X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkler, ‘Yaparız’ diyor ve yapıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkler, ‘Yaparız’ diyor ve yapıyor

  • Giriş Tarihi: 11.5.2013

Dünyanın en saygın dergileri arasında haklı bir yeri olan Monocle'ın yaratıcısı Tyler Brule, İstanbul'da Cumartesi SABAH'ın sorularını yanıtladı

Dijital medyanın, global bilgi akışını yönettiği, hatta yazılı basın devlerinin bile hayatta kalma mücadelesi verdiği zamanımızda, altı yıl gibi kısa geçmişiyle Monocle dergisi günden güne saygınlığını ve okuyucu sayısını artırmakla kalmıyor, sektördeki gücünü de sağlamlaştırıyor. Monocle'ın kurucusu, dergicilik sektörünün değerli yayınlarından Wallpaper'ın yaratıcısı, aynı zamanda American Airlines gibi dev şirketlerin marka stratejilerini belirleyen Kanada asıllı gazeteci Tyler Brule, geçtiğimiz hafta Türk basını için önemli bir haber vermek üzere İstanbul'daydı. Monocle dergisinin okuyucularına sunduğu hayat tarzını yansıtan Monocle Shop ürünleri artık Beymen'de olacak. 16 Mayıs'a kadar sürecek bir kapsül koleksiyonu da satışa çıkartan Brule, günden güne artan Türk, Monocle okuyucuları için İstanbul'da ofis açacağını ilk kez SABAH'a açıkladı. Brule'ye yazılı basının geleceği ve Türkiye ile ilgili bizim göremediklerimizi sorduk.

- Kariyeriniz boyunca, medyaya her zaman yeni bakış açıları kattınız. Bugünün dünyasında neler dikkatinizi çekiyor?
- Bence medya pozitif bir durgunluk dönemine giriyor. Bloglar, sonra onların yerini alan Facebook, ardından onun baskınlığını bitiren Twitter gibi pek çok etken vardı. Bunlar bir doyum noktasına ulaştı. Bence artık pek çok medya kurumu, 'Bu mecralar bizim için doğru yerler mi?' sorusunu sormaya başladı. Özellikle bir geçmişi olan mecralar, yeni teknolojiyi takip etme telaşlarına, sosyal medyadan yeni okuyucular kazanma heveslerine son veriyor. Şimdi, 'Biz bu işi bir asırdır yapıyoruz. Her yeni gelene uyum sağlamaya çalışmak yerine, en iyi yaptığımızı devam ettirelim,' dedikleri dönem.

- Monocle'ın dijital dünyaya yakınlığını ne noktada tutuyorsunuz? Sizce bir noktada sadece dijital bir dergi olur musunuz?
- Kesinlikle sadece dijital olmayız; bu dünyada bir amiral gemiye ihtiyaç var ve bu elle tutulan bir şey olmak zorunda. Yazılı ve basılı medyanın, dijital dünyanın asla sahip olamayacağı bir ağırlığı var ve her zaman olacak. Tabii ki, bizim de web sitemiz, 24 saat yayın yapan radyomuz, bolca video içeriğimiz var. Bunlar da işimizin önemli bir bölümü ama benden asla 'Monocle'ı sadece dijitale koyuyorum' sözünü duymayacaksınız. Biz basılı olarak büyümeye devam ediyoruz.

- Monocle'ın genişleme stratejisi nedir?
- Biz okuyucu profilimizi genişletmek yerine, coğrafi olarak büyümeye, daha fazla ülkeye girmeye odaklanıyoruz. Amerika'da, Almanya, İngiltere'de çok okunuyoruz; ayrıca şu anda Endonezya, Tayland ve Türkiye gibi genişleyen ekonomilerle ilgileniyoruz. Bu yüzden eylül ayında İstanbul'da bir Monocle ofisi açıyoruz. Bu da bizi, İstanbul'da ofisi olan tek yabancı dergi yapacak.

STRATEJİK DAVRANANLAR HAYATTA KALIR
- Lokal gazetecileri işe alacak mısınız?
- Londra ofisimizde çalışan biri İzmirli, biri İstanbullu iki gazetecimiz var. Şu noktada belki sadece onları buraya transfer ederek başlarız işe. Gerisini henüz planlamadık.

- Siz basılı olarak büyürken, neden bazıları bunu yapamıyor?
- Bazı dergilerin sonunu dijital medya getiriyor, bu doğru. Çünkü onların stratejisi yok. Mesela, uluslararası dev markalardan Financial Times, Economist gibi dergiler neden fiziken bugün İstanbul'da değiller? Biz okuyucuyla farklı iletişim alanları kurguluyoruz ve şunun farkındayız: Editörün görevi, her konuya septik yaklaşmaktır. Bize sunulan her alana neden girelim? Buna dijital alanlar da dahil.

- Size göre, Türkiye'nin en ilginç yönü nedir?
- Bu ülkede ciddi bir iyimserlik var. Avrupa'nın pek çok bölgesinde, insanlar pek çok şeye önem vermez, önem verseler de tembeldirler ya da işi bitirmeyi engelleyen çok kural vardır. Türkiye'de 'yaparız' hissi çok etkileyici. Türkler 'Yaparız!' diyor ve yapıyor.

- Sizi haber konusunda en çok neler heyecanlandırıyor? - Ben şehirlerle, şehirlerin kendilerini yeniden tanımlamalarıyla ilgileniyorum. Londra'nın çekiciliğini arttırmak için neler yaptığıyla, İstanbul'un bu kadar eski bir şehir olup, böyle bir büyüme yükünü kaldırıp, kaldıramayacağıyla ilgileniyorum. Ayrıca küçük işletmeler konusu da beni çok heyecanlandırıyor. Ulaşım, dünyanın farklı yerlerine alternatif seyahatler, sürdürülebilirlik konularıyla da ilgileniyoruz.

- Monocle ile Tyler Brule arasında organik bir bağ var. Derginize sizin ilginizi çekmeyen, ama başkasını ilgilendirebilecek konuları da koyar mısınız?
- Hayır, koymam. Yoksa derginin editörü olmamın ne anlamı var?

HABERİ PARASIZ VERENİ HAPSE ATMALILAR
- Geleneksel gazetecilik yapan son figürlerden birisiniz, sizce bu anlamda gazetecilik de bitecek mi?
- Evet, bizim gibi iş yapan çok insan kalmadı ama bu, gazeteciliğin soyu tükeniyor anlamına da gelmiyor. Etrafta her zaman yeni çıkan bir araba ya da yaşayacak yeni 'cool' mahalle olacak ama klasikler her zaman klasik kalacak. Bence etrafta bolca olan, altı boş dijital mecra ve onların yazarları zaman içinde süpürülecek ve yakında tekrar gazetecilerin dönemi başlayacak.

- Gazetecileri tehtid eden sadece dijital medya değil, bu işi ucuzlatan 'tabloid' basının günden güne güçlenmesi de var.
- Bu durum medya patronlarının salaklığı yüzünden ortaya çıkıyor. Haberi bedava dağıtan birinin salak olduğu için hapse atılması gerek bence.

- Önümüzdeki 10 sene içinde öne çıkacak konuları tahmin etmenizi istesek.
- Sokaktakiler gibi ben de bunun kesin cevabını veremem. Ama bence değişmeyecek konular okuyucuya sürükleyici hikayeler sunabilmek, artık 'yeni' kalmasa da, hikayeleri hiç kurgulanmamış şekillerde verebilmek önemli olacak. Büyük medya devleri, herkesin yorum yapmasını beklemek yerine en iyi içeriği sağlamaya odaklanacak.

- Yani interaktif yayıncılığa da inanmıyorsunuz. Öyle mi?
- İnsanlar mağaralarda yaşarken de sohbet ediyorlardı. Bugün de konuşmak isteyenler kendi aralarında konuşabilir. Gazete ve dergilerin, insanların konuşmalarını sayfalarına taşıması yanlış. Bu okuyucu için de yorucu, neden her şeye yorum yapmaya çalışsınlar?

HENÜZ TÜRKİYE'Yİ YANSITAN MARKA YARATAMADINIZ
- Global aynı zamanda lokal anlamına gelen 'glocal'lik sizce İstanbul'da gelişti mi?
- Bence 'glocal'lik, geçmiş mirası, kültür birikimi gibi konularda lokal olarak kalmayı başarırken bir taraftan da bunu global dünyaya pazarlamak anlamına geliyor. İstanbul'a gelen insanlar, dünyanın her yerinde bulabilecekleri lüks ürünleri almak için gelmiyor. İnsanlar, Türkiye deneyimi yaşamak için İstanbul'a geliyorlar.

- Sizce gelenlere bunu yaşatabiliyor muyuz?
- Türkler son yıllarda global markalara takıntılı yaşıyor. Sizler için değerli olsa da, Louis Vuitton veya H&M gibi markalar, Türkiye'ye gelenlere satış yapmak için doğru kanallar değil. Türkiye'ye gelenler, içinde Türklük unsuru olan ürünlerin peşinde. Bence Türkiye'yi yansıtabilen global markalar yaratmayı başarabilmek, sizin için hem en büyük zorluklardan biri, ama aynı zamanda pazarda açık olan büyük bir fırsat.

- Böyle markalara rastladınız mı Türkiye'de?
- Benim perakendeye ayıracak fırsatım olmadı, ama takımım uzun zamandır İstanbul'u izliyor, henüz anlattığım gibi bir markaya rastlamadılar.

- Monocle Mağazası için pek çok tasarımcı ile işbirliği yapıyorsunuz, Türk tasarımlarının da böyle bir şansı olabilir mi?
- Neden olmasın. Dediğim gibi henüz aradığımız gibi bir marka karşımıza çıkmadı, ama çıkarsa birlikte çalışmak isteriz.

BİRLİKTELİĞİN DEVAMI VAR
Beymen Genel Müdürü Elif Çapçı:
Beymen müşterilerini her zaman uluslararası mecrada gündemde olan moda markalarıyla buluşturuyor. Monocle, global bir bakış açısı ile iş dünyası, kültür, tasarım ve moda alanlarında uluslarası gündemi çok iyi yakalayan bir yayın ve paralel olarak geliştirilmiş ürün ve hizmetler sunan bir marka. Beymen olarak Monocle ile olan işbirliğimiz 'gündemde olan'ı müşterilemiz ile buluşturma stratejimizin bir parçası. Bu birlikteliğin devamını heyecanla bekliyoruz.