X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Erkeklere harcadığım vakti bilime yatırsaydım atomu parçalardım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Erkeklere harcadığım vakti bilime yatırsaydım atomu parçalardım

  • Giriş Tarihi: 11.5.2013

Kadınlara "Erkekler için harcayacağınız vakti kendinize ayırın," tavsiyesinde bulunuyor Deniz Özturhan. 2008'den bu yana yazdığı Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği blogunu aynı adlı bir kitaba dönüştürdü. Yazar "Bir erkeği değiştirmeye ne kadar uğraşsanız da alacağınız sonuç yüzde 23, ben hesapladım. Uğraşmayın, kendinize vakit harcayın," diyor

İzmir'den İstanbul'a üniversite okumak üzere gelen kahverengi saçlı, mavi gözlü, pembe valizli genç, güzel bir kadın. Haydarpaşa'da günbatımını izliyor, içi kıpır kıpır. Ama İstanbul, bu güzel günbatımından ibaret değil. Hayatta kalma mücadelesi veren çeşit çeşit erkek ve kadınla dolu. Zaman içinde İstanbul'un bir parçası oluyor o da. Her genç kadın gibi, kadın- erkek ilişkilerine aklı takılıyor... Hayatına giren erkekleri tek tek düşünüyor... "Erkekleri değiştirmek için onca çaba boşuna mı yoksa?" diye soruyor sık sık kendine. Hatta "Erkeklere harcadığım vakti ilime harcasaydım, mutfak aletleriyle atomu parçalamıştım," diyor. O bunları düşünüyor ama, akranları da bir erkek bulup ömür boyu sevilme telaşı içine giriyor. Bütün bu keşmekeş içinde henüz 23 yaşındayken yeraltı edebiyatı türünde bir de roman yazıyor. Romanını okutabilmek içinse dikkat çekmesi gerektiğini düşünüyor. Ve kadın-erkek ilişkilerini sorgulayan bir blog açıyor. Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği adlı blogun yazarı; Deniz Özturhan bugün 34 yaşında. Yıllar önce dikkat çekmek için açtığı blogda yer alan yazılarından oluşan bir kitap yayımladı. Hem kendi hikayesini hem de tüm genç, şehirli, 'okumuş' kadınların hikayesini anlatıyor. O, yıllardır genç kadınlara sesleniyor ve mizahi diliyle onları gülmekten kırıp geçiriyor. Tavsiyesi kısaca şöyle: "Bir erkeği eğitmek için ömür tüketeceğine, o vakti kendine ayır, özgürlüğüne saygı duyan bir erkeği hayatına ortak et." Beyaz atlı prensi araken başa gelenleri anlatan Özturhan'la hikayesini konuştuk.

ERKEKLER AMAÇ PEŞİNDE
"Beyaz atlı prens gelsin de bizi kurtarsın diyoruz. Biz kadınlar hayatımızı başkalarının ellerine bırakıyoruz. 'Erkek arkadaşım bana bir ilgi alanı, bir dünya görüşü sunsun,' diyoruz. Ben de yaptım bunu senelerce, hayatımı bunlara harcadım. Erkekler hayatlarının kadınını aramıyor. Hayatlarının başarısını arıyorlar. Onlar hedeflerine, koşarken biz de bunlara sahip adamlara koşuyoruz. Gerçekten seni besleyecek bir şeyse, erkek arkadaşının ilgi alanını sahiplenebilirsin. Ama Fenerbahçeli sevgiliyi, her gün Fenerbahçe formasıyla karşılamak olmamalı bu. Kadının hayatta gerçekleştirmek istediği bir amacı, zaman ayırdığı ve önceliği olan bir şeyler olması lazım."

ŞÜKRET, HELAL ET, DEVAM ET
"Kim Lan Bu Hayatımın Erkeği öğretisi sabittir. Kendi özgürlüğüne, varoluşuna sahip çıkacaksın. Mücadele edeceksin. 'Nil Gibi Değil Gibi' diye bir yazım var. Nil Karaibrahimgil çok şanslı. 'New York'ta tütü eteğimle koşuyordum, özgür kız olmayı o günlerde öğrendim,' diye. Benim içinse, 'Çakma deri montumla Haydarpaşa'ya koşuyorum, yolda Yazıcıoğlu'ndan çıkan CD'ciler önümü kesti, öyle özgür kız olduk.' Benim gibi olup da Nil'e kızanlara 'Haline şükret, helal et, devam et, diyerek yanıt veriyoruz."

BEŞİBİRYERDE İSTEYİN
"Birçok arkadaşım evlenmemeyi tercih etti. Ama toplum herkesin çift olmasını istiyor. Evlilik, hakkında kötü konuşmak istemem. Sağlıklı bir ilişkinin evlilikle sonuçlanmasında sorun yok elbette. Ama sırf evlenmek için evlenenlerde sorun var gibi geliyor bana. Tabii evlenip kurtulmak, birçok insanın tek çaresi olabiliyor ülkemizde. Onlar apayrı. Ama buradan genç kızlara tavsiyem: O tek taşlara aldanmasınlar. Anadolu'da kadına altın takılıyor. Neden? Kocasından ayrılırken bir güvencesi olsun diye. Şimdi o güzelim güvenceyi bile ucuzlaştırdılar. Pırlantayı alıyorsun, ama satamıyorsun. Tek taşınız değil, beşibiryerdeniz olsun."

KAPORTACI DA İSTEMEDİ
"Annelerimizin bizim için hayallerinde kurdukları bir dünya var. 'Yaşlanınca güvenebileceği biri yanında olsa, hiç fena olmaz,' diye düşünüyorlar. Ama annemde 'Kızım kocasının kölesi olsun,' tarzı yok. Şanslılardanız. Yine de annem de arada 'Doktoru, mühendisi geçtim, seni daha kaportacı bile istemedi,' diyor. 'Anneciğim sanayi sitesinde mi takılayım?' diyorum."

EĞLENİLECEK KADINIM
"Evlenmiş kadın, evlenmeye layık görülen kadın kabul ediliyor. Ama ben hep eğlenmeye layık görüldüm, Allah'ım gül gül ölüyoruz, nasıl bir eğlenmek... Evlenmeye vakit kalmadı gülmekten. (Gülüyor.) Bu, bir değer sistemi olarak kadınlara sunulduğu sürece, kadınlar da bunun peşinden koşacak. Ben 'Evde kalmış değilsiniz,' diyorum. Bununla mücadele etmek toplumun tüm bakış açısıyla mücadele etmek demek. Sorumluluğu taşımak da zor."

BARDAN GELEN BARA GİDER
"Bizde 'dating' (flört) müessesi yok. İyi kalpli birini bulacağımızdan emin olamıyoruz. Ya işyerinden biriyle tanışacaksın, o da çok akıllıca değil, ya çevrenden, internetten bulmaya ya da bardan adam bulmaya çalışacaksın, 'bardan gelen bara gider.' Oysa seni olduğun gibi kabullenen biriyle mutlu olabilirsin."