X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Oscar insanlara daha az yalvarmanızı sağlıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Oscar insanlara daha az yalvarmanızı sağlıyor

  • Giriş Tarihi: 16.3.2013

Gösterimdeki Muhteşem ve Kudretli Oz'un Oscar'lı oyuncusu Rachel Weisz:"Angelina Jolie değilim ama ben de aksiyon filmlerinde rol alıp bir kerecik olsun birilerini tekmelemek isterdim"

Hiç acele etmeden, gösterişe kaçmadan ve can yakıcı güzelliğini fazla vurgulamadan sürdürdüğü oyunculuk kariyeri bugün onu zamanımızın en saygın aktrislerinden biri haline getirdi. Mumya (1999), Bourne'un Mirası (2012) gibi gişe canavarlarıyla, Oscar kazandığı Arka Bahçe (2005) ve Aşkın Karanlık Yüzü (2011) gibi prestijli filmleri bir arada yürüterek bugünlere gelen Rachel Weisz şimdi Amerikan sinemasının en sevilen ve en unutulmaz filmlerinden Oz Büyücüsü'nün öncesini anlatan, Sam Raimi yönetmenliğindeki Muhteşem ve Kudretli Oz'da kötü cadı Evanora rolünde yeniden seyirci karşısında.
- Sizi bir filmin kötü karakteri olarak görmeye pek alışkın değiliz.
- Bir oyuncu olarak daha önce hiç bu kadar eğlenmemiştim. Gerçek yaşamda kadınlar ya sempatik ya da kurban olmak zorunda değildir, görkemli bir şekilde kötü de olabilirler, bu son zamanlarda Hollywood'un biraz unuttuğu bir gerçek.
- Son dönemde anaakım sinemaya daha yakın duruyorsunuz gibi. Muhteşem ve Kudretli Oz'dan önceki The Bourne Legacy de bir gişe filmiydi.
- Sanmıyorum, sadece tesadüftü herhalde. Kesinlikle bağımsız sinemaya daha yakın bir doğam var. Zaten ticari filmlerde kadınlar için iyi roller çok fazla çıkmıyor. Örneğin Angeline Jolie'nin Salt'taki rolü bir erkek için yazılmıştı. O bir telefon ediyor, 'O rolü istiyorum,' diyor ve alıyor. Ama ben Angelina Jolie değilim. Bir kerecik olsun bir aksiyon kahramanı olup biraz milleti tekmelemek isterdim halbuki.
dedikoduyu çok severim
- Rol seçerken dikkate aldığınız bir kariyer planınız var mı?
- Zaman zaman böyle bir şey denedim ama işe yaramadı. Örneğin Arka Bahçe'den sonra bir komedi yapmaya karar vermiştim. Çok yoğun bir karakterdi, film bittikten sonra biraz daha hafif bir alana doğru kaymak istedim. O komediyi beklerken de bazı rolleri reddettim. Ama gerçekçi olmalısınız, kendinize yakın bulduğunuz bir rolle karşılaştığınızda kariyer planınıza uymasa da o rolü kabul etmelisiniz.
- Bir oyuncu olarak kendi gelişiminizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Bu işe yeni başlıyormuş gibi hissediyorum. Oynamak istediğim öyle çok rol var ki; kimsenin beni daha önce o şekilde görmediği, kendimin bile oynayabileceğimden emin olmadığım roller. Bir oyuncu olarak nasıl bir gelişme gösterdiğime gelince, hâlâ bir mikroorganizmayım.
- Peki oyunculuğu bir tür terapi gibi gördüğünüz oldu mu?
- Daha çok bir kaçış yolu olarak görüyorum. Başka insanları çok merak ederim, oturup dedikodu yapmayı severim ve bu mesleğin en sevdiğim yanı başka bir kadının kimliği altında ortadan kaybolabilmek.
- Oscar kazanan bir oyuncunun değerinin roket hızıyla yükseldiği görüşüne katılıyor musunuz?
- Oscar insanlara daha az yalvarmanızı sağlıyor, o kadar. Bu işin önemli bir kısmı size rol vermeleri için yalvarmaktır. Oscar kazanınca, onlar size yalvarmaya başlıyor.
- Bir oyuncu olarak başarınızın yan etkileriyle nasıl baş ediyorsunuz?
- Spotlar altında olmaktan mı bahsediyorsunuz? Bunu büyük bir sorun haline getirmenin manası yok. Eskiden kırmızı halıda yürümeyi istemezdim, kendimi hayvanat bahçesindeki bir hayvan gibi hissediyordum. Sonra anladım ki, istedikleri ben değilim, ben çok sıkıcıyım, onlar için bir karakterim ya da oynadığım bütün karakterlerin bir yansıması. Bunun farkında olmak yönünüzü bulmanızı sağlıyor. Yoksa çıldırırsınız, bu meslekteki bir sürü insan bu yüzden tamamen delirmiş durumda zaten.

YÖNETMEN SAM RAİMİ:
Senaryoya dokunmak bile istememiştim
- Muhteşem ve Kudretli Oz'u yönetmenizi teklif ettiklerinde ilk tepkiniz ne oldu?
- O kadar korktum ki 'Senaryoyu okumak istemiyorum. Dokunmak bile istemiyorum,' dedim. Oz Büyücüsü en sevdiğim filmdir. İnsanların hatırasındaki o harika filmi mahvedecek bir şey yapmak, o filmin adını kirletmek istemiyordum. Sonra senaryoyu okudum ve kafasını muhteşem biri olmaya fena halde taktığı için iyi biri olmayı unutan ama sonunda kahraman olmayı öğrenen adamın hikayesine âşık oldum.
- Oz Büyücüsü neden bu kadar önemli bir filmdi sizin için?
- Çok büyük bir duygusal etki yaratmıştı üzerimde. Daha iyi bir yaşam düşleyen Dorothy, Over the Rainbow'u söylerken onu o kadar iyi anlıyorum ve onun için o kadar üzülüyorum ki... Ama aynı zamanda gördüğüm en korkunç filmdir. Çocukken birçok sahnesi kabuslarıma girdi ve zihnime kazındı. Üstelik verdiği mesajı da çok severim: Cesaret, yürek ve akıl hepimizde vardır ve bazen bunu göremesek de hepimiz eksiksiz birer insanız.
- Muhteşem ve Kudretli Oz bir anlamda sizin sinemaya saygı duruşunuz. Film yapmanın bir tür sihirbazlık olduğunu mu düşünüyorsunuz gerçekten?
- Evet, aslında ben de bir sihirbazım. Eskiden düğünlerde, çocuk partilerinde gösteri yapardım. Sihirbazlar da, sinemacılar da hikaye anlatır sonuçta; bunun için illüzyona başvururlar ve seyirciden sakladıkları sırları vardır: Doğru an gelmeden sonucu size göstermezler. Sihirbaz sahne arkasında ceketinin kollarını güvercinlerle doldurur ama sahneye çıktığında numarasını anlamazsınız. Sinemacı da öyledir: Seyirci, teknisyenler ve oyuncularla yaptığı her şeyi göremez. Ve sonuçta sihirbazın da sinemacının da yaptığı seyirci için büyük bir yalan yaratmaktır.

NANDO SALVA