X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sokaktan ve salondan topluma bakış
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sokaktan ve salondan topluma bakış

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013

İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı 40., İletişim Yayınları ise 30. yaşını özel birer kitapla kutluyor. Farklı perspektifleri olsa da iki kurum düşünceyi, estetiği, kaliteyi önemseyen eserlere imza attı. İkisi de Türkiye'nin yakın tarihinin inişli çıkışlı dönemlerinde yol aldı

DR. Nejat Eczacıbaşı'nın Salzburg Festivali'ni gördükten sonra "İstanbul'da neden uluslararası bir sanat festivali düzenlenemiyor?' sorusunu sormasıyla başlıyor 40 yıllık İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın (İKSV) öyküsü. İletişim Yayınları'nın öyküsüyse 12 Eylül'ün karanlık günleri hüküm sürerken "demokrasiye, özgür iradeye, insan onuruna, vatandaşlık ve insanlık fikrine alan açılmasına nasıl katkı sunulabilir?" sorusuna cevap aranırken. Aslında birbirinden bağımsız ve farklı iki kurum var karşımızda. Ama o kadar çok ortak noktaları var ki... İKSV 40 yıldır, İletişim Yayınları da 30 yıldır kültür sanat ve düşün dünyamızın önemli yapı taşlarından. Tarihlerinde, bir hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünün hikayesi gizli. Kişisel faydadan çok toplumsal faydayı önemseyen, vasata pirim vermeyen, kaliteyi önceleyen kolektif yapılar. Devletin çok da ilgilenmediği alanlarda kendilerine alan açan, el yordamıyla başlayan mücadelelerinde kişilere bağlı kalmak yerine kurumsallaşabilmeyi başarmış, her geçen gün ayakları daha sağlam yere basan iki kurumdan bahsediyoruz. Dirayetliler, sabırlılar ve başarılılar. Ama bizim için önemli olan, düşüncenin, estetiğin, kalitenin önemli olduğunu düşünenlerin hayatını, ortaya koydukları eserlerle daha da zenginleştirdikleri gerçeği. Bir düşünün iki kurum da olmasaydı hayatımız daha renksiz olmaz mıydı? Bu iki yapının birbirleriyle yollarının pek kesişmediği ortada. Ne de olsa farklı perspektifleri var. İletişim Yayınları, hayata daha soldan bakan insanların bir araya geldiği bir yapı. İKSV ise sanatı önemseyen bir grup 'işadamı ve sanat insanının hayata geçirdiği, zaman içerisinde toplumun farklı katmanlarına ulaşmayı başarmış bir oluşum. Ama ikisinin de yol aldıkları ray, Türkiye ve bu ülkenin yakın tarihindeki inişli çıkışlı dönemler. Türkiye siyasi, ekonomik ve kültürel darboğazlardan geçerken benzer sıkıntıları yaşamışlar. Hayati kararlar almışlar. Zaman zaman otoriteye karşı gelme pahasına doğru bildiklerinden şaşmamışlar. Faaliyet gösterdikleri alanlarda bir standart oluşması için çaba harcamışlar.

BENZER SIKINTILARDAN GEÇTİLER
İletişim Yayınları, 12 Eylül sonrası kuruluyor. Haftalık siyasi haber dergisi Yeni Gündem ile birlikte bir dizi dergi (Videosinema, Gençlik ve Toplum, Tarih ve Toplum) çıkarılıyor, ki Yeni Gündem dönemin ciddiyetle takip edilen dergilerinden. Kitap yayıncılığı 'ikincil konumda.' Amaç, Tanıl Bora'nın deyişiyle "12 Eylül'ün toplum ve devlet anlayışına karşı demokratik bir siyasal ve toplumsal kültürün güçlenmesine katkıda bulunmak." 80'li yıllar ki, askeri darbe nedeniyle korkunun hüküm sürdüğü zamanlar. Bu dönemde bu tür çabalar otoriteye göre sakıncalı hamleler. Ama söylenmesi gereken çok şey var. Aynı yıllardaysa İKSV'nin düzenlediği İstanbul Festivali bu korku zamanlarında aydınlar, sanatçılar, sanatseverler için farklı bir anlam ifade ediyor. Festival herkes için rahat bir nefes alınan bir tür kurtarılmış alan işlevi görüyor.

90'LI YILLARDA KURUMSALLAŞTILAR
80'lerin sonuna doğru iki kurum da önemli kararlar alıyor. İKSV bienal, film ve tiyatro olarak festival çeşitliliğini artırıyor. İletişim ise kitap yayıncılığına daha fazla odaklanıyor. Bilginin önemine işaret eden ansiklopediler yayımlanıyor. Alanlarında uzman insanların yazdığı (Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e, Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi, Modern Türkiye'de Siyasal Düşünce) hem entelektüel hem de akademik dünyada ufuk açıcı çalışmalar olarak kabul ediliyor. Arkasından edebiyat kitapları geliyor. Sonra araştırma ve inceleme dizileri... İletişim, 90'larda yayın dünyasında bir vaha olarak kendini iyice kabul ettiriyor. Dönemin o kaotik zamanlarında, yayımlanan kitaplar, dünyayı anlama yönünde önemli pencereler oluyor. 90'lar ise İKSV'nin kurumsallaştığı yıllar. İstanbul'u kültür sanat şehri yapmak hedefler arasında. Bu çabanın sonunda, daha fazla insana ulaşma imkanı sağlanıyor. Vakıf, kültür sanat dünyamızın dinamosu olacağının ipuçlarını veriyor. 2000'ler ise iki kurumun da altın çağını yaşadığı yıllar. Bir anlamda yıllarca ekilen tohumların ekinlere dönüştüğü zamanlar. Sonuçta İKSV'nin etkinliklerine 40 yılda yaklaşık dokuz milyon kişi katılırken, İletişim de 30 yılda 2 bin başlık altında kitap yayımladı.