X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mukadderat magazini
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mukadderat magazini

  • Giriş Tarihi: 26.1.2013

Burhan Doğançay, Mehmet Ali Birand, Toktamış Ateş, Ahmet Mete Işıkara, Metin Kaçan... Son günlerdeki kayıplar düşündürdü: Ölüm magazini olur mu? Camisiyle, şarkısıyla, 'yakıştı/yakışmadı'sıyla, anekdot sağanağıyla, anı çarpıştıranıyla, neden olmasın...

'ÖLÜM ONA HİÇ YAKIŞMADI', BAKALIM KİME YAKIŞACAK...
Sanki bir şıklar-rüküşler geçidindeyiz ve elimizde kürkten yapılma bir etek var. Ya da peluş bir pantolon.
Battaniyeden takım elbise. Döşemelik kumaştan şort... Ona yakışmıyor, buna yakışmıyor...
Birand'ın ölümünün doğrulanmasıyla başlayan televizyon programları baştan sona taransa, en çok sarf edilen cümle herhalde budur: Ölüm ona hiç yakışmadı. Kime mikrofon tutulsa, kimden görüş alınsa, cümle hazır:
Ölüm ona hiç yakışmadı.
Sadece Birand değil, biraz hayat dolu, biraz sempati beslediğimiz her kim göçse, bu kalıp dolaşımda. Kimseye ama hiç kimseye yakıştırılamıyor ölüm ne hikmetse... Yaşlı ve hasta olanlara da, vefatı hiç sürpriz olmayanlara da... "Bu ölüm de bi tek bize yakışacak galiba!" dedi bir ahbabım. Bu gidişle, öyle!

KÖR ÖLÜR BADEM GÖZLÜ OLUR, SAFLAR YENİDEN BELİRLENİR
Özellikle ünlü kayıplarından sonra bir anılar-anekdotlar yığını çıkıyor ortaya. Rahmetlinin hayattaykenki dostlarının birkaç kelam etmesinden daha normal bir şey olamaz. Ama bir de rüzgara göre pozisyon alanlar var, ikiye ayrılıyorlar:
1.Sağlıklarında rakip, hasım vs olmuş, pek sevişmemiş, bol savaşmış, birbirinin gözünü/altını oymaya yeltenmişler.
2. Hayatta hiç aynı döneme denk gelmemiş, yolları kesişmemiş, tanışmamış, en ufak ilişki kurmamışlar.
Bunlar bakıyor ki giden şahıs toplumun gözünde muteber biri, bakıyor ki toplu bir coşma, akma, şahlanma var, atıyor kendini kalabalığın en önüne.
Mustafa Sarıgül sendromu diyelim kısaca.
Birlikte çalıştın mı? Hayır. Bir kerecik asansörde olsun karşılaştın mı? Hayır. Peki nereden biliyorsun dünyanın en yüce gönüllü yöneticisi olduğunu? Kainatın en komplekssiz müdürü olduğunu? Evrenin en vicdanlı patronu olduğunu?
Bu bir çeşit "Beni de görün, bakın ben de sizdenim. Beni de fark edin, kulübe alın," sinyali. Aynı takımda görünmek istenenler methetti mi, hepsine kolayca kefil olunur.
Zaten de bizde kör ölünce badem gözlü olması hakikaten adettendir, kazara kataraktı/miyobu vardı bile denemez. Arkasından değil kötü konuşmak, hakikatlerin telaffuzu karşısında bile susulur. Hayattayken her insan gibi türlü zaaf barındıranlar, son nefesiyle beraber pirüpak olur.
Kıymete biner.
Ama bazısı da binmez tabii; her şeyden önce bu bir takım işidir!