadece seçimde iktidar için yarışan bir partinin genel başkanı, Başbakan olarak değil vatandaş olarak beni memnun eden hususlardan birisi katılım’, yüzde 85’le katılım, çok yüksek bir katılım oldu. Bu çok önemli. Yurtiçinde yüzde 86.38, yurt dışı dahil 83.90. Bu, bir kere demokrasinin kökleştiğinin, halkımızın kendi iradesiyle ülkenin geleceğini belirleme bilincinin yaygınlaştığını gösteren, hepimizi çok memnun etmesi gereken bir tablo. İkincisi meşruiyet. Benim siyasette de, akademik hayatta da en önem verdiğim şey meşruiyet, meşruiyetin kaynağı ve kullanılması. Siyasi gücün meşruiyetinin kaynağı milli iradedir. Milli irade de seçimlerle tezahür eder. Her başarılı seçim meşruiyetin de yeniden tazelenmesi olur. Meşru çizgiyi millet gösterir. Bu seçimin meşruiyetin tartışma konusu edilmemesi de ikinci ayrı bir güzel gelişme" ifadelerini kullandı.
"Tabii şöyle bir senaryo var" diyen Davutoğlu, "Tabii bununla ilgili birçok hazırlık, zihnen ve fiilen hazırlık yapanlar olanlar olduğunu biliyoruz. Bir parti yüzde 10’un altında alıp başka zeminde meşruiyet tartışması nasıl yapılırdı onu düşünmek bile istemiyorum. Şunun güzelliği herkesin bundan sonraki seçimlerde Türkiye’de 1950’den bu yana birçok darbe ve müdahale gördük. Seçim güvenliği hiç tartışma konusu edilmedi. Bu seçimde de herkesin bu neticeye razı olması, milli iradenin egemenliğini kabul etmesi önemli. Bu da kabul edildi. Üzerinde tartışma olmadı, güzel neticedir. YSK’ya, oy veren her vatandaşımız teşekkürü hak ediyor. Oy veren her vatandaş aynı zamanda siyasi katılımla onun bir parçası olduğunu ortaya koymuş oluyor. Bundan sonra da böyle bir meşruiyet tartışması hiçbir zaman açılmayacak. Şu parti kazanırsa hile olur, bu parti kazanmazsa hile yok gibi bir yaklaşımın benimsenmemesini istiyorum. Büyük ihtimalle, düşünenler buna hazırlık yapanlar, seçim sonrası kaosa hazırlık yapanlar, sivil itaatsiz yaparız diye çağrıda bulunanlar aslında şu an aynı zamanda zafer naraları atmalarının iç açıcı olmadığını ifade etmem lazım. Biz, kazanırsak da kaybedersek de bu seçimde o anlamda AK Parti’nin başarılı olduğu kanaatindeyim" şeklinde konuştu.
Üçüncüsünün ’ortaya çıkan harita’ olduğunu anlatan Davutoğlu, "Bütün vatandaşlarımız, aydınlarımız, siyasi partilerimiz başını iki elenin arasına alıp haritaya şöyle bakması lazım. AK Parti tek parti hükümet kuramamasından neredeyse zil çalıp oynayanlar, başka partileri de ifade ederek söylüyorum. Şöyle haritaya bir bakın bu harita şunu söylüyor, ’Türkiye’nin bütününde olan parti hala AK Parti’. Türkiye’de her kesimden oy alan parti AK Parti. Bir parti doğuya bir parti batıya sıkışmış, diğer parti ise bir tek yerde birinci oldu. AK Parti ise 76 vilayatte milletvekili çıkardı, 56 vilayette birinciyiz. CHP takriben 36 vilayette milletvekili çıkaramadı. MHP 35’te çıkaramadı. HDP 55-56 yerde milletvekili çıkaramadı. Bu tablo şunu gösteriyor, Türkiye’deki siyasi hayatın omurgası AK Parti’dir. Bu gerçeklik görülmeden, o veya bu koalisyon senaryolarının veya Türkiye’nin geleceği üzerinde konuşmanın mümkün olmadığını düşünüyorum" dedi.
"KİMSENİN KENDİ YENİLGİSİNDEN BAŞARI ÇIKARMAMASI LAZIM"
AK Parti’nin iddialı bir parti olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, "Bizim hiçbir zaman beklentimiz mutlak çoğunluktan tek parti iktidarından az olmaz. HDP için barajı geçmek başarıydı. MHP için oyunu artırmak başarıydı. Bizim için her zaman iddialı bir parti olarak beklentimizde tek parti. Millete sitem edilmez, millete küsülmez, milletin iradesi tartışılmaz. Millet ne derse doğru olan odur. AK Parti’nin oylarının şimdi yüzde 41’e gerilemiş olması, üzerinde düşünülmesi gereken bir olgudur. Hiçbir arkadaşımızın millete dönük bir sitem cümlesi kullanmasını istemiyorum. Zaten kullanan da olmadı.Yüzde 41 bir başarıdır ve bu anlamda kimsenin kendi yenilgisinden başarı çıkarmaması lazım. ’Yüzde 26’da istifa ederim’ diyen Kılıçdaroğlu, yüzde 25’le zafer ilan ederse başkasının başarısından kendisine hisse çıkarıyor demektir" diye konuştu.
"YÜZDE 41’DEN HAREKETLE BİR BAŞARISIZLIK HİKAYESİ’ AK PARTİ’YE YAPIŞTIRILAMAZ"
"Bizimle ikinci parti arasındaki fark 16 puan" diyen Davutoğlu, "Bu, Batı demokrasisi için muazzam bir farktır. MHP ve HDP için, beklentilerinin üzerinde oy aldı ama iktidar olma iddiası varsa bir partinin onun çok gerisinde oldular.Yüzde 41, sosyopolitik olarak AK Parti Türkiye’nin bütününü kuşatan bir parti olması nedeniyle en başarılı partidir. 1960’dan bu yana yüzde 40’ı bizim dışımızda son 3 seçim dışında sadece 4 kez geçildi Türk siyasi tarihinde. 1965 bir, 1969’da Adalet Partisi. Bir 1977’de 41’dir Sayın Ecevit. Sayın Özal 1983’te geçti. CHP’nin sevinmeleri normal, hedefleri AK Parti’ye dönük negatif hedefti, AK Parti’yi zaafa düşürmekti. Bütün sol hareketin CHP geleneğinin 1960’dan bu yana tek başarı hikayesi var, Sayın Ecevit’in. Onların tarihi zaferi olarak gördükleri oran AK Parti’de yenilgi olarak gösterilemez. Dün yüzde 41 oranla biz eğer diyelim ki CHP yüzde 30, MHP 20 alsaydı, HDP barajı geçmemiş olsaydı 310 civarında milletvekili çıkardı. Bunları HDP barajı geçmesin diye söylemiyorum. Yüzde 41’den hareketle bir başarısızlık hikayesi AK Parti’ye yapıştırılamaz. 12 yılık bir iktidardan sonra 7 cephenin saldırısı altında AK Parti’nin elde ettiği netice önemli bir başarıdır. Türkiye’nin hükümet kurma sorumluluğu AK Parti’ye vermiştir. Bize belki bir mesaj verdi" şeklinde konuştu.
KOALİSYON TARTIŞMALARI
2015 milletvekili genel seçimleri sonrası ortaya çıkan ’koalisyon tartışmalarına’ değinen Davutoğlu, "Benim için şahsi olarak, bütün parti üyelerimiz ve yönetim için aynıdır. Partimizin menfaati ve geleceği şahsi menfaatlerden önce gelir. Biz ve partimiz ülkemiz için varız. Önemli olan Türkiye için neyin doğru olduğu konusunda kanaat sahibi olmak ve bu yönde adım atmak. Ben pazartesi MYK ve Bakanlar Kurulu üyelerini birlikte topladım, istişare ettik. Yeni bir durum varsa,başka durum olsa da aynı şeyi yapardım. Hepsiyle istişare ettim.Salı günü bütün üyelerimizle teker teker yetişebildiği kadar yaptım.Bugün MKYK’yı topladım. Yarın il başkanları ve belediye başkanlarını toplayacağım. Seçim günü sabahı yeni bir güne doğduk. O yeni günün gereği ne, o tabloyu elimize alırız ve çizgiyi meşruiyet sınırları içinde çizeriz. Türkiye için en doğru olan neyse onun arayışına girdik. Ne olursa olsun AK Parti Türk siyasetinin omurgasıdır. Hiçbir ihtimali de dışlamıyoruz, balkon konuşmamda verdiğim mesaj bu. Aynı gece Sayın Bahçeli bütün kapıları kapattı. HDP neredeyse bütün kapıları kapattı. CHP, AK Parti dışında kapılar açık dedi. Bir anda diğerlerinin çizdiği senaryoyu göz önüne alırsanız Türkiye’nin önü tıkanıyor görüntüsü bu" dedi.
"Geldiğimiz temel ilke, en önemli husus Türkiye’nin menfaatidir" diyen Davutoğlu, "Bir an bile kaotik bir tabloya izin vermeyiz. Bu ülke bizim. Halkımıza sesleniyorum, müsterih olsunlar. Bu kazananların hiçbirinin kaybolmasına izin vermeyiz. Bakanlarla ayrı ayrı toplanıp ekonomi konusunda alınması gereken tedbirler, gerekli talimatları verdim. Nerede kaldık, yola devam ederiz. Yeter ki en ufak bir kayıp olmasın. Hükümet işleyişinde, hiçbir aksama olmayacaktır, piyasalara söylüyorum, sendikalarımıza STK’lara bütün halkıma sesleniyorum, herkes evinde rahat uyusun. Tecelli eden şeyi doğru anlayıp yolumuza devam ederiz. Sayın Cumhurbaşkanımıza istifayı verdim, sonra tekrar görevlendirildim. Son ana kadar aksatmayacak şekilde çalışırız. Ben de kursam yeni bir hükümet gelecek. Dolayısıyla bakan değişebilir diye, bürokratik işini aksatan, herhangi bir kesim buna izin verilmeyecek. Son ana kadar biz görevimizi yapacağız. Bir taraftan devlet işini yürütürken, bir tarafta da Sayın Cumhurbaşkanımız yetkilendirdiği zaman o vakte kadar bütün partilerle hiçbir alternatifi dışlamadan, hepsi açıklama yaptılar, AK Parti ile olmaz türünden, onların açıklamalarına rağmen sesleniyorum, onların tabanına sesleniyorum o gün CHP’ye oy veren vatandaşlarım takdirleriniz başımızın üstündedir. CHP’ye tutunduğu tavra bakınız. Yeni bir meşru seçimden çıkıldıktan sonra anında kapıları kapatan, şu şununla yapsın, bizim kiminle ne yapacağımıza biz karar veririz ama biz yokuz diyen bir tabloyla karşı karşıyayız. Partiler iktidar olmak için vardır. İster koalisyon ister tek parti hükümet. İktidar olamamışsınız, kaolisyon ihtimali varken niye bunu kapatıyorsunuz" ifadelerini kullandı.
"DİĞERLERİ YOLU KAPATMAYA DEVAM EDERSE HER OBSİYONU DÜŞÜNÜRÜZ"
Davutoğlu, "Biz ne diyoruz bir kere kurulları işlet, şahsi düşüncem vardır, balkon konuşmam bazıları için tartışma konusu oldu, hayır biz başarılıyız. Soğukkanlı olacağız. 12 yıllık iktidarı nasıl yaptıysak şimdi de koalisyonu biz yürütürüz.Diğerleri yolu kapatmaya devam ederse her obsiyonu düşünürüz. Türkiye’nin çıkarı ne gerektiriyorsa yaparız. Bu olmuyorsa başka şeyler gerekiyorsa onlara da açığız. Bütün bunları değerlendireceğiz. Önemli olan samimiyet ve meşruiyet. Tiyatro oynamaması lazım kimsenin. Ben her muhalefet partisiyle de görüşmemi samimiyetle yapacağım. Ülke çıkarı için yapacağım. Her şeyi konuşmaya hazırız" dedi.
SİYASİ PARTİLERİN KIRMIZI ÇİZGİLERİ
Diplomaside de ’kırmızı çizgi’ tabirini hiçbir zaman kullanmadığını belirten Davutoğlu, her türlü konuyu görüşmeye hazır olunması gerektiğine işaret etti. Kırmızı çizgi tabirinin siyasetin doğasına uygun olmadığına dikkati çeken Davutoğlu, onun için ’meşruiyet’ dediğini belirtti. AK Parti’nin kırmızı çizgilerinden çok siyasi ve ahlaki ilkelerinin olduğunu belirten Davutoğlu, AK Parti’nin kurumsal kimliğine önem verdiğini ifade etti. "Bizim adımıza kimse kırmızı çizgi deklare edemez" diyen Davutoğlu, "Şu veya bu üzerinden partinin yetkili organları dışında ve benim dışımda şu ihtimale kapalı, açığız diyemez. Ahlaki ilkelerimiz, siyasi ilkelerimiz var. Bunlar da herkesçe malum. Artık siyasetin bu tabloyla uyum gösterip normalleşmesi lazım. Herkes, bu yeni bir gün doğdu artı yeni şeyler söylemek lazım diyor Mevlana. Bizim için seçim dönemindeki tartışmalar bitmiştir.Herkes payına düşeni aldı, şimdi herkesin kendi muhasebesini yapması lazım. Tek parti iktidarı olsa, evet biz koalisyonun çok iyi bir obsiyon olmadığını anlattık. Koalisyon iyi değil dedik ama halk dedi ki benim tercihim koalisyondur dedi. Önce halkın o tercihinin gerekliliğini yaparız" diye konuştu.
"KOALİSYON İSE EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞIRIZ MİLLETİMİZ İÇİN"
Davutoğlu, "Koalisyon ise en iyisini yapmaya çalışırız milletimiz için. Hiç kimseye kapatmayız, normalleşme için herkese verilen bir mesaj var. HDP için evet büyük bir şenlik içindeler, yüzde 13 hayırlı olsun ama şimdi ispat vakti. Seçim kampanyası döneminde yapmadıklarını şimdi yapmaları lazım. Nişantası’nda oy almışsa İstanbul’un en entelektüel kesiminden, Marksist anlayışından yönünü değiştirip, öyle tehditçi, PKK anlayışından yönünü değiştirip diyeceği şey şu, ben şiddeti terörü kabul etmiyorum. PKK’yı seçim dönemlerinde kullandılar, Cemil Bayık açıklama yaptı, olabilir ama meşru gördüğümden söylemiyorum. HDP’ye Türkiye’nin özgürleşmesi için bakan seçmenlere söylüyorum dönün ve HDP’ye şunu söyleyin ben sana oy verirken barış için oy verdim şimdi sende silahların bırakılmasını istiyorum. Verdikleri ödünç oylar diye hani bir HDP yetkilisi, çünkü Türkiye’de artık hiçkimse terörist istemiyor. Biz çözüm sürecini devam ettirdik, devam ettirmeye de gücümüz yettiğince, koalisyon olduğu için koalisyonu kimle nasıl yapacağımızı lazım. Çözüm süreci konusunda HDP’nin düşünmesi lazım. Şimdi atabilirler adım, artık biz tek başımıza şu veya bu yönde bir şey söylemeyiz.Yeni koalisyon nasıl olacaksa onlarla konuşacağız. Elimde aldığım yetkiyi bir saniye terketmem. HDP yapabilir ben artık terörün yanında değilim, teröre karşıyım. Hükümet olarak güvenlik tedbirini almak bizim görevimizdir. Herhangi bir taşkınlıkla meşruiyet sınırı dışına kim çıkarsa her türlü tedbiri alırız, gözünün yaşına bakmayız, hukuku uygularız. O çok güzel şeyler söylemlerle kendini barış sembolü olarak gösteren HDP Eş Başkanları çıkıp artık PKK silahı bırakmalı demeliler" diye konuştu.
AK Parti’nin aslında CHP söylemini dönüştürdüğünü anlatan Davutoğlu, HDP söylemlerini de dönüştürdüklerini ifade etti. Davutoğlu, "HDP söylemini de biz dönüştürdük. Bugün ödünç oylarla liberal takınan birçok HDP’li dağda bayırda başka işlerle uğraşıyorlardı. AK parti’nin açtığı demokrasi çizgisinde bugünlere geldiler. MHP’nin de bu anlamda içselleştirici bir söyleminin olduğunu görmek güzel. Herkese hitap edemediğiniz dönem, burada şimdi sınav HDP için, bu dönüştürücü şeyi kullanabilecek mi? Hala PKK terörü üzerinden baskıyla siyasi formül dayatmaya kalkarsa muhtemelen o zaman yine güvenlik politikaları karşı karşıya getirir. Türkiye’nin efendim ben şu bölgede şu kadar oy aldım, şu bölge şu kimliktedir dediği anda önce İstanbul’da oy veren kendi seçmeni ona karşı çıkar. Böyle bir ayrılıkçı dilin artık karşılığı olmaması lazım. PKK’nın eylemlerine karşı çıkmadıkları, teröre gözlerini kapattıkları her an bu söylemin dışına çıkmış olurlar ve şu anda o durumdalar. Hala Nişantaşı’nda kullandığı söylemin dışına çıkamıyor. Artık bitirin bu işi silahları gömün diyemiyor. Bu sınavı yaşayacaklar" diye konuştu.
BAZI AYDINLARIN HDP’Yİ DESTEKLEMESİ
Bazı aydınların HDP’yi destekleyen bildirisine ilişkin değerlendirmede bulunan Davutoğlu, "Temsil ettiğim ve beraber çalıştığım arkadaşlarımla birlikte istişare yapıyoruz. 12 yıl bana hizmet ettin ama bazı şeylerin yanlış gittiğini görüyorum, bir düşün. Biz düşüneceğiz, seçmen bize bak dediğinde biz buna bakarız. Yeni Türkiye için yeni AK Parti. Süreklilik içinde AK Partinin içinde kendi muhasebe imkanı varsa bundan kaçınmayız. AK Parti, bir muhasebeyle ola ki seçmenimiz yanlış anlamışsa, davranışımızda bir farklılık, önem verdiğimiz ilkelerde yıpranma görmüşse bunları tek tek tanımlarız. Onun için dedim bütün seçmenlere gönlüm açık. Tek şey var. Bunların istisnası demokrasiye aykırı tutum sergileyenler hariç hiç kimseye bizim gönül kırgınlığımız yok. Şimdi yapacağımız şey, ilk adımı attık büyük bir araştırma yapıyoruz. Bizim seçmenimiz, bir kendi seçmenimize bizde neyi acaba yanlış gördü, iki; Oy veren seçmene hangi formül makbuldür. Benim kendi seçmenimin tercihini bilmem, onlara bu modeli anlatmam için başladı çalışma. Samimi şekilde hükümet etmek için görevi sürdüreceğiz ama kimle yapalım bunu seçmene soracağız. Yürür yürümez süre içinde göreceğiz ama önce hükümeti kurma konusunda samimi olacağız. Bize oy vermediğini söyleyen seçmen neden vermedi. Bunu da çıkaralım, Bir onu görmek. Orada bir iç muhasebe. Üçüncü alan. daha önce gri alanda olup kemikleşmiş seçmen varsa, bu sebebi ortaya çıkarıp, bu sebep üzerinden açık bir istişare zemini kurmayı düşünüyorum" şeklinde konuştu.
Davutoğlu, "Bu sefer tek parti hükümetiyle hızıyla gitmek mümkün değil. Fiilen mümkün değil.İki bürokratın ilişkisi bile zaman alır. Biz bunları yaşadık. O yüzden biz koalisyon olmasın diyorduk. Millet böyle demiş bunu tartışmayacağız" dedi.
ERKEN SEÇİM TARTIŞMALARI
Davutoğlu, erken seçim tartışmalarına ilişkin ise şunları söyledi:
"Hemen yeni bir seçime gidelim demek milletin verdiği kararı tartışmaya açmak olur. Ben bu karara saygı duyarım. Bu kararın gereğini sonuna kadar tüketmeden alternatif bir yola yönelmem. Bu kararın gereği nedir, sana güvendim ama uzlaşarak hükümet kur, milletimizin verdiği talimat bu. Ben bu talimatın gereği neyse yaparım. Sonra bir formül üretebilirsek, sen bize koalisyon kur dedin derim, X Partisiyle koalisyon kurdum deyip, millete hizmet diye yola çıkarım. Diğerleri kapatırsa bu yolları, kendi aralarında bir formül üretemediler. O zaman da millete dönelim bakalım, sen bana talimat verdin bize kapıyı kapattılar, kendi aralarında da kuramıyorlar, ben yine sana geliyorum. Koalisyon için mi uğraşalım, yoksa hangimiz olursa olsun tek partiyi mi vereceksin. Şimdiden bir erken seçim senaryosuna, tiyatrovari bir koalisyon sürecine girmeyi ben ahlaki görmem, samimi bir şekilde giderim. Elimden geleni yaparım. Herkesle müzakere ederim. Yeni talimatın nedir diye halka sorarız."