X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Saraydan çıktı Ege'ye baktı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Saraydan çıktı Ege'ye baktı

  • Giriş Tarihi: 4.5.2013

'Osmanlı Cariyeleri' serisiyle tanıdığımız Demet Altınyeleklioğlu, bu kez Ege'deki toprak paylaşımını yazdı. Ah Bre Sevda, Ah Bre Vatan adlı roman, Türklerle Rumların dostken düşman oluşlarının öyküsü

Yıl 1918-19. Bir yanda İzmir, diğer yanda Selanik... Ege'nin iki yakasında yükselen düşmanlık bulutları... İki genç âşık Eleni ve Enver, korku içinde yaşadıkları aşklarını dile getirebilecek mi? Yıllarca birbirlerinin sofralarında yemek yiyen, birbirine yardım eden dost Türklerle Rumlar, bir daha yüz yüze bile gelemeyecek mi? Bütün bu nefretin, toprak paylaşımı davasının arkasında hangi güçler var? TRT prodüktörlerinden ve yazar Demet Altınyeleklioğlu, bir yıl aradan sonra Ah Bre Sevda, Ah Bre Vatan adlı bir mübadele romanıyla karşımızda. 100 yıl önce bu topraklarda yaşanan ve derin izler bırakan mübadele meselesinin perde arkasına bakan Altınyeleklioğlu "İnsanlar, iki sevda arasında sıkışıp kaldı. Bir yanda sevdaları, öbür yanda vatanları..." diyor. Altınyeleklioğlu, onu Ege'nin iki yakasında yaşanan toprak paylaşımı meselelerine yönelten nedeni de şöyle anlatıyor: "Moskof Cariye Hürrem romanımın bir çığır açtığına inanıyorum. Adeta Osmanlı saray hayatının ve haremin gizemli dünyasında bir gezintiye çıkıldı. Popüler tarih modası başladı. Ama artık saraydan çıkıp, daha yakında cereyan eden olaylara, sıradan insanların hayatlarına uzanmayı, kahramanları da bana ait olan romanlar yazmayı arzu ettim."

FOTOĞRAFTAN YOLA ÇIKTI
Yazarın ailesinde mübadil öyküsü yok, ama İzmirli eşinin kökleri Rodos ve Girit'e uzanıyor. Romana ilham veren ise siyah-beyaz bir fotoğraf: "Eşim Ceyhan Altınyeleklioğlu İzmirli, Ege'ye sevdalı. Kökleri Rodos ve Girit'e uzanıyor. Benim anne tarafım da Meisli. Akdeniz ve Ege, ikimizin de genlerinde var. Sık sık Ege'den, Akdeniz'den, tarihten konuşuruz. İşte o günlerin birinde internette siyah-beyaz bir fotoğraf gördüm. 1922'de, Ege'nin iki kıyısında göçe zorlananların yaşadıkları büyük dramı anlatan bir fotoğraf. Her şeyini geride bırakmış, nereye gittiğini ve ne yapacağını bilmeyen insanları gösteren o solmuş fotoğraftaki boynu bükük bir kadının yüzü, bitkin erkeklerin gözlerine sinmiş korku ifadesi, her şeyin başlama noktası oldu." Ah Bre Sevda, Ah Bre Vatan, bir üçlemenin ilk kitabı. Yazar, şu sıralar 1919-23 arasını anlatacağı ikinci romanı üzerinde çalışıyor. Suyun iki yanında neler olacak? Mübadele, hayatları nasıl yerle bir edecek? Eleni'yle Enver kavuşacak mı? Sonra da sıra üçüncü kitaba gelecek.

BU İNSANLARA SADECE 'GİT' DENDİ
"
Düşünebiliyor musunuz? Savaş bitmiş. İki tarafın halkları 'Barış geldi,' diye seviniyor. İki tarafın halkı da çok can kaybetmiş, çok acı çekmiş, aç, yoksul. 'Savaş bitti,' diye bir umut yeşeriyor içlerinde. Ama hiç de öyle olmuyor. Türk ve Yunan hükümetleri, Selanik'teki Türklerle, İzmir'deki Rumların 'mübadele edilmesine' karar veriyor. Geride neleri var, neleri yoksa bırakacaklar; Rumlar Yunanistan'a, Türkler Türkiye'ye göçecek. Peki ya sıradan insanlar? Evlerini, vatan bildikleri topraklarını bırakıp göç yollarına düşmek zorunda kalanlar? Onlar için 'vatan' dedelerinin, ninelerinin, babalarının, analarının doğup öldüğü topraklardı. Onlar da orada doğmuş, orada ölecekti. Fakat hiç tanımadıkları siyasetçilerin attıkları imzalarla akıllarına gelmeyen, başlarına geldi. Kimse bu insanlara 'Gitmek mi, yoksa kalmak mı istersin?' diye sormadı. Sadece 'Git,' dendi."