X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Reklam da yaparım haber de
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Reklam da yaparım haber de

  • Giriş Tarihi: 11.5.2013

'Dünyadaki en berbat 21 şey', 'En iyi 10 oyun konsolu'. İçeriği bu tür haberlerden oluşan BuzzFeed sitesinin gazetecilikte devrim yaptığını söyleyenler de var, zaman kaybı olduğunu savunanlar da. Reklamcılık ve haberciliği birleştiren BuzzFeed'de hiçbir şey alıştığımız gazeteciliğe benzemiyor

"Ofiste sıkılanlar cemaati." BuzzFeed'in kurucusu ve CEO'su Jonah Peretti, geçen ay Londra'da katıldığı bir konferansta sitesinin kullanıcı tabanını açıklarken kullandı bu ifadeyi. Kastettiği, bir iş gününü ofiste internette gezinerek, arkadaşları ve akrabalarıyla tuhaf haberler, nostaljik resimler ve şirin köpek fotoğrafları paylaşarak geçiren yüz milyonlarca insandı. Muhtemelen sizin de üyesi olduğunuz bu cemaat hem içerik sağlayan gazetecilerin hedef kitlesi haline geldi hem de reklam veren şirketlerin. BuzzFeed'in başarı formülü, bu ikisini birleştirmesinde gizli. Peretti, 30'lu yaşlarının sonunda bir müteşebbis. You- Tube, Twitter gibi sitelerin arzıendam etmesinden önce, insanların içerik paylaşmak için birbirlerine e-posta 'yönlendirdikleri' günlerde bir şirketin insan hakları siciline dair hikayesini adres defterindeki arkadaşlarına göndermiş. Arkadaşları da kendi arkadaşlarına. O diğer arkadaşlar da kendi arkadaşlarına... Anarşist medya dergisi Adbusters'a abone olan, internetin yapısıyla insanın özgürleşmesi arasındaki ilişkiler üzerine kafa patlatan Peretti'nin bu hamlesi sayesinde insan hakları bir anda dünya çapında yüz binlerce kişinin gündemine girmiş. Bir kitle gazetesinin manşetten patlattığı büyük bir haberden farklı olarak, kulaktan kulağa, bir posta kutusundan diğerine yayılan hikaye, yeni yüzyılda reklamcılık ve internet nasıl işler konusunda Peretti'nin gözlerini açmış. Sitesinin adındaki 'buzz' zaten tam da böyle bir fenomeni tarif ediyor: Aniden herkesi esir alan, birinden duyup bir başkasına anlattığımız bir hikayeyi. BuzzFeed'in işi herkesin konuştuğu hikayeleri tespit etmek. Bu işi, internette olup bitenleri inceleyen karmaşık bir algoritma kullanarak yapıyorlar. Herkesin neden bahsettiğini tespit edince onu hemen manşete çekiyorlar. Bahsi geçen hikaye, büyük medyanın daha geleneksel gündeminin aksine (önemli siyasi gelişmeler, felaketler gibi) çok niş bir konu da olabiliyor, en hüzünlü Ankara kedileri gibi kel alaka bir konu da.

40 milyon dolar gelir
İnternetin getirdiği rekabet gazete ve dergilere bol bol para kaybettirirken ve pek çok eski yayın tarihe karışırken yatırımcılar geçtiğimiz yıl Buzz- Feed'a 35 milyon dolar yatırdı. Aynı anda 40 büyük şirketle reklam kampanyası yürüten sitenin buradan aldığı yıllık gelir 40 milyon doları buluyor.

Paris'teki bir kafe gibi
Aynı zamanda Huffington Post'un kurucularından biri de olan Peretti bu eleştirilere entelektüellerin anlayacağı dilden bir yanıt vermeye gayret ediyor. "Bizi Paris'teki bir kafe gibi düşünün," diyor. Güneş altında bir sandalyeye kurulmuş, elinizde kalem, bir Jean-Paul Sartre kitabında yazanları idrak etmeye çalışıyorsunuz. Sonra yanınızda şirin mi şirin bir köpek beliriyor. Peretti'ye göre iki dakikanızı bu köpeği sevmeye ayırmak, Sartre'ı okuma deneyimizden bir şey götürmez. Kitaba ara verip yan masada oturan kızla iki muhabbet, biraz flört etmek de öyle. Hatta mesai isteyen, kafa patlatmanızı gerektiren asıl uğraşınıza daha keyifle odaklanmanızı bile sağlayabilir. BuzzFeed, Amerika'dan sonra geçen aylarda İngiltere edisyonunu da hayata geçirdi. Amerika'nın ciddi siyasi gazetecilik sitesi Politico'dan, Reuters ve Wall Street Journal'dan transfer ettikleri editörlerle uzun makalelere, analizlere, eski usul gazetecilik işlerine el atıyorlar şimdilerde. Hem yayılıyor BuzzFeed hem de derinleşiyor. Her şey ofiste sıkılanlar cemaati üyelerinin mutluluğu için.

Ne konuşuluyorsa o!
BuzzFeed'ciler, ellerinde editoryal sopalarıyla "Bu konu okunacak, oku!" diyen eski medya kurmaylarından çok farklı kafalardalar. Daha çok "Abi ya, çok tatlı bir hikaye duydum, sus da bi anlatayım," diyen sıra arkadaşınıza benziyorlar. Çarşamba günü öğle saatlerinde "Manşete ne koymuşlar?" diye bakmak üzere siteye girdiğimde BuzzFeed'i veciz bir biçimde özetleyen bir hikayeyle karşılaştım: 'Zero Dark Thirty ve Ordunun Sansürlediği Diğer Dokuz Film'. Birkaç saat içinde 50 bin kişinin okuduğu yazı, CIA'in filmin senaryosundan bazı sahneleri nasıl çıkarttığını özetleyerek başlıyor, Top Gun'dan Star Trek'e, resimleri ve ufak hikayeleriyle diğer sansür hikayelerini anlatarak devam ediyordu. Yazının sonuna geldiğimde bol resimli bir kitabın sayfalarını çevirmiş gibi hissettim kendimi. Buzz- Feed'in sattığı şey tam da bu deneyim zaten. Sıkmadan, yormadan, kafayı çok zorlamadan hoşça vakit geçirtme deneyimi. Üstelik herkesin konuştuğu mevzuyla ilgilendiğinizi bilme garantisiyle.

NEFRET EDENİ DE ÇOK
BuzzFeed'in içeriğini kısmen kullanıcılar, kısmen şirketin maaşlı editörleri, kısmen de büyük şirketlerin sosyal reklam uzmanları hazırlıyor. Siz de üye olup 'Yılmaz Erdoğan'ı Bize Sevdiren Dokuz Çok Güzel Hareket' gibi bir başlık yaratabilir, hikayeniz kulaktan kulağa yayılacak mı, yayılırsa ne hızda yayılacak, izlemeye koyulabilirsiniz. Şayet siteye düzenli reklam veren onlarca kuruluştan biriyseniz özel bir kapıdan içeri alınıyorsunuz. Hazırladığınız listelerin daha çok kişiye ulaşması için BuzzFeed elinden geleni yapıyor. Gazeteciler camiasında BuzzFeed'e uyuz olanlar çok. "En güzel Dalmaçya köpekleri sayfası hazırlamanın neresi habercilik oluyor?" diye soruyor ya da reklam sponsorlu içerikleri ağlamaklı gözlerle izleyip "İçerik-reklam ayrımına ne oldu?" diye isyan ediyorlar. Bu gazetecilere göre BuzzFeed, binlerce kelimelik denemelerin, kılı kırk yararak hazırlanmış araştırmaların yarattığı iyi gazetecilik geleneğini basitleştiriyor, katlediyor, iki kuruş karşılığında şirketlere sunuyor.