X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Twitter'ı icat etti, hayatımızı değiştirdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Twitter'ı icat etti, hayatımızı değiştirdi

  • Giriş Tarihi: 6.4.2013

Twitter'ın kurucularından Jack Dorsey, şimdi Square aracılığıyla parayla aramızdaki ilişkiyi yeniden tanımlamak istiyor. Dorsey'nin başarısının sırrı, şehirlerin işleyişine duyduğu ilgide gizli

Hesap ödemekten nefret eden bir arkadaşım var. Parasızlık yüzünden değil, yanlış anlaşılmasın. Bilakis kendisinin oldukça zengin biri olduğunu söyleyebilirim. Onun dayanamadığı şey, hesap isteme ritüelinin kendisi. Kredi kartını çıkarmaktan, garsonun POS cihazını uzatmasından, kartı makineden geçirirken başında durmaktan ziyadesiyle sıkılıyor. Sıkıntısının zirve yaptığı nokta ise şifresini yazarken garsonun kafasını başka bir tarafa çevirdiği an. Hesap ödemenin daha kolay bir yolunun icat edilmemesinden şikayet ediyor. Aslında "Ediyordu," demeliydim. Çünkü ABD'de yeni yaygınlaşmaya başlayan Square Wallet isimli bir sistem, dostumun derdine derman olmuş gibi görünüyor. Sistem basit: Starbucks'a giriyor, latte'nizi söylüyor, iPhone'unuzda Square Wallet uygulamasını açıp kasanın yanındaki okuyucuyla telefonunuzu bir saniyeliğine yüz yüze getiriyorsunuz. Ne bozuk paraları cebe sıkıştırma derdi, ne PIN kodu yazarken arkadakileri bekletme tedirginliği. Kasa dediğimiz sistemi anlamsız hale getirecek harika bir buluş. Üstelik arkasında tanıdık bir isim var: Twitter'ın mucidi Jack Dorsey.

TRENLERE VE HARİTALARA TUTKUNDU
Çocukluk yıllarında konuşma bozukluğundan mustarip bir çocuk Dorsey; hayatta en çok sevdiği şeylerin yürüyüş yapmak ve güzel bir manzara önünde düşünceleriyle baş başa kalmak olduğunu anlatan biri. Geçen ay ABD'nin önde gelen haber programı 60 Minutes'a konuk olduğunda hiç de konuşma bozukluğu olan birine benzemiyordu. Mesafeli, düşünceli ve çekingen olduğu belliydi. Ama kendini konuşarak ifade etmek konusunda bir sıkıntısı yoktu. Çocukluğunda Dorsey'nin en büyük tutkusu trenler ve haritalarmış. Sonra telsizlere merak salmış. Zamanını polis frekansını dinleyerek geçiriyormuş. İnsanların iletişim kurarken Faulkner veya Proust cümleleriyle değil, kısa mesajlar kullandıklarını idrak etmiş. Sürekli nereye gittiklerini, ne yapacaklarını rapor ediyorlarmış. Vanity Fair'e verdiği bir söyleşide, ambulanslar ve polis arabalarının şehirdeki hareketini bir haritaya işaretlediğini anlatıyor, "Şehirde işlerin nasıl yürüdüğünü bir oyuna dönüştürmeyi istiyordum," diyor. Trenler, polis arabaları ve ambulanslardan sonra sıra taksilere gelmiş. Dorsey şoförlerin telsizle gittikleri yerleri nasıl kısa ve net bir biçimde ifade ettiklerini görmüş. Ayrıca gittiği her yerde cep telefonuyla notlar tutuyormuş artık. Bu notları birer günlük sayfası gibi bir araya getiren bir program yazmış. 2000 yılı temmuz ayında bu sistem sayesinde insanlara tıpkı polis arabalarının, ambulansların ve taksilerin yaptığı gibi nerede olduğunu ve ne yaptığını ilan etmeye karar vermiş. Artık notları otomatik olarak tüm arkadaşlarının e-posta adreslerine gönderiliyormuş. Twitter'ın temelleri bu şekilde atılmış.

STEVE JOBS'UN TAM ZITTI
Baudelaire gibi hayatının ilhamını modern şehirde bulmuş biri var karşımızda. Ancak dış görünüşü bir şairden çok bir filozofu andırıyor. Dorsey'nin kişiliği, sıklıkla mukayese edildiği Steve Jobs'la taban tabana zıt. Yöneticilik ona göre değil mesela. Ne Jobs gibi bir şovmen, ne de onun pazarlama dehasına sahip. Yeni şirketi Square'in ofisinde bırakın odayı, kendine ait bir masası bile yok. Ortalıkta bulduğu boş bir masaya geçip iPad'iyle çalışmaya başladığını söylüyor. Dorsey'nin 2010 yılında kurduğu şirketi Square'de bu nevi şahsına münhasır adamın pek çok ilginçliği başrolde yine. Şirketin bir müşteri hizmetleri hattı yok mesela. Bunun yerine şikayetlerinizi Twitter'dan mention yaparak yazmanız gerekiyor. Evet, iş şirket-müşteri ilişkilerine geldiğinde bile, Dorsey kendi çekingenlik standartlarını muhafaza etmekte kararlı hâlâ.