X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşte pistlerin prensesleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşte pistlerin prensesleri

  • Giriş Tarihi: 4.5.2013

Yıllardır pistlerde motorlarıyla erkek rakiplerine kök söktürüyorlar. Türkiye Motosiklet Federasyonu da başarılarına kayıtsız kalamadı ve sadece kadınların yarışacağı bir kategori açtı. İlk yarış da bugün

Gündem yoğunluğundan dolayı gözden kaçmış olabilir, ama bugün kadın motorcular için bir ilk gerçekleşecek. Türkiyeli kadın motorcular ilk defa bugün ve yarın 'erkeksiz' bir yarışa katılacak. Çünkü kadınlara özel bir kategori açıldı. Bu da 'erkek sporu' olarak görülen bir dalda kadınların da artık varolduğunu gösteriyor. Aslında Name Ekin, 2005'te pistte profesyonel motosiklet yarışçısı unvanını alan ilk kadın sporcu. Uzun yıllar birçok kadın gibi erkeklerle pistlerde mücadele etti. Tabii Ekin'in açtığı yoldan başka kadınlar da yürüdü. Örneğin Tuğba Eliküçük, erkeklerle yarışıp 2012'de Türkiye üçüncüsü oldu. Oysa Eliküçük avukat. Funda Batay doktor, Ayşe Aydoğan ise bir şirkette yönetici ama motor sporuna gönül verenlerden. İkisi "Neden kadınlar için ayrı bir kategori açılmıyor?" diye soruyorlar kendilerine. Türkiye Motosiklet Federasyonu'na başvuruyorlar. Federasyon da onları haklı buluyor ve Türkiye Pist Şampiyonası'nda 600 CC'lik motorların yarıştığı kategoride kadınlar için ayrı yarışma düzenlenmesine karar veriyor. İşte bugün Yunanistan'ın Serez Pisti'nde düzenlenen yarışın böyle bir önemi var. Bu yarışlara katılacak sporcularla kadın motosiklet yarışçısı olma halini konuştuk.

Erkekler beni şikayet etti ama hepsini geçtim

Name Ekin (35, sporcu): "Bana 'Nasıl böyle hızlı kullanıyorsun?' diye soranlara 'Trafik canavarlarından kaça kaça öğrendim,' diyorum. Yarışlara başladığımda 'Pistlerde kadının ne işi var?' denmişti. Şikayet olunca da yarışa katılamadım. 'Nasıl beni almazlar?' diye inatlaştım. İkinci yarış için azmettim, tek derdim erkekleri nasıl geçeceğimdi. Hız barajı vardı, beni şikayet edenlerde dahil olmak üzere, birçok erkek hız barajına takıldı, geçemediler. Türkiye'de ilk kadın motosiklet yarışçısı unvanını aldım. 2005'te Türkiye Pist Şampiyonası'nda ikinci oldum. Yarıştan sonra geçtiklerimden birkaçı selam vermemeye başladı. 'Kadından motor sporcusu olmaz,' diyenlerin önyargıları yıkmak keyif verici! Kısmet olursa gidebileceğim kadar ileri gitmek istiyorum. Kadın motosiklet grupları da arttı. Kadın kadına gezmenin çok ayrı bir keyfi var."

Trafikte hız tutkunu olmamak gerek

Funda Batay (48, beyin cerrahı): "Mesleğim ve motosiklet adrenalin açısından biraz ortak alanlar. Adrenalin yüklü bir işle uğraşınca motosiklet de bana yakın geldi. Gençlik dönemimden beri içimde bir ukde olarak kalmıştı, beş yıl önce başlayabildim. Kendi elinizde olan hız ayarıyla istediğiniz yere gidebilmek insana özgürlük hissi veriyor, mesleğin stresinden kurtuluyorsunuz. Doktorlar arasında motosiklete binmek çok yaygın. Ama bir kısım arkadaşlar 'Her gün hastanede düşen, kafasını kıran insanlarla uğraşıyorsun, bir de gidip motosiklete biniyorsun,' diyor. Ama hayatın içinde insanın başına her şey gelebilir. Hız beni heyecanlandırıyor; bazen 'Ya saçmalama Funda! Bu hızla ne işin var!' diyorum. Ama pist dışında hız yapmıyorum. Çok fazla kadın motosiklet yarışçısı da yok, bu nedenle de erkeklerle yarışıyorduk. Ama ilgi fazla olunca ben ve Ayşe Aydoğan Türkiye Motosiklet Federasyonu'na kategori açılsın talebinde bulunduk. Federasyon 600 cc kadınlar kategorisini açtı. Bu kadar çabuk kabul edileceğini düşünmüyorduk. Düşündüğümüz oranda ilgi olursa sadece 600 cc değil, daha fazla kategori açılır, yarışlar daha keyifli hale gelir. Kadınlar daha rekabetçi! Motosiklete kullanmaya cesaret edememiş olan kadınlar da bizi pistte görünce 'Ben de yapabilirim!' deyip başlıyor. Ama trafikte yeşil ışıktaki kalkış anında bütün arabalar bizi geçmek istiyor. Herkesin içinde bir hız tutkusu var, ama bunu trafikte yapmamak lazım. Buyrun gelin, pistlerde bizi geçebiliyor musunuz? Görelim!"

Motor kullandığımı duyanlar şaşırıyor

Ayşe Aydoğan (43, şirket yöneticisi): "Aileme motosiklet süreceğimi söylediğimde müsaade etmediler. Yaş ilerledikten sonra hıza olan merakımı yenemedim. Beş yıl önce kursa gittim. Geçen sene ciddi olarak yarışlarla ilgilendim. Toplumda 'Motosikleti erkekler kullanır,' diye bir algı var, ama hiç de öyle değil. Bizi gördükçe aşka, şevke gelip motora başlayan çok erkek var. Pistte erkeklerle tatlı bir rekabet var. Bizi gördüklerinde ciddiye almıyorlardı. Birkaç turdan sonra bakış açıları değişti. Bir seferinde yolda erkek arkadaşın motosikletinin lastiği patladı. Genelde hep kadınlar erkeklerden destek bekler, ama el çevikliğiyle lastiği tamir ettik. Espri konusu oldu. İş yerinde motosiklet sürdüğümü duyanların bir kısmı hayretle, bir kısmı takdirle karşılıyor. Kadınların motosiklete ilgisi ise epey arttı, kadınlar çekiniyorlardı, ama artık bir özgüven oluştu; eğitim alıp motosikletle uzun yollara gitmeye bile başladılar. Sadece hız tutkusu değil, görsel tarafı, keyif tarafı da var. Dışarıdan bakınca şeytan icadı gibi gözüküyor ama çok keyifli. Eğer motorunuzdan uzaktaysanız içiniz sızlıyor 'Keşke şimdi yanında olsaydım,' diyorsunuz. Start çizgisine geldiğinizde cinsiyet, motosiklet, hangi pistte olduğunuz, kimlerle yarıştığınızın hiçbir önemi kalmıyor; ciddi bir rekabet. Pistlerde çok iyi motosiklet süren kadınlar var."

İki farklı hayatım var

Tuğba Eliküçük (29, avukat): "2009'da adrenalin, özgürlük ve hız tutkusu beni motosiklete yönlendirdi. Motosiklet benim için bir aşk, iş stresini de atabildiğim tek şey. Hele motorun sesi yok mu? O sesi, hızı ve rüzgarı çok seviyorum. Sürat tutkusu sonunda beni yarışçı yaptı. Motosiklet tam bir yaşam biçimi benim için. Özgürlüğü tek elde edebildiğim an. Adliyedeki meslektaşlarım motosiklet yarışlarına katıldığımı bilmiyordu. Öğrenince 'Yarışıyor muydunuz?' diye hayretle soruyorlar. 'Motorcu biraz salaştır,' felsefesi vardır, ama aksine full makyaj, saçlar yapılı, tırnaklar ojeli, topuklu ayakkabılarla görenler şaşırıyor. İki farklı hayatım var; motorda bambaşka, adliyede bambaşka. Pistte Türkiye üçüncülüğüm var. Beni erkeklerle yarışır halde gördüklerinde de 'Bakalım ne yapacak?' diye meraklı bakışlar oluyor. Ama sonra 'Bu kız dişliymiş! O virajda yatışını gördük, biz yapamayız!' diyenler oluyor. Bazı meslektaşlarım da motosiklete başladı. Arkadaşlar pistlerin prensesi der bana. Birçok anı da birikiyor. Bir gün radara yakalandım, polis çevirdi, kaskı çıkarttığımda bir-iki dakika konuşmadı. Telsizle 'Bu motosikletin radara yakalandığına emin misiniz?' diye sordu. Benzinlikte de kaskı çıkarttığımda çalışanlar 'Abla, buraya kadar sen mi getirdin bu motoru?' diyorlar. Motosiklet erkek işi olarak görülüyor, ama öyle değil."