X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Safiye Ayla'nın 'sandığı'nı açtık!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Safiye Ayla'nın 'sandığı'nı açtık!

  • Giriş Tarihi: 19.1.2013

Eşyalarını, mal varlığını, ayakkabıdan kıyafete kadar her şeyini Türkiye Eğitim Vakfı'na bırakan bir isim Safiye Ayla. Ölümünün 15. yılında mezarı başında anılan Ayla'nın vakfa bıraktığı elbiseleri ilk defa Cumartesi SABAH görüntüledi

Bu dünyadan gitme vakti geldiğinde tüm varlığınızı kime ya da kimlere emanet etmek istersiniz? Çoğumuz için bu sorunun cevabını düşünmeye bile gerek yok, elbette ailemize kalacak mal varlığımız. Ama bazıları için yaşamlarını adadıkları amacı sürdürecek, ideallerini devam ettirecek birilerine kalması gerekiyor mirasın. Ömrünü müziğe adamış, Türk müziğinin unutulmaz sesi Safiye Ayla'nın da müzik kadar düşkün olduğu bir tutkusu vardı; eğitim. 1907 doğumlu, annesiz ve babasız büyüyen bir çocuk Safiye Ayla. Henüz doğmadan babasını, üç yaşındayken annesini kaybetmiş. Akrabaları yatılı bir okula gitmesini uygun görüp, onu Bursa Öğretmen Okulu'na göndermiş. Burada güzel sesi fark edilince, müziğe yönelmiş ama öğretmenlik içinde hep bir tutku olarak kalmış. Müzikte başarıyı çoktan yakaladığı yıllarda, 1967'de de bir vakıf kurulmuş, Safiye Ayla'nın çok sevdiği ve güvendiği Vehbi Koç tarafından kurulan bu vakıf Türkiye Eğitim Vakfı. Safiye Ayla yani tam ismiyle Safiye Ayla Targan da buranın önemli bağışçılarından olmuş. Ancak bununla da kalmamış, sık sık vakfı ziyaret etmiş, burs verilen öğrencilerin durumlarını bizzat sormuş ve ilgilenmiş. Vakıf görevlileri de onu yalnız bırakmamış. Özellikle halen vakfın genel müdür yardımcılığı görevini yürüten, 45 yıldır vakfa hizmet veren Güsel Bilal. Bilal son günlerinde Safiye Ayla'nın baş ucunda beklemiş. Ayla tüm mal varlığını evini, eşyalarını, tüm kıyafet ve ayakkabılarını TEV'e bağışlamış. Safiye Ayla'nın aramızdan ayrılışının 15. yılında 14 Ocak'ta Güsel Bilal ve TEV ilk kez Cumartesi SABAH için arşivlerden Ayla'nın kıyafet ve ayakkabılarının bir kısmını çıkardı. Bilal, onu şu sözlerle anlatıyor, "Düşünen canlı, hareketli, muhteşem bir kadın. Sık sık vakfa geliyor birbirinden ilginç şeyler anlatıyordu, ben onun gelmesini dört gözle beklerdim. Hatta hiç gitmesin isterdim. Bir ülkenin sadece eğitimle kalkınacağını herkesten iyi biliyordu. 'Benim her kuruşum eğitime gitsin, istiyorum,' derdi. O bize bağış yaptığında vakfımız henüz yeni kurulmuştu. Başarılı olup olmayacağı belli değildi. Tabii Vehbi Koç'a duyduğu güven, onun bize güvenmesini sağladı. Vakıf, onun da katkısıyla bugünlere geldi. Onun adına bir burs da veriyoruz, 1999'dan bu yana. Bu öğretim yılında 94 öğrencinin yararlandığı Safiye Ayla Targan fonundan bugüne kadar toplam 1145 öğrencinin eğitimine katkı sağlandı."

BÜYÜK BİR ÖZGÜVENİ VARDI
Safiye Ayla'nın özgüveninden çok etkilendiğini söyleyen Güsel Bilal "Hiç olamayacak şeyler söylenir. Atatürk bile ona bakmadan şarkı söyletirmiş. Bu tamamen yanlış. Ne Atatürk bunu yapar, ne de Safiye Ayla kabul eder. O kadar gururlu bir kadındı, o kadar kendinen emindi ki... Atatürk'ü çok sık anlatırdı. Çok sevdiğini söylerdi. Biz onunla her konuda sohbet ederdik. 'Bana sıklıkla biraz kendine vakit ayır,' derdi," diyor. Safiye Ayla'nın mirasını yaşatmak ve değerlendirmek şimdi Güsel Bilal'in en önemli amacı. Ayla'nın çoğunu Göztepe'deki terzisine diktirdiği elbiseleri ve ayakkabılarını sergilemek de vakfın planları arasında.

ZEKİ MÜREN'LE BİRBİRLERİNİ HEM SEVER HEM DE KISKANIRLARDI
Zeki Müren de tıpkı Safiye Ayla gibi, tüm mal varlığını Mehmetçik Vakfı'na bağışlamış. Müren, TEV'in de bağışçıları arasında. Güsel Bilal, her iki sanatçıyla da yakın olduğunu belirterek onların ilişkisini şöyle anlatıyor: "İki sanatçı arasındaki ilişki çok çok enteresandı. Birbirlerini hem çok sever hem de sanki tatlı tatlı kıskanırlardı. Ama tam kıskançlık da diyemiyorum. Bir meraktı sanki. Zeki Müren beni sık sık arardı. Onunla telefonda konuştuktan sonra Safiye Ayla'nın yanına gittiğimde bana hemen 'Eee neler anlatı sana?' diye sorardı. Ama çok da takdir ederdi. 'Kimse Zeki Müren'in getirdiklerini Türkiye'ye getirmeye cesaret edemez. O çok farklı bir insan,' derdi. Her ikisi de birbirinin eşsiz sanatçılar olduğunu sık sık söylerdi."