X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türk kadınının yatakta özgüveni yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türk kadınının yatakta özgüveni yok

  • Giriş Tarihi: 25.5.2013

Cumartesi SABAH yazarı, ilişki koçu Seda Diker: "Bugüne kadar kadınlardan 10 binin üzerinde 'ilişki hikayesi' dinledim. Son zamanlarda ilahi teslimiyetle ilgilenenler ve erkekler de bana geliyor. Bu durum, beni ve çalışmalarımı da başka bir boyuta taşıdı," diyor. Diker, yeni kitabında ise Türk kadınının cinselliğini masaya yatıracak

Seda Diker, altı yıl önce ABD'den Türkiye'ye kesin dönüş yapmış. Orada uzmanlaştığı ilişki koçluğunu İstanbul'da yapan ama Anadolu'nun pek çok yerinden de danışanları olan ünlü bir isim. Aynı zamanda yazar. Aslında Giden Erkek Yoktur ve Aslında Ayrılık Yoktur kitaplarıyla büyük ilgi gördü. Ayrıca her hafta Cumartesi SABAH ekinde kadın-erkek ilişkisi üzerine yazıyor. Diker, bugüne kadar yüzlerce kadın danışanının olduğunu, Aslında Giden Erkek Yoktur kitabından sonra erkek danışanlarının da hızla arttığını ve bugüne kadar 10 binin üzerinde ilişkinin hikayesini dinlediğini söylüyor. Tüm bu tecrübe, onu da ruhsal olarak farklı bir boyuta taşımış. Yaşanmışlık, yaratıcıya teslimiyeti beraberinde getirmiş. "Son bir yıldır tekamül ettiğimi hissediyorum," diyor Diker. Böyle olunca, beklentisi bu yönde olan danışanlar da gelmeye başlamış kendisine. Bir yandan da cinsel enerji üzerine odaklanmış Diker: "Cinsel enerji aslında yaşam enerjisinin ta kendisi. Ve tekamül etmek, o enerjiyi doğru kullanmayı da beraberinde getiriyor ve çiftler birbirine kenetleniyor," diyor.

İNSANIN EN DERİN KÖK KORKUSU ÖLÜM

- 'Ruhsal olarak değiştim,' diyorsunuz Seda Hanım. Biraz açar mısınız?
- Dinlediğim 10 binin üzerinde hikaye ve son dönemde sayısı artan erkek danışanlarımı da tanıdıkça ben de geliştim, 40 yaşının üzerinde bir kadın olarak. Son bir, bir buçuk yıldır tekamül ettiğimi hissediyorum. Bu müthiş bir şey. Ben değiştikçe, danışanlarım da o yönde çeşitlenmeye başladı. İki yöne doğru gittik. Biri, ruhsal teslimiyet.
- Nedir ruhsal teslimiyet?
- Bir insanın en derin kök korkuları, ölüm ve yaşam korkusudur: 'Hayatta her şey güzel giderken bir anda kötüye gidebilir. Öyleyse ben güvende değilim.' Bu, hayata güvensizlik demek. Hayatın ona şefkatli, güzel, cömert davranacağına dair inançsızlık demek. En kökte ise en inançlı görünen kişinin bile bilinçaltında yaratıcıya dair güvensizliği var. Yaratıcıya teslim olamıyor. Tamamen yaratıcıya teslim olmak ayrı bir işlem, tekamül. Ve ben hayatımda ilk defa kendim teslim oldum.
- Yeni mi?
- Evet, son bir yıldır. Ve Aslında Ayrılık Yoktur kitabı da böyle çıktı. Ve teslimiyetle beraber çok büyük mucizeler keşfettim.


ZİHİN, EGOYU DEVREYE SOKUYOR

- Mesela?
- Mesela tehlikeli bir ortamdayım. Ama ben burada altıncı hissimle kalbime güveniyorum, zihnime değil. Zihnim pek çok şey söylüyor çünkü. Zihin egoyu devreye sokar. 'Ben ezik miyim, enayi miyim?' der. Ya da 'Ben değersizim, hak etmiyorum,' der. Ya da 'Ya kaybedersem,' diye korkup taviz verir. Ama bunları yapmadığımda, bir teslimiyet içine girerim. Ama sınırımı çiziyorum tabii, altıncı hissim bir sınır söylüyor bana. Sınır çizmezseniz zarar görürsünüz. Ve o teslimiyet içine girdiğinizde, mucizevi bir şekilde korunuyorsunuz. Görmeniz gereken, kafanızda netleştiremediğiniz her ne varsa, evren size bir koridor açıyor ve o bilgiyi sunuyor. Olmadık bir yerden. Aydınlanıyorsunuz bir anda.
- Zihnimiz niye böyle konuşuyor peki?
- Zihnimin sesini konuşturan şey, korkularım. O korkuları topraklamak gerekiyor. Korkmadan yürüdüğümde, bana her türlü mucize verildi. Doğru insanlar geldi hayatıma, diğerleri değiştiler tek tek. Ve ben zarar görmeden, tereyağından kıl çeker gibi alındım o ortamlardan.
- Danışanlarınıza ne vaat ediyorsunuz bu anlamda?
- İşte bunu arzu eden kadınlarla tekamül için çalışıyoruz. Arzu edenlere ben kendi yolumu gösteriyorum. Bilgimi, tecrübelerimi aktarıyorum ve egzersizler yaptırıyorum. Her kesimden de insan geliyor.