X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kadınlar ne ister?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kadınlar ne ister?

  • Giriş Tarihi: 2.3.2013

Kadınların karşı cinste en çok önem verdikleri özellik güven. Güçlü bir omuz arar; sırtlarını güvenle, şefkatli bir erkeğe yaslamak isterler

Bundan yaklaşık 12 bin yıl önce, Anadolu'daki kalıntılara, tarih ve araştırma kitaplarına bakılırsa, anaerkil bir toplum düzeni varmış. Bu toplum düzeni çok değişikmiş. Kadının adet dönemleri, Ay'ın Dünya etrafındaki dönüş süresine göre hesaplandığından, Dünya ve Ay dişi kabul edilirmiş. Aslında kadınlar toprak gibiymiş. Sabit, verimli, doğurgan, besleyici, sevecen... Erkekler ise Güneş gibi kabul edilirmiş. Enerjik, hareketli, canlılık veren, ısıtan... Zaten doğaya bakıldığında ne kadının ne de erkeğin tek başına var olamayacağını, birbirlerinin katkısına saygı duymaları ve birbirlerini olduğu gibi kabul etmeleri gerektiği anlaşılabilir. Kadınlar için her toplulukta ay evleri kurulurmuş. Regl dönemlerinde kadınlar, varsa evdeki kız çocuklarını alıp ay evine yerleşirmiş. Orada o toplumun en bilge kadını, diğerlerine kadın olmayı ve hayatı öğretirmiş. En çok da, duygusal yapısıyla ön plana çıkan kadın ruhunun, çekim yasası sebebiyle doğayı etkilediğini anlatırmış.

ATAERKİL TOPLUMA GEÇİŞ
Bu öyküden daha önce de bahsetmiştim. Fakat ataerkil toplum düzenine geçişin nasıl yaşandığından çok fazla söz etmemiştim. Orta Asya dolaylarından, savaşçı, ticaret ve hayvancılık yapan, kadınlarına ve toprağına önem vermeyen bir topluluk, çeşitli doğal afetler nedeniyle ve üremek için yeterli kadın olmadığını düşündükleri için göç etmeye başlıyorlar. Önce Hindistan dolaylarına inip, ilk kez kast sistemini onlar kuruyor. Daha sonra Orta Anadolu civarlarına geliyorlar. O devirde bilge kadınlara 'ana' adı verilirmiş. Anadolu'nun 'ana'sı ya da annenin 'ana'sı, muhtemelen ta o devirlerden bizlere miras kalmış. Bizim Anadolu'muzda analar hâlâ kutsaldır. Ama maalesef, kadınlarımızın hakları yeterince korunamıyor. O devirde ay evlerinin başında bulunan kadınlar, bu yeni gelen savaşçı toplum tarafından ortadan kaldırılıyor. Erkekler çok eşli olmaya başlıyor. Kanun yok. Erkek beğendiği kadını kaçırıp evine kapatabiliyor. Ve başka bir erkek almasın diye kapkara çarşafa sokuyor. Henüz daha resmi dinler tarihi başlamamışken... Kadınlar evden dışarı çıkamıyor. Doğurdukları erkek çocuklar, henüz sekiz yaşındayken koyunlarından alınıyor ve savaşa sürükleniyorlar. Annelerinden sevgiyi ve bağ kurmayı öğrenemesinler diye... Kızlar ise anneyle terk ediliyor.

GÜÇLER SAVAŞI
Size de tanıdık geldi mi? Birtakım örf ve adetlerin kadını nasıl ezdiğini biliyoruz. Ve aslında bilinçaltında kadını önemsememek ve bazen de kadının duygusal ve cinsel gücünden korkmak bunun altındaki temel sebep olabilir. Tam bir güçler savaşı... Bir erkek bana demişti ki "Seda Hanım, bu kadınları biraz korkutacaksın. Yoksa nasıl evin reisi olduğumuzu anlayacaklar?" Biliyor musunuz? Bir kadın ne kadar güçlü olursa olsun, erkeğine saygı gösterip ve hürmet edebilir. Bunu elde etmek öylesine kolay ki. Dayaktan, hakaretten, baskıdan çok daha kolay. Sadece o kadına güven vermeli. Bugün her kadının ilk aradığı şey güven. Ona problemlerini çözmek için yanında olduğunu hissettirmeli. Ve son olarak şefkat vermeli. Bu kadarcık. Eski adetleri bir bırakabilsek de, çok daha sevgi dolu ilişkiler kurabilsek. Yeni nesil de daha mutlu ve başarılı olacak o zaman...