X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Siz hiç -30 derecede oyunculuk yaptınız mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Siz hiç -30 derecede oyunculuk yaptınız mı?

  • Giriş Tarihi: 19.1.2013

atv'de yayınlanan Benim İçin Üzülme dizisinin çekimleri Hopa ve Kars'ta devam ediyor. Ekibin genç oyuncusu Eren Hacısalihoğlu, zor koşullarda süren çekimleri, rolünü ve kendisini anlattı

Bir dizide, daha önce hiçbir yerde dikkatinizi çekmemiş renkli gözlü bir oyuncu varsa, o iş yüzde 90 Mahsun Kırmızıgül imzası taşıyordur. Benim İçin Üzülme de o işlerden biri. Birçok yeni oyuncuyu ekrana kazandıran dizi Hopa'da çekiliyor. Hopa da, 'sabah uçağa atla, öğlen ordasın' yakınlığında bir yer değil, belirtmek isterim! Üstelik şahane doğal güzellikleri olan ama iş orada hayat sürdürmeye gelince, otel alternatifi çok kısıtlı (bence iç karartıcı ) olan bir yer. Yani bulduğuna razı olmak zorundasın. Ve Buke karakteri Kars'a babasının evine döndüğü için, son bölümler, bu kış günlerinde Kars'ta, -30 derecede çekiliyor. Yani oradaki oyuncular eğer bu işe gönül vermeseler, gerçekten çekilecek çile değil! Gelelim dizide Harun karakterini canlandıran Eren Hacısalihoğlu'na; O, bu süreci çile değil, şans olarak gören isimlerden biri... Henüz 26 yaşında. Babası Trabzon Akçaabatlı bir müteahhit, annesi bankacı. Çocukluğu ve gençliği Ankara'da geçen Hacısalihoğlu'nun Karadenizli genleri ve elbette oyunculuk yeteneği ona dizinin etkin karakterlerden Harun rolünü getirmiş.

ÇAMAŞIR MAKİNESİ LÜKS
Aslında onunla ilgili en çok merak ettiğim noktalardan biri, 26 yaşında oyuncu olma hayaliyle yola çıkan birinin, Hopa ve Kars'ta yaşamını geçirmesinin üzerinde nasıl bir etki yarattığı... Durumu şöyle özetliyor Hacısalihoğlu: "Otel odası insana iyi hissettirmiyor. Sahne çalışmam gerektiğinde insanları rahatsız ediyormuşum gibi geliyor. Mobilyalı bir ev buldum içinde çamaşır makinesi bile var!" Çamaşır makinesinin hayatının en büyük lüksü olduğu bilmek beni biraz şaşırtıyor, "Cihangir'de kafelerde 'takılma' hayali hiç kurmadı mı acaba?" diye içimden geçiriyorum. Sanırım o benim gibi konformist değil... Hacısalihoğlu işini öylesine önemsiyor ki, bu projenin hayallerinin işi olduğunu söylüyor. Bu hayallerin tohumlarının atıldığı dönem Hacısalihoğlu'nun ortaokul yıllarına denk geliyor. Ankara TED Koleji'nde okurken tiyatroya gönül vermiş, sahne tozunu yutmuş. Henüz ortaokuldayken tiyatro sahnesinde olma nedeni elbette okulda popülerlik kazanmak, kızların dikkatini çekmek...

ÇEVRE YAPMAK ÖNEMLİ
Bir yıl Ankara Devlet Tiyatrosu hocalarından ders alıp, yıl sonu müzikalinden alnının akıyla çıkmış. O bir yıllık tiyatro hevesi-heyecanıtecrübesi, lise yıllarında hatta Kocatepe Üniversitesi'nde inşaat mühendisliği okumaya başladığı dönemde, rafta uzak bir anı olarak kalmış. Hayat bu tesadüflerle dolu işte; babasının gönlünü de yapmak için okuduğu inşaat mühendisliğinin sıkıcılığının doruk noktasında olduğu bir dönemde, ortaokul yıllarında tiyatro hocalığını yapan isimlerden biriyle, Deniz Alp'le karşılaşmış. "Hocam çok sıkılıyorum, mutsuzum," diye dert yanınca, hocası "Niye konservatuarı denemiyorsun?" demiş. Ve kader ağlarını örmüş, hiç aklında yokken içine bir tiyatro kurdu düşmüş ve Haliç Üniversitesi yetenek sınavında, Müşfik Kenter'in sınavından geçerek, oyuncu adayı olmuş. Oğulları mühedis olacak hevesindeki aile de, tek çocuklarının arkasında durmuş. Eren Hacısalihoğlu konservatuarın ilk yılında büyük zorluk çekmiş, sahne korkusunu yenmesi uzun zaman almış. Ama bir yılın ardından, piyasada tutunmanın, sadece yetenek ve yakışıklılıkla mümkün olmadığını anlayarak, çevresini genişletmeye, kendisini doğru yerlere tanıtmaya başlamış. Şöyle anlatıyor o günleri: "Herkes çevre çok önemli deyip duruyordu, neymiş bu çevre diye panik oldum. Birinci sınıftan itibaren o çevre denen şeyin içine girmeye başladım. Bohçası sırtında bir köylü kızı gibi gidip, 'Bu işi bana öğretin,' dedim. Arkadaşlarımı da uyarıyordum. Bugün arkadaşlarımın çoğu çevre konusunda benim birinci sınıftaki durumumda."