X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hikayesi olan şarkılar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hikayesi olan şarkılar

  • Giriş Tarihi: 19.1.2013

Yüksek Sadakat'ten Kutlu Özmakinacı ve caz müzisyeni Sibel Gürsoy, Skeç grubunu kurdular. İlk albümleri Okyanus da yayınlandı. İkili, grubun ve albümün hikayesini anlattı

Kutlu Özmakinacı'yı büyük bir çoğunluğumuz Yüksek Sadakat'ten, bazılarımızsa müzik yazılarından tanıyoruz. Müziğin her türüyle iç içe, kendi sınırlarını zorlayan bir müzisyen Özmakinacı. Bu sefer de farklı bir projeyle karşımıza çıktı. Sibel Gürsoy'la birlikte kurdukları Skeç'le. Sibel Gürsoy türler arasında geçiş yapmayı seven bir müzisyen olsa da onu daha caz içerisinde görmek gerek. Bir süredir kendi köşesine çekilmişti. Skeç'in albümü Okyanus'u dinleyince iyi ki saklandığı yerden çıkmış diye düşünüyorsunuz. Okyanus, birçok farklı yerde gezinen, hayli zengin bir albüm. İçinde caza da, barok döneme de, alternatif popa da rastlıyorsunuz. İkiliyle bu müzikal hazinenin nereden çıktığını konuştuk...
- İkiniz için nasıl başladı Skeç projesi?
- Kutlu Özmakinacı:
Yüksek Sadakat'ın son iki albümünde vokal yapmıştı Sibel. O vesileyle tanışmıştık. O tanışıklığın devamında müzik hakkındaki fikirlerimizi paylaştık birbirimizle. 'Birlikte bir şeyler yapılabilir mi?' noktasına o şekilde geldik. Sibel caz orijinli bense daha rock'a dönük bir insanım. Ama bizim müzikal kimliklerimizi belirleyen yegane şeyler bunlar da değildi. Etnik, pop, klasik her şeye meraklıyız ikimiz de. Sonuç olarak ikimiz de kendimize herhangi bir sınır koymadan çalışırsak ortaya ne çıkar noktasında Skeç'e geldik. Skeç bizim bugüne kadar olan birikimlerimizin somut bir örneği.
- Şarkıları genelde Skeç için mi yazdınız yoksa eskiden kalan şeyler mi bunlar?
- K.Ö.: Bu işe başladığımızdan sonra şarkıları Skeç için yazdım. Her hafta periyodik buluşmalarımız vardı. O buluşmalara ben şarkı yazarak geliyordum. Yaklaşık iki üç ayda da bitti proje.
- Sibel Gürsoy: Aksamalar da oldu tabii. Mesela bazı şarkıların içeriği daha sert bir yerdeydi. Bir erkeğin söylemesinin uygun olacağı sertliktelerdi. Kutlu, doğal olarak maskulen bir açıdan yazıyordu şarkıları. Bir kadına şarkı yazması farklı bir süreçti. Fakat çok çabuk adapte oldu.
kendimi zorlamak güzel
- Bir kadına şarkı yazmak farklı bir yöne gitmenize sebep oldu mu?
- K.Ö.: Oldu elbette. Bas çalıyor olsam da benim gruplardaki fonksiyonum her zaman için şarkı yazarlığıydı. Sibel'le başlamamızda bu etkili oldu. Kendimi ve zorlamak ve sorunların üstesinden gelmek hoşuma gidiyor. İlk tanıştığımızda Sibel'e "Sen çok iyi bir şarkıcısın, elin yüzün de düzgün, bunca yıldır neden şarkı söylemiyorsun," demiştim. O da "Ben hikayesi olan şarkılar söylemek istiyorum, tek başına şarkı söylemek bir şey ifade etmiyor," demişti. Zor beğenen bir kadın şarkıya şarkı yazmak benim için hayli keyifliydi.
- Albümün içinde de her yöne gidiyorsunuz. Alternatif şarkılar da var, klasik müziğe dokunanlar da. Peki istediğiniz her şeyi yapabildiniz mi?
- K.Ö.: Albümleri dönemsel olarak ele almak gerekiyor. Yapıldığı dönemde biz ne yapıyoruz? Haletiruhiyemiz nereye dönük? Biz albümü yaparken çok enerjiktik. Bu albümde adı geçmesi gereken isimlerden biri de Selçuk Sami Cingi. Tüm düzenlemeleri birlikte yaptık. Ben onun solo albümünde söz yazması için yardımcı oluyordum. Biliyordum Selçuk'un müzikal birikimlerini. İşte o birikimler ve ruh hali de bize çok katıda bulundu. O kadar geniş bir yere yayılmasını özellikle istedik.
- İkinizin de çocuğu var, ailedeki müzisyenden onlar nasıl etkileniyorlar?
- K.Ö.: Eğer bir durum varsa ona uyum sağlanıyor. Benim kızım da sabah okula gidiyor, akşam eve geliyor. Kendi müzikal yolculuğu var. Ben ona temel şeyleri öğrettim sadece. Michael Jackson'la başladı, The Beatles'la, Pink Floyd'la, Queen'le devam etti.
- Kore pop?
- K.Ö.: Olay o tabii ki. Bir defter aldık, Korece öğrenmeye bile başladı. Çocuklar bu tip şeyleri kaçırmıyorlar.
- Bir müzik yazarı olarak kendi albümünüzü nasıl yorumlardınız?
- K.Ö.: İnanmadığın, beğenmediğim bir şeyi ne söyleyeceksin ne de çalacaksın. Kendi standartlarında iyi olmayan bir şeye bulaşmayacaksın. Bizim standartlarımıza göre bu iyi olan bir şey. Müzikal standartları bizim üzerimizde olanlara vasat gelebilir, altımızda olanlara olağanüstü gelebilir. Müziğin samimiyeti yapılan şeyi çok etkiler. Her müzikte onu aramışımdır ben. Klasik müzik de caz da tek başına değerli değildir. Nasıl yapıldığı önemli. Yeri gelir, çok başarılı ve samimi bir arabesk müzik daha iyidir.