X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erkeklerin vicdanını sarsmak lazım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erkeklerin vicdanını sarsmak lazım

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013

Kadınlar öldürülüyor, kadınlar dövülüyor. Kadınların aile içinde hırpalanmaları, hayatlarının sıradan bir durumu gibi ne yazık ki... Kadının şiddet görmediği bir coğrafya yok dünyada. Ancak burada önemli olan, kanunların kadına bakışı ve nasıl uygulandığı. Kadın olarak onurumuz, bedenimizin dokunulmazlığı, aile düzeninin korunmasından önce gelmeli. Nitekim Esra Erol, yeni kitabıyla bu düşünceyi doğruluyor. Hikayesini anlattığı 13 kadın, aile birliği bozulmasın diye yıllarca kocalarının, yakınlarının dayaklarına, tacizlerine, hakaretlerine maruz kalmış. Esra Erol, önce Kara Duvak adlı kitabıyla herkesi sarstı, şimdi de "Sessiz kadınların çığlığını duyun," diyor bizlere... Yalnızlık ve sahipsizliğin insanı manevi anlamda da dört duvar arasına hapsettiğini, hak arama arzusunu zayıflattığını, 13 kadının hikayesinden yola çıkarak anlatıyor. O kadınları tek tek tanımak istiyor okuyucu; Fatma Abla'ya, Şehriban'a Hatice'ye sarılmak istiyor. Esra Erol'a, bu kitabı yazarken en çok neye şaşırdığını sordum. Cevabı şu oldu: "Bu dinlediklerim bana 'En yakınımızdakileri bile ne kadar iyi tanıyoruz?' diye sorgulattı..." Turkuvaz Kitap tarafından yayımlanan Sessiz Kadınlar'ın geliri Umut Evleri'ne aktarılacak.

- 13 kadının hikayesi çok sarsıcı. Aralarında sizi en çok şaşırtan hangisi oldu?
- Sessiz Kadınlar'da daha çok kadın hikayesi var, hepsi çok küçük yaşta evlendirilmiş. Hepsi fiziksel şiddete maruz kalmış kadınlar. 'Sessiz Kadınlar'ın bir çıkış planı var, ama o gücü bulamıyor, sürekli debeleniyorlar. Onları evde tutan evlilikleri değil aslında, bilinçsizce dünyaya getirdikleri ve sevgiyle bağlı oldukları çocukları. Konuştuğum kadınların geneli şu anda 40- 50'li yaşlarda, hepsinin cümlesi aynı: 'Keşke bugünkü aklım ve cesaretimle gençliğimi yaşamış olsaydım.' Zamanla ne istediklerini bilen, gerçek birer kadın haline dönüşmüşler. Yaşanmışlıkla beraber cesaret geliyor.

- Bu 13 kadınla nasıl tanıştınız?
- Hepsi de programıma gelmişti. Kimi daimi gelmiş, kimi arada gelmiş gitmiş, kimi ekrana çıkacakken ailesi tarafından son anda engellenmişti. Yayınımıza katılan herkesle istihbarat ekibi tarafından önce röportaj yapılıyor; yani bilgi alıyoruz. Hepsinin hikayeleri elimde vardı. Onlara tek tek döndüm, benimle sansürsüz konuşmaya evet dediler.

- Sizi en çok etkileyen hayat hikayesini merak ediyorum...
- Hatice Abla'nın hayatı. Bu röportajların hepsini programımdan dört-beş saat önce yapıyordum. Yayından önce çıplak hissediyordum onların karşısında kendimi. Çünkü kamera yok, makyaj yok, saçım yapılmamış... O da karşımda yalın haliyle, çıplak. 'Beni kimse görmeyecek, bilmeyecek; bu sırrımı sana anlatacağım,' diyor. 'Sana anlattığım zaman hepsinden kurtulabilirim,' diyor. Büyük bir güven. Hepsi yıllar önce eşlerinden ayrılmış. Büyük acılar çekmişler, yıpranmışlar, kahrolmuşlar, ekmek parası kazanmak için mücadele etmişler, tacize uğramışlar. Benim karşımda olgun ve akıllı ne istediğini bilen kadınlar olarak duruyorlardı. Hatice Abla, böyle boylu poslu, çok modern, hükümet gibi kadın dediklerimizden; fakat gözlerinde inanılmaz bir hüzünden ziyade bir çaresizlik gördüğüm özel bir kadındı. Canlı yayındayız. 'Neler yaşadın bugüne kadar?' diye olağan bir soru sordum, içimden geldi. Hatice Abla orada 13 yaşında nasıl zorla evlendirildiğini üstü kapalı anlattı. Sonra rica ettim, 'Kitap için seninle röportaj yapmak istiyorum,' dedim. 13 yaşında nasıl zorla verildiğini, yaşlı başlı adamın onun bedeninden nasıl faydalandığını, her gecenin kabusla geçtiğini, çocuklarını nasıl zor koşullarda büyüttüğünü, sonra tekrar evlendiğini, sevdiği adamın erken öldüğünü, günlerce onun öldüğü kanepede yattığını... Daha fazlasını söylemeyeyim (Ağlıyor).

EŞCİNSEL KOCA İTİRAFI
- Fatma Abla'nın hikayesi de sarsıcı. Kocası ona yıllar sonra eşcinsel olduğunu itiraf ediyor...
- Evet. Kocası 12 yıl sonra cinsel kimliğini açıklıyor ona. Çok da büyük cesaret aslında; adam bu dürüstlükte davranmayabilirdi. Ben bu kitaptan sonra bir de şunu öğrendim: En yakınımızdakileri ne kadar tanıyoruz? Kocamı, babamı tanıyor muyum, erkekleri ne kadar iyi biliyorum? İnsanları tanımadığımızı fark ettim.

- Bu kadar dramatik bir hayat yaşadıktan sonra bu kadınların hâlâ umutlarını yeni bir evlilikte, bir kocada, erkeğin kanadı altında aramaları bir çelişki değil mi?
- Ben iki türlü bakıyorum. 30'lu yaşlarında eşinden yeni ayrılmış, çocuğu olan, onlara bakmak ve geçindirmek zorunda olan kadınlar 'Birinin beni koruması ve kollamasına ihtiyacım var,' dediğinde diyorum ki: 'Sen çalışmalı ve özgürlüğün tadını çıkarmalısın. O adamın getireceği para ne olursa olsun, sen onun hayli hayli fazlasını kazanabilirsin. Sana iş bulabiliriz, yeni bir hayat kurabiliriz. Amacın hazıra konmaksa eyvallah, ama kendini bulmak, keşfetmek ve ileride çocuklarına hesap vermemektense çalışmalısın!'

- Kadınlar bir erkekle var olabileceklerini düşünüyor. Tek başına varolma dürtüsü pek çok kadında yok. Neden?
- Evlenmek daha kolay, daha basit ve öğretilen bir şey. Bu durumu doğru kadınların örnekleri ile aşabiliriz. Başarılı kadınları ekrana taşıyarak.

- İki kritik noktada kadınların umudusunuz. Onları evlendiriyor veya Umut Evleri'yle bir gelecek planı çiziyorsunuz. Hangisi size daha büyük mutluluk veriyor?
- Bir kere bu program bana mutluluk veriyor. Samimiyet var. Sokakta gibi hissediyorum kendimi, sahada gibi hissediyorum. Birebir dokunuyorum çünkü onlara. Günde 50-60 insanla sohbet ediyor, onları tanıyorum. Bunu herhangi bir işte yapamazsın. Umut Evi beni çok mutlu ediyor, belki çocukluğumdan beri istediğimi bir şeydi; yani işe yarayabilmek arzusu. İlk planım aslında bir kadın sığınma evi yapmaktı. Fakat psikoloji ve hukuk danışmanlığına çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Dar gelirli kesimde kadınlar çıkış yollarını sanırım bulamıyorlar.

30 YAŞIMDAYIM, AMA BAZEN KENDİMİ 50 YAŞIMDA GİBİ HİSSEDİYORUM
- Kaç Umut Ev'i oldu?
- Üç tane Umut Evi var. Biri Fatih'te, biri Bolu'da, biri de Düzce'de. Biz bugüne kadar 1705 kişiye danışmanlık hizmeti verdik. 17 Mart'tan bugüne kadar 1339 kişi ile görüşmeler yapıldı. Birebir danışmanlık hizmeti aldılar. Bu kitabın geliri de Kara Duvak'ta olduğu gibi Umut Evleri'ne gidecek. Birinci yılımızı tamamladık. İkinci yıl için yine bir kaynak yaratıyoruz bu kitapla. Bir albüm projesi var, onu bekliyoruz.

- Onca insan kadın programı yapıyor, ama siz kadınların hayatına somut olarak da dokunuyorsunuz. Bu kitaplarla, kurmuş olduğunuz Umut Ev'leriyle... Niye?
- Samimi bir cevap vereyim mi? Bir taraftan anneyim, bir taraftan televizyon programı var, bir taraftan yürütmüş olduğum bir sosyal sorumluluk projesi var. Çok yorulduğum zamanlar diyorum ki 'Ne yapıyorum ben?' Ama şimdi diyorum ki 'Doğru bir şey yapıyorum,' ve sizin karşınızdayım. Kadınlara faydalı olabilmek için şu anki konumumun ve gücümün getirdiği sistemi kullanıyorum. Kadına dair söyleyecek o kadar çok şeyim var ki... 30 yaşımdayım ama bazen kendimi 50 yaşımda gibi hissediyorum. Gördüklerim, duyduklarım, bildiklerim ve anlatılanların dışında bir de yaşadıklarım var.

- Kadının adı var mı Türkiye'de?
- Maalesef hâlâ kadının adı yok Türkiye'de... Kızını üç inek karşılığı satan babalar var bu ülkede. Erkeklerin vicdanını sarsmak lazım. Kur'an-ı Kerim'de de var bu, kadın ve erkeğin birliğinden bahsediliyor surelerde. Müslümanız hepimiz, inançlıyız hepimiz, dini vecibelerimizi yerine getiriyoruz. Vicdanlı da olmalıyız. Ben bir sistem başlattım. Psikolojik danışmanlık hizmeti veriyorum. 'Gel burada psikologlar var, avukatlar var, sana bir yol haritası çıkartalım, haklarını öğren,' diyorum. Herkes aynı çabayı gösterirse, bugün için değil, ama 20 sene sonrası için şiddet sorununu çözeriz gibi geliyor.

- Kadınların hayatına dokunmak ne hissettiriyor size?
- İyi geliyor, belki yaralarımı iyileştiriyorum, insani yaralarımı iyileştiriyorum. Mutlu bir ailede yetiştim. Öyle bir anne var ki, sürekli didinen, çalışan, yokluğu hissettirmeyen. Babam başkomiser. Aktif bir adam. İkisi de ilham kaynağım. Beş kız kardeşiz. Annemiz rol modelimizdir. Çocukken babamdan duyardım. Şiddet yüzünden karakola gelen kadınları dinler, eşleriyle aralarını bulur, uzlaştırırdı. Kız kaçmış mesela evlenmek için. Babam gider, gençleri evlendirir, ailelerin aralarını bulurdu. Nesilden nesle böyle bir kurtarma operasyonunun içindeyiz. Vicdanlı ve empati kurabilen bir baba ve annenin çocuğuyum. Onların o iki yansıması benim şu anki halimi oluşturuyor. Sessiz kadınların ses yaratmasını istiyorum.