5 günlük hava durumu
14 Nisan 2012, Cumartesi

Halkın en favori bekarı: Hakan Bey!

Esra Erol'da Evlen Benimle programında iki buçuk aydır taliplerini gözden geçiren Hakan Bey, diğer adaylar arasından sıyrıldı. Çünkü bugüne kadar en çok talibi çıkan isimlerden biri, ama bir türlü kimseyi beğenmiyor. Biz de Hakan Bey'i yakından tanıyalım, aşk hayatını ve beklentilerini inceleyelim istedik

Gündüzleri evde geçiren kesimdenseniz, Hakan Bey'i tanımıyor olma ihtimaliniz yok. O, halkın gönüllerinin en gözde bekarı. Esra Erol'da Evlen Benimle programının locasında yer alan Hakan Bey, 1 Şubat'tan beri yarışmada. Bugüne kadar 60'tan fazla talibi çıktı. Hepsini reddetti. 44 yaşındaki Hakan Bey, halkın gözünde, yakışıklı, karizmatik, maddi durumu iyi, çocuğu olmayan, ideal 'koca' adayı. Bu nedenle, Hakan Bey'i beğenen soluğu programda alıyor. Ama sorun şu ki, Hakan Bey kimseleri beğenemiyor. Röportajı yapana kadar, şişmiş bir egosu olduğunu, programa katılan ve ona talip olan her kadının onun bu egosunu daha da şişirdiğini düşünüyordum. Ama ergenlik yıllarından itibaren tüm aşk hayatını bana anlatınca, durumun hiç de öyle olmadığını anladım. Yaşadıkları aslında onu bir kadın düşmanı yapabilecekken, hâlâ yuva kurma özlemi çeken birine dönüştürmüş. Aslında Hakan Bey özelinde okuyacaklarınız, toplumun bir kesiminin de ifadesi. İşte halkın en gözde bekarının hayatı..

- Hakan Bey siz kimsiniz? Nerede doğdunuz, nasıl bir ailede büyüdünüz?
- 18 Mart 1968'de, İzmir Alsancak'ta doğdum. Babam elektrikçi, annem evkadını. Bir erkek kardeşim var. Babam da Alsancaklı. Dedelerim Selanik'ten gelmiş. Babaannem Şamlı. Annemin annesi Makedon. Lisede çok başarılı bir öğrenci değildim. Ama Uludağ Üniversitesi makine mühendisliğini kazandım ve bitirdim.
- Lise, üniversite yıllarında aşk meşk durumları nasıldı?
- Atatürk Lisesi'nden mezun olup üniversiteye girene kadar kız arkadaşım olmadı. Çünkü erkek lisesiydi. Üniversite birinci sınıftayken biriyle çıkmaya başladım. Dört yıl sürdü. Şimdi onun iki çocuğu var, görüşüyoruz hâlâ, çok iyi arkadaşım. Şimdi o da bana birilerini bulmaya çalışıyor.
- Eeee madem bu kadar iyiydi her şey, niye olmadı?
- Olmadı, devam etmedi. Ailelerimizin haberi yoktu. 1980'li yıllardan söz ediyoruz. Doğru dürüst eğlence mekanları yoktu. Ailenize gidip rahatça konuşamıyordunuz. Ayrıldık. Askere gitmeden önce bir başka sevgilim oldu, Aylin. Ailemle tanıştı, ciddiydik. Askere gittikten bir süre sonra Aylin'den bir mektup aldım.
- Terk mi edildiniz?
- Üstü kapalı bir şeyler sezdim, askerden izin alıp yanına gittim. Benim de arkadaşım olan bir erkekle birlikte geldiler. Birbirlerine âşık olduklarını söylediler. Travma! Şoke oldum.
- Çok ağır olmuş...
- Evet, aynen şu cümleyi kurdu; 'Ben Aylin'den hoşlanmaya başladım, o da benden,' diyor ama bir yandan da ağlıyor. Ben elimdeki rakı kadehini sıkarken kırmışım. Askerden geldim. Amcamların Çeşme'deki yazlığında bir kızla tanıştım. Onunla evlilik aşamasına geldik, nişanlandık. İş hayatım başladı bu sırada. Ama olmadı bir şekilde.
- Nasıl bir şekil bu?
- Onlar bir an evvel evlenmemizi istiyordu, annemse kızın üniversiteyi bitirip bir kariyer yapmasını. Her kafadan bir ses çıkıyordu yani...
- Siz baskıya gelemiyorsunuz galiba?
- Bana baskı yapıldığı zaman, bana baskı yapanın düşüncesinin tam tersi şekilde davranabilirim. '

LANET OLSUN' DEYİP AYRILDIM
- 30'lu yaşlardayken evlenmek istiyor muydunuz, yoksa bu ailenizin beklentisi miydi?
- Evliliğe önce sıcak bakıyordum, aşırı baskı görünce, aileler işe karışıp laf söylemeye başladığında, geri çekiliyordum.
- İkinci nişanlınızı kim buldu?
- Ben buldum. Ona âşık oldum. Birlikte yaşamaya başladık. Bir oğlu vardı. Eşi şehit pilottu. Oğlu bana 'Baba,' derdi. Ailemi ikna ettim ve nişanlandık.
- Her şey bu kadar güzel başlamışken, nasıl bırakabildiniz?
- Kız kardeşiyle bir reklam tanıtım organizasyon şirketleri vardı. Genelde müşterilerle yemeğe gidiyorlardı. Ailesinin geldiği bir akşam, ona ulaşamadılar. Onlara toplantıda olduğunu söylüyor. Ben aradım, 'İzmir'de bir restoranda yemekteyim,' dedi. Gittim bir baktım, adamın biriyle dans ediyor. 'Lanet olsun,' deyip ayrıldım. İş için yemeğe gidiyorlar, adamı kafalamaya çalışıyorlar, mevzu bu.
- İş yemeği olamaz mı?
- Yemeğe gidersin, 'Benim eşim de var,' dersin. Ya da eşinle yemeğe katılmak istemiyorsan, çalışanlarından birkaçını yemeğe götürürsün.