X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Usame bin Ladin'i öldürmek...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Usame bin Ladin'i öldürmek...

  • Giriş Tarihi: 9.2.2013

'Erkek gibi' filmler çeken kadın yönetmen, üç yıl önce Hurt Locker/Ölümcül Tuzak'la cinsine ilk yönetmenlik Oscar'ını armağan eden Kathryn Bigelow, yeni filminde yine çok erkeksi bir işe sıvanıyor. Ve bizlere 21. yüzyılı tarihin en büyük terör eylemiyle açan Usame Bin Ladin'in ABD ordusu tarafından kıstırılıp öldürülmesini hikaye ediyor. Olay 2 Mayıs 2011'de olduğuna göre, üzerinden daha iki yıl bile geçmeden... Sinemanın güncellikle böylesine buluşması elbette yeni değil. Özellikle 2. Dünya Savaşı'nda bu sıkça görülmüştü. Ama New York gökdelenlerini bombalatarak ABD'yi kendi yuvasında vurmayı beceren bu cihad önderinin yaşamı kadar ölümü de öylesine bir gizem perdesiyle kapalı ki, film adeta nefes almadan izleniyor. Üstelik senaryo, aslında gazeteci olan Mark Boal tarafından resmi raporlardan derlenerek yazılmış. Proje aşamasında Bin Ladin'in sürpriz olarak çıkagelen akibeti, kuşkusuz film için büyük avantaj olmuş. Ve ona ideal bir Amerikan propagandası malzemesi sağlamış. . Ancak hakşinas olmak gerekirse, kaçınılmaz bir dozun dışında film bu yolu incelikle önlüyor. Öncelikle 11 Eylül'ün hemen ertesinden başlayarak 10 yıl süren bir 'büyük takip', Amerikan sisteminin gücü kadar zaaflarını da sergiliyor. Yetki tartışmaları, otorite çatışması, ordudaki şöven ve maço tavırlar. Ve tüm bunlara karşı, birçok olaya yerinde tanık olan, Pakistan'daki Mariott Otel'de patlayan bombalarla kurban olmanın da eşiğine gelen bir kadın ajan... Filmdeki adıyla Maya, ama gerçek kimliği hâlâ ve özenle gizlenen, Bin Ladin'i yakalamayı yaşamının tek amacı haline getirmiş, inatçı ve kararlı bir kadın savaşçı. Yine biraz tipik Amerikan bireyciliği kokan, ama gerçek olduğu ölçüde etkileyici olan bir baş karakter. Ayrıca artık bilinen finalde Bin Ladin ve çevresinin öldürülmesi, öldürenler adına hiçbir kahramanlık öğesi taşımıyor. Herşey sahnenin o gerçek karanlığında, şüpheli ve tartışmalı bir eylem gibi sunuluyor. Ama yine de gerekli ve hayırlı: Eylemlerini bize dek uzatmış ve onca kana bulaşmış El Kaide liderinin ölümü uygar dünyanın ortak barış fikrine hizmet etmedi denebilir mi?

AKSİYON YOK GERİLİM ÇOK
Ayrıca filmin işkenceyi savunup meşrulaştırdığı görüşüne katılmıyorum. İşkence her çağda, her rejimde var oldu ve olacak. Keşke tümüyle yok edilse... Ama film bu kanlı pratiği savunmuyor, sadece var olduğu gibi gösteriyor. Hem de seyredeni isyan ettirecek biçimde... Daha ne yapsın? Bigelow aslında son bölümü dışında pek aksiyon içermeyen filmini öylesine bir gerilime kavuşturmuş ki... Tüm filmde ve özellikle finalde zafer çağrıştıran, coşturucu ve milliyetçi bir müzik yerine dahi Fransız bestecisi Alexandre Desplat'nın yumuşacık müziğine yer vermesi de büyük incelik. Ne de olsa kadın yönetmen başka oluyor. Sinemasal ve siyasal sayısız dersler içeren önemli bir film.

ZERO DARK THIRTY ****
Yönetmen: Kathryn Bigelow Senaryo: Mark Boal/ Görüntü: Greig Fraser/ Müzik: Alexandre Desplat Oyuncular: Jessica Chastain, Jason Clarke, Jennifer Ehle, Chris Pratt, Joel Edgerton, Kyle Chandler, Harold Perrineau, James Gandolfini. Columbia film