5 günlük hava durumu
01 Ağustos 2009, Cumartesi

Kaç yıl geçti ama Zihni’yi affedemiyorum

Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Aşk, ihanet, kırgınlık onların hayatında da var. Ama evlilikleri 32 yıldır devam ediyor. Lüküs Hayat Müzikali'nin vazgeçilmez oyuncusu Zihni Göktay, ilk kez eşi Sevinç Göktay'la röportaj verdi. Saklı kalan her şeyi ise, Sevinç Göktay itiraf etti

Adı artık Lüküs Hayat'la özdeşleşen, her temsilde izleyicisini gülmekten kırıp geçiren Zihni Göktay, Lüküs Hayat'la 25. yılını, Sevinç'li hayatta ise 32. yılını deviriyor. Sevinç'le hayat çoğunlukla muhabbetle, bazen kıskançlıkla ama hep onunla yan yana geçmiş. Onlarla geçirdiğim birkaç saat boyunca Zihni Göktay'ın anlattığı evlilik fıkralarına gülmekten karnım ağrıdı.. Sevinç Hanım da bir yandan gülüyor, bir yandan eşinin elini şefkatle tutuyordu. Sohbetin sonlarına doğru, geçmişin bahsi geçtiğinde, bir anda yüzü asılıverdi Sevinç Göktay'ın. Ve anlatmaya başladı.. "25 sene içime attım. Çocuklarım vardı ne yapayım, kimseyle konuşamadım. Ruhuma o kadar işledi ki ne yapayım, bunlar yıllar sonra ortaya çıkıyor. Zihni'yi affedemiyorum."

Zihni Göktay
* Kibrit kutusunun içine jeton koydum. Pusula yazdım. Sevinç'in balkonuna attım. İlkinde tutturamadım. Aşağıya, apartman boşluğuna düştü.
* Tiyatrocuyla evlenmek istemiyordum. Evlilik çok kısa süreli oluyor. Sevinç'i ben seçtim. Mazbut ve başı çok önündeydi.
* Evlilik koyun koyuna yatmak demek değildir. Evlilik bir özveridir.
* Sevinç benim hayatımın ABS frenidir. Zararlı olaylara karşı beni frenledi. Sevinç, hayatımın freni. Olmasaydı, ben belki ölmüş olurdum.

Sevinç Göktay
* Zihni dışarıda çok komik, evde negatiftir. Benimle evli olmasaydı Zihni'ye 10 kadın dayanamazdı.
* 32 sene oldu. Tabii ki evliliğin zorluklarını yaşadım. Ama kocadan kocaya gezmektense, savaş verdim. Ben mücadeleci bir kadınım.
* İçmeden yapamıyordu. Zihni, Zihnilikten çıkıyor yani, bambaşka bir insan oluyordu. Çok üzüyordu. 15 sene önce alkolü bıraktı. Savaştığıma şikâyetçi değilim. Sevmeseniz zaten katlanmazdınız. Kocamı sevdim ben.
* 25 sene içime attım. Ruhuma o kadar işlemiş ki bunlar, yıllar sonra ortaya çıkıyor. Tedaviyi bıraktığımda hemen geçmişe dönüyorum. Zihni'yi affedemiyorum.

- Başka hiç kimseyi tanımadan Zihni Bey'le mi evlendiniz?
- S.G:
Aynen öyle. 32 sene önce. 24 yaşımdaydım. Zihni'den önce, çok kısa süren bir arkadaşlığım olmuştu ama. Zihni'yle aynı mahallede oturuyorduk, balkonlarımız karşılıklıydı. Oradan keşfetmiş, farkına varmış. SSK'da muhasebe müdürlüğünde çalışıyordum. Erkenden kalkar, her sabah mutlaka yıkanırdım. Havlumu balkona asarken Zihni beni izlermiş..
- Z.G: Balkonlarımız arasında 90 derecelik bir açı vardı. Ankara'dan dönmüş, ailemin yanına taşınmıştım. Tiyatro kriziyle Şehir Tiyatroları'na müracaat ettim. Sevinç dikkatimi çekmişti. Tiyatrocuyla evlenmek istemiyordum. Çok kısa süreli oluyor. Sevinç de çok mazbut ve çok başı önündeydi, dürüsttü. Sevinç'i ben seçtim..

- 32 senede evlilikten öğrendiğiniz nedir?
- Z.G:
Fedakârlık müessesesidir, evlilik koyun koyuna yatmak demek değildir. Evlilik bir özveridir.
- S.G: Zihni bir buçuk-iki ay takip etmiş beni.
- Z.G: Çok atılgan bir insan olmadığım için nasıl karşılar, olur mu olmaz mı, filan diye düşünüyorum.. Sonra kibrit kutusunun içine jeton koydum, ağırlık yapsın diye. İçine pusula yazdım. Balkondan attım, ilkinde tutturamadım. Aşağıya, apartman boşluğuna düştü.

'İÇKİ İÇMİYORUM' DİYE BANA YALAN SÖYLEMİŞ
- Ne yazıyordu pusulada?
- S.G:
'Sizi uzun zamandan beri takip ediyorum. Lütfen bu akşam mesaiye kalmayın. Bu akşam benimle görüşürseniz dünyanın en mutlu insanı olacağım,' diye yazmış. Tanıdığım, bildiğim bir insan değil. Pencereden baktım Zihni. Lacivert pijamalar var üstünde. 'Allah Allah,' dedim. Yavaş yavaş indim, merdivenlerden aldım kibrit kutusunu.

- Evde de komik midir Zihni Göktay?
- S.G:
Dışarıda çok komik bir insandır, evde negatiftir.

- Âşık oldunuz mu ona hemen?
- S.G:
Valla ben âşık falan olmadım. Evlendikten sonra işte... Daha tokalaşmadan, ilk cümlesi şuydu Zihni'nin: 'Merhaba sevgiliniz var mı?'

- Sizin evlilikten öğrendiğiniz nedir Sevinç Hanım?
- S.G:
Mücadele etmek! Bunun zorluklarını yaşadım. Ama kocadan kocaya, ondan ona gezmektense savaş verdim. Ben mücadeleci bir kadınım.

- Nasıl bir savaş?
- S. G:
'İçki içmiyorum,' diye bana yalan söylemiş mesela.

- İçki içer miymiş?
- Z.G
. Hiçbir zaman münferit hayat tarzım olmadı.
- S.G: Zihni'yi en ufak bir şey, dışarıdan gelen olumsuzluklar çok etkiler.
- Z.G: Tiyatro sadece köfte parasını veriyor. Köfte parası için, gördüğünüz gibi bütün işlere koşturmak zorundasınız. Yani dizilere, filmlere; hâlâ bu yaşta... Tiyatroyu çok seviyorum ama kendime, kendi zevklerime ayıracak bir vaktim, olanağım olmadı. Bundan 10 sene öncesine kadar sabah 04.00'e kadar çalışıyordum. Yorgun oluyorsunuz eve geldiğinizde, uzun yıllar anne babama da baktım. Bunların hepsini kimseye hissettirmeden yaptım. Ama yorulduğuma da değdi. Çocuklarımı en iyi şekilde okuttum, kendi isteklerimi hep geri plana attım. Benden önce kim varsa eşim ve çocuklarımın arzularını yerine getirmeye çalıştım. Aşırı bir yaşam tarzı içinde olmadım.

ZİHNİ'NİN AİLESİ BENİ ÇOK ÜZDÜ

- Sevinç Hanım olmasaydı nasıl bir hayatınız olurdu?
- Z.G:
Sevinç benim hayatımın ABS frenidir. Zararlı olaylara karşı beni frenledi. Mesela hayatımda hiç kahve, at yarışı, kumar gibi şeyler olmadı. İçkim vardı başta. İşte o bakımdan saygı duyulacak bir şekilde bana tahammül etti. Ben de onun sözünü dinledim ama.

- Ne oluyor içki içince Zihni Bey'e?
- S.G:
Zihni, Zihnilikten çıkıyor, bambaşka bir insan oluyor. Agresif oluyor, çok üzüyor. Şimdiden bahsetmiyorum. Geçmişten bahsediyorum. 15 senedir öyle bir şey yok.
- Z.G: Çenem açılıyor. Bütün o yanlışlıkların hepsini söyleyiveriyorum. Normalde biriktirmiş olduğum her şeyi söylüyorum.

- Zihni Göktay'ın zamanında çapkınlıkları oldu mu?
- S.G:
Evliliğimizin ilk zamanlarında... Çocuklarım olduğu için içime attım. O zannediyor ki ben görmedim, görmüyorum, duymuyorum, aldım karşıma konuştum.

- Öfkeniz konuşmakla geçti mi?
- S.G:
Geçmiyor tabii, ama... Zihni benimle evli olmasaydı Zihni'ye 10 kadın dayanamazdı.

- Çocuklarınız olmasaydı?
S.G:
Yüzüne de söyledim, çocuklarım olmasaydı katlanmazdım diye. Bir de evlendiğimde hemen oğluma hamile kaldım. Sadece Zihni değil, ailesi de beni çok üzdü. O zamanlar çok gizledim. Yıllardır susmuşum, artık çocuklarımı büyütmüşüm, konuşuyorum bundan sonra. Kendimi harcadım. Ruhuma o kadar işlemiş ki bunlar, yıllar sonra ortaya çıkıyor. Kendi kendinize bastırıyorsunuz içinizde. Bunlar sonra çıkıyor. Ben bir yıldır tedavi görüyorum. Psikolojik anlamda tedaviyi bırakamıyorum, bıraktığımda hemen geçmişe dönüyorum. Zihni'yi hâlâ affedemiyorum.

ÇOK BÜYÜK YANLIŞLARIM OLMADI
- Z.G:
Panik ataktan dolayı tedavi görüyor. Tünel içinden geçemiyordu, asansörde duramıyordu, kapalı bir yerde dolaşamıyordu
- S.G: 10 yıl önceydi.
- Z.G: Sevinç 10 yılı takmış kafasına. Ben de 15 daha ekliyorum üstüne, 25 yıl yapıyor.
- S.G: İşte öyle oluyor. Çocuklar için katlanılıyor zaten. Evlilik demek güçlü olmayı öğrenmek demek. Bir taraf yükleniyor yükü maalesef.
- Z:G: Kendimi bu şekilde savunacak halim yok. Dürüst bir adamım. Sevinç Hanım'ın bazı şikâyetleri olabilir ama evcimen, karısını çocuklarını her şeyden ön planda tutan ve özellikle de onun hassas olduğu konularda dikkatli olan bir insanım. Sevinç benim hayatımın freni, hayatımın sosyal sigortası. O olmasaydı, belki şimdi ölmüş olurdum. Her konuda frenlemiştir beni. Burada itiraf ediyorum ve Sevinç'le gurur duyuyorum. Ama çok büyük yanlışlarım olmadı, bunu açık söyleyeyim. Katiyen...

ZİHNİ, GÜZEL DOLMA SARAR
- Güzel yemek yaptığınızı duydum.
- Z:G:
Yemek kitabını açın, her şeyi yapabilirim. Pilakiden yaprak sarmaya kadar...
- S.G: Aslında ben Zihni'nin mutfağa girmesini istemiyorum. Yazlığa ya da annemlere gittiğim zaman mutfağa dalar. En güzel yaprak sarmayı yapar. Güzel dolma sarar.
- Z.G: Mutfaktan çıktığım zaman, orada bir erkeğin yemek yaptığına dair bin tane şahit ister.

- Kızınız sizin için 'Duygusal,' annesi için 'Dominanttır,' demişti bana...
- Z:G:
Sevinç'teki o dominantlığın faydasını gördük. Yani benim duygusallığımdan dolayı çocukların büyüme tarzında hatalar yapabilirdim ama Sevinç iyi yetiştirdi onları.

- Sizin ailede şoför Sevinç Hanımmış..
- S.G:
Zihni'ye otomobil kullanmayı çok öğretmek istedim. Yanaşmadı.
- Z.G: Ailenin şoförü Sevinç'tir. Kamyon, minibüs her şeyi kullanır. İyi şöfördür. İstanbul'un bütün kestirme yollarını bilir.

GECE KALKAR YEMEK YERİM
- Zihni Göktay gece kalkıp yemek yermiş. Engellemek için mutfağın kapısını bile kilitlemeyi düşünmüşsünüz, doğru mu?
- Z:G:
Hani derler ya, 'Beni bu güzel havalar mahvetti,' diye. Bizi de bu turneler mahvetti. Sadece Lüküs Hayat'ta 60 bin kilometre turne yaptım. Tiyatroya başladığımda 60 kiloydum sonra yaşlandıkça metabolizma yavaşlıyor... Spor yapmaya da imkânım yok. Koşturuyorum. Otomobil kullanmıyorum. Halkın arasındayım, yürüyorum. Hayatımda hiç tok karnına oyun oynamadım. Çünkü tiyatrocu oyuna bir saat kala bir şey yiyemez. Hep başrol oynadım çünkü. Kısa rol oynasam yerim. Diyafram meselesi. Ama mesleğe başladığımdan beri hiç küçük rol oynamadım. Öyle de gidiyor. Onun için başrol oyuncusu oyundan önce yemek yiyemez. Oyundan sonra yemek yer. O da zamanla alışkanlık yaptı. Bir de şeker hastalığından dolayı gece acıkarak kalkıyorum.

ÖDÜLLERİM EVE SIĞMIYOR
- Şimdi çocuklarınıza bırakacağınız ne var?
- Z.G:
Kitaplarım var. Onurlu bir yaşamım var. Ödüllerim var evlere sığmayan. Ödüllerin hepsi dolaplarda, deterjan kutularında falan. Biz 17 kere taşındık, biliyor musun Tuluhan?

- Neden?
- Z.G:
Kiracılık vardı. Sonunda kendi evimizde oturuyoruz artık.

- Hayatınızın yarısından çoğunu evli olarak geçirmekten memnun musunuz Sevinç Hanım?
- S.G:
Evlilik güzel bir şey. Yalnız hayata biraz daha negatif değil de pozitif baksak çok çok güzel. Zihni Bey de değişti mi? Değişti... Çocuklar büyüdü, zaman geçti, o da her şeye kızmaması gerektiğini öğrendi.
Yazarın tüm yazılarını Facebook ve Google + sayfalarından takip etmek için tıklayın.