X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Terapist atlar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Terapist atlar

  • Giriş Tarihi: 16.3.2013

Hayattan zevk almak, kendinizi keşfetmek ya da ruhsal yaraları iyileştirmek için atların rehberlik yapabileceğine inanır mısınız? Atlarla yaşam koçluğu eğitimi veren Sevgi Saybaşılı, bu hassas hayvanların iç dünyamıza ayna tuttuğunu iddia ediyor

Ne yalan söyleyeyim, 'atlarla koçluk' eğitimini ilk duyduğumda içimden "Artık bu kişisel gelişim uzmanları da ne yapacaklarını şaşırdı. Şimdi de atların üzerinden para kazanıyorlar," diye geçirdim. Üst düzey yöneticiler, CEO'lar ve patronların, atlı terapi seanslarına katılıp, hayatın anlamını, iç huzuru ve başarıyı yakaladıkları iddia ediliyordu. Zihinsel ve bedensel engelli çocukların rehabilite edilmesi için uygulanan hipoterapiyi (at terapisi) biliyordum, ama atların iş dünyasına şifa olacağı pek aklıma gelmezdi. Sonra biraz araştırınca, aslında atlarla koçluk eğitimlerinin yurtdışında yoğun olarak uygulandığını, pek de yabana atılacak bir yöntem olmadığını gördüm. Farklı ülkelerde 20 yıldır uygulanan bu eğitimler, Türkiye'de daha çok yeni. Bu eğitimlerin ülkemizdeki ilk uygulayıcılarından biri olan Sevgi Saybaşılı, yaşam koçluğu ve atlarla koçluk alanında çeşitli ülkelerde eğitimlere katılıp sertifikalar almış. Çocukluğundan beri atlarla ilişki içinde olan Saybaşılı, bu çok sevdiği hayvanlarla yaşadığı deneyimleri insanlar üzerinde uygulamaya karar vermiş. Saybayılı, atların kişisel gelişime etkilerini şöyle anlatıyor: "Atlar bizi iyileştirir, daha yüksek bilinç seviyelerine ulaşmamıza yardımcı olur. Dünyayla, diğer insanlarla, doğayla, içimizdeki özgün benliklerimizle nasıl doğru iletişim kuracağımızı öğretir. Atlar iç dünyamıza ayna tutar." Bugüne kadar kendi yaşadığı zorluklar konusunda da pek çok kez atlardan yardım aldığını söyleyen Sevgi Saybaşılı, bu hassas hayvanların rehberliğinde sürdürdüğü yaşamındaki hedefini ise şöyle özetliyor: "Atların insanlara kişisel gelişim, şifa ve terapi alanlarında faydalı olduğunun Türkiye'de de tanınmasını sağlayarak bu olağanüstü varlıklara yeni bir yaşam alanı açmak istiyorum." Bilgi için: www.atlarlakocluk.com

Bir atla telepati kurdum
Sevgi Saybaşılı yaptığı işi anlatabilmek için bizi Kemerburgaz'daki bir at çiftliğine davet etti. Foto muhabiri arkadaşım Tijen Burultay'la birlikte gittik. Saybaşılı çiftiyle kısa bir sohbetten sonra atların yanına geçtik. Sıra atlarla tanışmaya geldi. Terapilerin rutin süreci de böyle işliyor. Saybaşılı, seanslara katılanların, kendi seçtikleri atlarla iletişime geçerek bir öğrenme ve iyileşme deneyimi yaşadıklarını anlattı. Ben padokta dolaşan üç atın arasından Yiğit'i seçtim. İlk defa bir atla bu kadar yakınlaştığım için ilk önce epey korktum, ancak sonrasında tuhaf bir şey oldu. Padoğun ortasında durmuş, tedirginliğimi biraz atmış ve aklımdan "Hadi oğlum bana gel," diye geçiriyordum ki, benimle hiç ilgilenmeyen Yiğit, bir anda bana doğru yaklaşmaya başladı. Gelip yanımda durdu. Ardından "Hadi gidebilirsin," dedim ve yanımdan uzaklaştı. Resmen aklımı okuyordu! Ve işte orada atların ne kadar inanılmaz hayvanlar olduklarını keşfettim. Bu kadar kısa sürede aramızda müthiş bir bağ kuruldu. Sonra onu uzun uzun okşadım ve orada onunla olmaktan müthiş keyif aldım.

Size sınırlarınızı gösterirler
Sevgi Saybaşılı bir atın yardımıyla en derinlerde saklanan duyguları hissetmenin nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyor: "Bir atla iletişime geçtiğinizde, sizinle bir sürü oluşturduğunu düşünür. Böylece sizin ve kendisinin bu sürüdeki konumunu belirlemek ister. Sizi kendi duruşunuzdan, sınırlarınızdan haberdar eder. Aynı zamanda birbirinizin enerji alanına da girmiş olursunuz. Eğer duyularınızı iyice dinleyebilirseniz, sizi görüp duyamadığınız dünyalardan haberdar eder. Ve bir atla gerçekten o anda, orada olmadığınız sürece zaten iletişime geçemezsiniz. Yüksek farkındalığa ulaşmanın yolu ise anda olmaktan geçer."

Duygularını bastırmazlar
Saybaşılı atların duygu dünyalarını da şöyle anlatıyor: "Atlar aynı zamanda av hayvanlarıdır. Avcı değillerdir, yiyecek elde edebilmek için kafalarında stratejiler oluşturup, planlar yapmak zorunda değillerdir, ama av olmamak için sürekli anın içinde olmak ve tüm duyularından gelen verileri değerlendiriyor olmak zorundadırlar. Kafalarının içinde, gelecekte veya geçmişte olmak gibi bir lüksleri yoktur. Farkındalıkları her daim, o an etrafta neler olup bittiğine odaklanmış olmalıdır, hayatta kalmaları buna bağlıdır. Bu en yüksek farkındalık halinde sadece beş duyuyu değil, altıncısını da aktif halde tutarlar, çevrelerinde olup bitenlere dair pek çok bilgiyi enerji boyutunda algılarlar. Bu bilgileri, bizler gibi, birtakım önyargılar, sınıflandırmalar, etiketlemeler, direnişler süzgeçinden geçirmeden işlerler. 'Olan'ı değiştirmeye, kontrol etmeye çalışmazlar ve reddetmezler. Bir başka reddetmedikleri şey ise duygularıdır. Duygularını da geçerli bir bilgi kaynağı olarak kabul eder ve bizim gibi bastırmaya, yok saymaya veya üstünü sahte birtakım başka duygulanımlarla örtmeye çalışmazlar."

İLİŞKİLİ HABERLER