X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çin Mallarına Boykot Çağrısı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çin Mallarına Boykot Çağrısı

  • Giriş Tarihi: 2.7.2015 13:38 Güncelleme Tarihi: 3.7.2015 11:12
BAYBURT MEMURSEN İL TEMSİLCİLİĞİ BOYKOT ÇAĞRISI YAPTI.
Çin Mallarına Boykot Çağrısı

Memur-Sen İl Temsilciliği Çin mallarına boykot çağrısı yaptı.
Memur-Sen Bayburt il temsilciliği tarafından Doğu Türkistan’daki Müslümanlara yönelik Çin devleti tarafından yaşatılan insanlık dışı uygulamalar protesto edildi.
Türk Dünyası Parkı’nda gerçekleştirilen protesto ve basın açıklamasına Memur-Sen üyelerinin yanı sıra Bayburt’taki çok sayıda Sivil Toplum Örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Ellerindeki ‘Doğu Türkistan kan ağlıyor’, ‘Çin işgalindeki ata yurduna sahip çık’ yazılı pankartlarla yaşananları protesto eden grup adına basın açıklaması yapan Bayburt Memur-Sen İl Temsilcisi Fikret Özbey, Doğu Türkistan’daki Çin zulmüne "DUR" demek, zulmü kınamak, “Boykot” çağrısı yapmak için toplandıklarını belirtti.
Açıklamasında Uygur Türklerinin Doğu Türkistan’daki şanlı direnişine 257 yıldır devam ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Yüreğimiz yaralı. Gönül rahatlığıyla iftar edemiyoruz”
“Önce şunu belirtmeliyim ki; Müslüman Uygur Türkleri toprakları ve vatanları Doğu Türkistan’daki şanlı direnişlerini 257 yıldan beri büyük bir cesaret, kahramanlık örnekleri ile dolu ve başarı ile sürdürmekte. Müslüman Uygur Türkleri bu kutsal mücadelesini Doğu Türkistan Hür ve Bağımsız olana ve bu topraklarda İlahikelimetullah cari olana kadar sürdürmeye azimli ve kararlıdır. Selam olsun Uygurlu kardeşlerimize, selam olsun şanlı direnişe, lanet olsun faşist Çin’e… 15 gündür Çinli faşist askerler bölgeyi tamamen kuşatma altına aldı. Yüreğimiz yaralı. Gönül rahatlığıyla iftar edemiyoruz.
"TÜRKİSTAN’DA ORUÇ TUTMAK DA YASAK"
Yaşanan zulmü detaylarıyla anlatan Özbey: “Başörtülü kadınlar taciz ediliyor, keyfi bir şekilde gözaltına alınıyor. Kur’an eğitimi engelleniyor, 500 bin civarında çocuk zorla ideolojik eğitimlere tabi tutuluyor. Çin hükümeti, farklı Türkçe lehçelerinde konuşan yerli halkı Çinceyi kullanmaya zorlayarak asimilasyon politikaları uyguluyor. Mal varlıklarına keyfi bir şekilde el konuluyor, seyahat özgürlükleri kısıtlanıyor. Türkistanlı kadınlar, “plan dışında” hamile kaldıklarında hamileliklerinin son günleri dahi olsa mecburi kürtaja tabi tutuluyor. Nüfus planlaması dışında olan çocukların gizli olarak dünyaya getirilmesi hâlinde ise aileler çok yüksek maddi cezalara maruz kalıyor, doğum yapan kadın veya eşi memur ise bu kişinin görevine son veriliyor. Bu hukuksuzluklara, zulümlere, yasaklara ve baskılara itiraz edenler evlerinden alınıyor, demokratik eylem hakkını kullananlar sokak ortasında öldürülüyor” dedi.
"İŞKENCE VE İDAMLAR SÜRÜYOR"
“Halka önder olabilecek kapasitedeki bazı Âlimler de zehirlenerek öldürülüyor. Kapalı devre zulümler devam ederken dünyanın sessizliğinden cesaret alan Çin her güne yeni bir katliam ile başlıyor. 15 günde Çin’in resmi verilerine göre onlarca, insan hakları kuruluşlarına göre yüzlerce Müslüman yaşamını yitirdi, binlercesi cezaevine konuldu. Kahrolsun faşist Çin, kahrolsun bu zulme gözlerini kapatanlar. Yardım kuruluşlarının dahi bölgeye girmesi engellenmekte, bölgeden sağlıklı haber alınamamaktadır. Bölgenin dünya ile bağının kesilerek bu şekilde karantinaya alınması, durumun vahametiyle ilgili endişelerimizi arttırmaktadır. Çin, Doğu Türkistan’da olup bitenleri, gerçek haber ve bilgilerin üstünün zorla örttürmektedir. Kendi güdümündeki medya’yı müthiş derecede dizginleyerek kör ve sağır duruma getirmektedir. Gerçekleri kontrol ederek ustaca ve sinsice gizlemektedir. Çin’in bu sahtekârlığı bütün dünyaca bilinmektedir.”
SOYKIRIM VURGUSU
Çin hükümetinin uygulamalarının soykırıma dönüştüğünü vurgulayan Özbey konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çin hükümetinin soykırıma dönüşen uygulamaları, her yıl yüzlerce Müslüman’ın hayatını kaybetmesiyle son buluyor.. Dünya bu soykırıma, bu insanlık zulmüne, bu alçaklığa ve vahşete seyirci kalarak, ortak oluyor. Lanet olsun böyle faşizme, lanet olsun Çin zulmüne.. Adaletsizlik, hukuksuzluk bunların kanına işlemiş. Yaşanan zulümler karşısında uluslararası kamuoyunu her zamanki gibi üç maymunu oynuyor. Yere batsın adaletsiz dünya, kahrolsun emperyalizm, kahrolsun vicdansız faşist Çin.”
“Doğu Türkistan söz konusu olunca vicdanını duvara asanları kınıyoruz. Tüm dünya sussa da biz susmayacağız! Yeryüzünde tek başımıza bile kalsak mazlumun ve mağdurun yanında yer almaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Onların haklarını savunmaktan katiyen geri durmayacağız. Büyük Memur-Sen ailesi olarak biz var oldukça Doğu Türkistan zulmünü, Gazze katliamlarını, Suriye vahşetini, Mısır ve Arakan’da yaşanan hukuksuzlukları gözlerine sokmaya devam edeceğiz. Gözlerinizi kapayarak vicdanlarınızın sizi rahat bırakmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Buradan faşist Çin’e sesleniyoruz; Doğu Türkistan’a baskı uygulamaktan, vicdanları yaralamaktan, insan haklarını çiğnemekten, din ve vicdan hürriyetini gasp etmekten bir an önce vazgeç… Yeter artık. Uyarıyoruz! Akıttığınız kanda boğulacaksınız Hiç bir zulüm ebedi değildir. Aklınızı başınıza alın.”
BİR ÇAĞRIDA İNSANLIĞA
“Bu zulme “DUR” demek için tüm vicdan sahiplerini ayağa kalkmaya, Çin zulmü son bulana kadar bir daha oturmamaya davet ediyoruz. Bugün Çeçenistan’ın Ruslardan gördüğü zulmü, Doğu Türkistanlılar Çinlilerden görmektedir. Dünya ise bu zulme göz yummaktadır. Doğu Türkistan meselesi sadece Uygurların bir problemi olarak görülmemeli ve vicdan sahibi insanlar bu meseleyi sahiplenmelidir”
BOYKOT ÇAĞRISI
“Doğu Türkistan’da ki vahşet, alçaklık ve soykırımı protesto etmek için “BOYKOT” çağrısı yapıyoruz. Çin, Doğu Türkistanlılara esir muamelesi yapmakta ve onlara türlü zulümleri reva görmektedir. Faşist Çin hükümeti, Doğu Türkistan’da Uygur nüfusunu azaltarak bölgeyi Çinlileştirmektir. Susacak mıyız? Haydi, ilk önce “Boykot” ile başlayalım. Çin mallarına yönelik kapsamlı bir boykotla, yaşananların hesabını sormaya başlayalım. “Çin malına hayır” diyerek, tepkimizi gösterelim, Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza Faşist Çin zulmünü protesto için ve boykot için harekete geçelim.”