X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhuriyet Mitingleri gölgesinde bir aşk
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhuriyet Mitingleri gölgesinde bir aşk

  • Giriş Tarihi: 23.3.2013

Usta İngiliz yönetmen Mike Figgis'in 2007'de İstanbul'da sessiz sedasız çektiği Çok Yaşa Aşk'tan tesadüfen haberimiz oldu. Bir aşk öyküsünü anlatan film İstanbul'daki Cumhuriyet Mitingi'ne de tanıklık ediyor

Meğer İstanbul'u James Bond'un son macerası Skyfall'ın yönetmeni Sam Mendes'ten önce, bir başka İngiliz meslektaşı Mike Figgis keşfetmiş. Figgis, 2007 yapımı Çok Yaşa Aşk/Love Live Long adlı bir aşk hikayesini anlattığı filminde İstanbul'u kullanmış. Haberimiz yoktu açıkçası... iTunes'ta 99 cent karşılığında tesadüfen filmi keşfetmesek hâlâ da olmayabilirdi. Peki ne işi var Figgis'in? 2007'deki Gumball Rallisi'nin İstanbul ayağına katılmak için gelmiş. Kısa bir süre şehrimizin havasını solumuş ve bu yolculuğunu da Çok Yaşa Aşk filmiyle taçlandırmış. Kalbi kırık bir kadınla bir ralli pilotu arasındaki aşkı anlatıyor Figgis. Buraya kadar her şey normal. Sürprizi ise filmin 2007'deki ünlü Cumhuriyet Mitingleri'ne tanıklık etmesi. Kadın kahramanımız İstanbul sokaklarında dolaşıyor. Her yer polis ve Türk bayrağı taşıyan insanlarla dolu... Dalgın dalgın aralarında dolaşan bu kadının ne yapmaya çalıştığına kimse bir anlam veremiyor tabii... Karakterimiz Mecidiyeköy'e gidiyor, polislerin arasından geçiyor mitinge katılmak için gelen insanların arasına karışıyor. Bir küçük çocuksa bir bayrak veriyor kadına, o da alıyor...

JAMES BOND'A GÖRE GERÇEKÇİ BİR TÜRKİYE
Figgis'in mitingle ilgili özel bir vurgusu yok. Anladığımız onu etkileyen kalabalıklar. Bir Konuşabilse etkilenmesi yani. Kalabalıklar arasında yalnız bir kadın... Fakat sonra Eminönü'ne kadar yürüyor. (Ayağındaki pabuçla bu mümkün değil ama film işte ne diyebilirsiniz ki?) Filmin erkeği, ralli pilotu burada devreye giriyor. İlk hayal kırıklığı, büyük aşkın ilk filizlendiği yer Mısır Çarşısı çıkıyor. (Çok oryantalist tabii...) Pilotla burada karşılaşıyor. Bundan sonra film bir düş kırıklığı şeklinde ilerliyor.... Bir ara kamera Reina'da açılıyor, iki yabancı ve yalnız ruh burada eğlenecek. Her nasıl olduysa Didem Erol kafayı uzatıyor, bu bir gerilim efekti değil. Ama geriliyoruz, çünkü Figgis, Erol'un bizde gerilim etkisini yarattığını bilmiyor... Aşk, otel odasında devam ediyor sonra da film irtifa kaybediyor... Sam Mendes'in yönettiği Skyfall'la kıyaslandığında Çok Yaşa Aşk'ın memlekette hiçbir tarihe esere zarar vermediğini söyleyebiliriz. Hatta tarihi bir ana tanıklık ettiği için, sinema tarihimiz için değil, ama siyasi tarihimizde önemli bir yere sahip olabilir! Skyfall'un 'Türkiye'yi Ordadoğu ülkesi gibi gösteriyor' eleştirileri düşünüldüğünde Figgis daha modern bir Türkiye resmediyor. Sokağa müdahale etmeden hikayesini olağan hayatın içerisine yerleştiriyor. Yani Skyfall'dan daha yenilikçi ve yaratıcı. Ama Figgis'in sokağın nabzını tutma eğilimi Eminönü'nü görünce değişiyor. (O arada ne oldu, hiçbir fikrimiz yok.) Hatta cami silüetli günbatımı oryantalist bakışın doruklarına ulaştığı an oluyor. Reina sahnesi ise aslında eğlence kültürümüz üzerine çarpıcı imgelerle dolu... Didem Erol değil tabii çarpıcı olan, erkeklerin tuhaf tavırları... Ez cümle, Çok Yaşa Aşk hazır festivalde gösterilecekken gözden kaçmasın deriz. Mike Figgis dijital sinema üzerine bir ders verecek. Onu da hatırlatalım.