X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dev leyleğin peşinde lüks otel fırsatı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dev leyleğin peşinde lüks otel fırsatı

  • Giriş Tarihi: 2.2.2013

İçinde Venedik'ten otel de var, Maldivler'den de. Her hafta yenileniyor. Adını dev leylek anlamındaki Jabiroo'dan alan sitedeki lüks otellerden bir odayı en avantajlı fiyata alıp, en az riskle kalmak mümkün

Geçtiğimiz ağustos ayında hayata geçen ve adını Güney Amerika'ya özgü, uçarken uyuyan dev bir leylekten alan Jabiroo'da ilk beş ayda otel sayısı 85'e çıktı. Yüzde 80'i yurtdışı, yüzde 20'si de yurtiçindeki oteller arasında Madrid'deki Hotel Opera da var, İstanbul'daki X Flats de... Ortak özellikleri en az üç yıldızlı ve lüks kategorisinde olmaları. Kaliteleri oda fiyatlarından da anlaşılıyor zaten. Ortalama fiyat skalası 130 avro ile 650 avro arasında değişiyor. Beş kişilik bir ekip, sitede yer alan otellere giderek bir gece kalıp, izlenimlerini yazıyor. Yataklar rahat mı? Kahvaltı salonu var mı? Banyosu ferah mı? Aklınıza gelebilecek bütün soruların yanıtını, Jabiroo ekibinden biri, sizin için gidip test ediyor. Sitenin en büyük yatırımcısı Zorlu Grup. Şirketin ortaklarından ve turizm sektöründe birçok yeniliğe imza atan Jules Verne turizm şirketinin kurucusu Ayşe Yağcı, hedefledikleri grubu "Hayatında seyahate yer ayıran, seyahatten zevk alan herkes," olarak tanımlıyor. Yağcı, bu tanıma uyan seyahat tutkunlarının sitede kendilerine göre bir şey bulabileceğinden emin: "Seyahat meraklıları her baktıklarında, her ürün ona uygun olmayabilir. 3-4-5 yıldız ayrımımız yok, ama çok ekonomik oteller de yok. Örneğin kayak için Bulgaristan'da Kempinski Oteli satıyoruz. Gecesi 139 avro. 550 avroluk otellerimiz de var, ama o otelin geceliği de zaten 650 avro. Bizim için fiyattan bağımsız önemli olan kalitesine, ruhuna uygun inandığımız bir seçki oluşturmak." (www.jabiroo.com)

ÖNCE BİZ GÖRÜP ONAY VERİYORUZ
Yağcı, seyahat alışkanlığının dünyada son beş yılda çok değiştiğini, lüks seyahat anlayışının arttığını söylüyor. En önemli özellikleri de bu önerdikleri otellerin her birinde farklı bir duygu yakalamak: "Test etmediğimiz hiçbir şeyi sitemize almıyoruz. Bu çok önemli, çünkü internet yardımıyla herkes istediği her yere ulaşıyor, fakat duyguyu alamıyorsun. Duyguyu için orada bulunacaksın, koklayıp dokunacaksın. Önce biz sevip onay vereceğiz. Hiçbir şeyi fazla cilalamıyoruz, gördüğümüzü yazıyoruz. Örneğin Roma'daki bir otelin her şeyi çok güzel, ama kahvaltı salonu küçük. Bunu da yazmak lazım. Çünkü güven ilişkisi önemli. O zaman 'Otelden çıktığında köşeyi döndüğünde hemen Piazza Navona'dasın, zaten kahvaltını da orada yap,' diyorsun. İnternette o bilgiyi bulamazsın. Her hafta beş- altı yeni otel giriyoruz. Otel sistem içinde yedi gün satışta kalıyor. Bu sürede bu otelin rezervasyonunu siteden yaptığınızda en avantajlı fiyatlarla alıyorsunuz. Sitede uçak bileti bölümü de var, online bilet alabiliyorsunuz. ABD'de bu tarz çok site var. Biz de Jetsetter'dan esinlendik." (jabiroo.org)

SİTEDE NEW YORK'TAN ROMA'YA ÖZEL ADRESLER VAR:
- New York
'ta ilginç bir gece geçirip, eğlenmek ve güzel yemek yemek isterseniz La Esquina iyi bir seçim. Tabii rezervasyon yaptırmayı başarabilirseniz. Sokak köşesindeki salaş kafenin içinden geçip başka bir dünyaya iniyorsunuz.
- Paris'in hip bölgesi Marais'deki turunuza Merci'de bir kahvaltıyla başlayabilirsiniz. Eski kitaplar arasındaki bu şık kafe ve bitişiğindeki mağazası hem dekorasyonu hem de ürünleriyle bir ziyareti hak ediyor.
- Londra'da bir sanat etkinliğine katılmamak ve scone yememek olmaz. İkisini birlikte yapmak isterseniz Saatchi and Saatchi Gallery'e bir ziyaret ve öncesinde ya da sonrasında yanındaki Gallery Mess Restaurant/Cafe de scone ve clotted creamle reçelli bir çay saati yapmanızı öneriyoruz.
- Roma deyince, akla ilk gelen yemek. Şaşaalı restoranlar yerine bir şarküteriyi denemeye ne dersiniz? Roscioli lezzetli yemekleri ve sıkışık atmosferiyle tam bir italyan.

ŞEHİR, OTEL ÖNERİLERİ:
- Soho House, Berlin:
Avrupa'nın yaşadığı iki ayrı dönemin, iki ayrı algının sembolüdür Berlin. Bir zamanlar Doğu Berlin sınırlarındaki Mitte bölgesinde yer alan Soho House Berlin, 1995'te Nick Jones tarafından kurulan Soho House Group'un bir üyesi.
- Standard Highline, New York: Her köşesi ışıl ışıl New York'a gitmek ne kadar heyecanlıysa, şehrin en modern ve havalı otellerinden Standard Highline'da kalmak da en az o kadar heyecan verici! Otelde tavandan yere kadar inen dev camlar sayesinde odaların içiyle şehrin renkleri birbirine karışıyor.
- The Arch, Londra: The Arch London'ın bulunduğu Marylebone, eski Londra'nın asil ve serin kimliğini hâlâ sergileyebildiği, ağaçlı kaldırımları ve bakımlı binalarıyla tam anlamıyla nezih ve güzel bir semt. Her yere yürüme mesafesindeki The Arch London, cesur karakteri, zarif detayları, samimi ama saygılı hizmet anlayışı ve dokusuna işlemiş lüks-konfor anlayışıyla dikkat çekiyor.
- Hotel Sezz, Paris: Birbirinden şık binaları, kaldırım kafeleri, barları, gece kulüpleri, restoranları ve romanlardan fırlamışçasına kişilikli atmosferiyle Paris, büyülü bir şehir. Sen Nehri'nin kıyısında, Eyfel'e yürüme mesafesindeki sessiz, sakin ve asil 16. Arondisman'ın, birbirinden güzel Art Nouveau binalarla süslü Fremiet Sokağı'ndaki Hotel Sezz, size Paris'in kapılarını açıyor.
- El Palauet Living, Barcelona: Birkaç yıl uzak kaldığınızda şehir sizi sürprizlerle karşılıyor. Barcelona'nın en eğlenceli caddesi Passeig de Gracia'nın, en görkemli binalarından birindeki El Palauet Living'de geçireceğiniz günler; şehir ve alışveriş temalı bir geziye tam uygun dozda kültür ve tarih eklemenizi sağlayacak.