X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Vampirlerin şehirli ve müzikli halleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Vampirlerin şehirli ve müzikli halleri

  • Giriş Tarihi: 25.5.2013

Son yılların en başarılı indie rock grubu Vampire Weekend şahane bir albümle geri döndü. Modern Vampires of the City, hem grubun şehri New York'a hem de din ve inanç meselelerine adanmış bir çalışma

Bir Vampire Weekend şarkısı dinlemek, içine egzotik bir meyvenin gömülü olduğu bir dondurma yemeye benziyor biraz. İlk başta tanıdık, tatlı, ferahlatıcı bir şey yediğinizi idrak edip keyifleniyor, sonra dondurmanın içindeki egzotik meyveye ulaşınca "Bu da neymiş?" diye meraklanıyorsunuz. Vampire Weekend'in 2008 ve 2010 tarihli ilk iki albümünde hipnotize edici notalar, Afrika ritimleri ve reggae etkileşimli parçalar dinledik. Bunlar entelektüel meseleler ve 'Oxford virgülü' gibi dilbilgisi konularıyla iç içe geçmiş, bu tuhaf karışım, önce bir grup üniversite öğrencisinin, sonra plak şirketlerinin, müzik dergilerinin, ardından da yüz binlerce dinleyicinin çok hoşuna gitmişti. Grubun geçen hafta çıkan yeni albümü Modern Vampires of the City ise eskisine oranla daha olgun, daha derin bir yönelime işaret ediyor.

DUYURUSUNU KAYIP İLANIYLA YAPTILAR
Şehrin 1960'larda çekilmiş gizemli, sislerle kaplı bir resminin yer aldığı kapak fotoğrafı, bize bunun bir New York albümü olacağını haber veriyor daha en başta. Gerçekten de New York Times gazetesinden Hudson nehrine, Amerikan dolarından üniversite kampusünde komünist metinler antolojisi okuyan kız hikayesine New York farklı çehreleriyle Modern Vampires'ın merkezinde duruyor. 2011'de Brooklyn'deki stüdyolarında başladıkları kayıtların nihayete erdiğini, bu yılın şubat ayında Twitter hesaplarından bir duyuru yaparak iletmişler hayranlarına. New York Times'ın kayıp ilanlar sayfasına bakmaları talimatını alan dinleyiciler, gazetede yüzlerce tek satırlık ilan arasında "Modern Vampires 7 Mayıs 2013'te çıkıyor," cümlesini görünce, grubun sıradışı tanıtım yöntemlerinin bir örneğiyle de karşılaşmış. VW'nin 29 yaşındaki lideri Ezra Koenig, albümün üçlemenin son parçası olduğunu ve bu sefer çok daha karanlık besteler hazırladıklarını söylüyor. Gerçekten de ilk şarkı Obvious Bicycle'dan itibaren VW'nin tipik 'neşeli' sound'unun üzerine bir kasvet bulutunun çöktüğünü hissedebiliyorsunuz. "Tıraş olmaya ne lüzum var, 20 yıldır sana hakikati anlatan çıkmamış, yaşasan ne yazar yaşamasan ne yazar," diyen sözlerin kurduğu arayış teması, sonraki şarkılarda inanmakinanmamak, şehirde hayaller görmek ve hatta ABD'nin dinle ilişkisi gibi konulara dek uzanıyor. İlk albümleri yayımlandığında Afrikalıların ritimlerini aşıran, New Yorklu elit gençlere neşeli müzikler yapan zengin beyaz çocuklar olmakla suçlanan Vampire Weekend, beş yılda epey yol almış görünüyor. Albümün sonundaki Hudson ve Young Lion şarkılarına ulaşınca daha olgun, yanılsamalarından kurtulmuş bir grupla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Columbia'dan İngiliz Edebiyatı alanında mezun olan Koenig'in ismini, vampirlerin ABD'ye saldırısını engellemeye çalışan bir adamın hikayesinden hareketle koyduğu Vampire Weekend'in albüm için hazırlattığı klipleri, YouTube'dan izlemenizi öneririz. Brooklyn'deki binaların çatılarında şampanya patlatan kadınlı erkekli gruplardan şehrin silüetinin önünde şiirsel alevler çıkararak yanan arabalara, berber dükkanlarından köprülere, siyah-beyaz New York manzaralarına bu klipler pek çok benzersiz an içeriyor. Üstelik bu yılın en çok konuşulan albümlerinden olması beklenen Modern Vampires of the City'ye iyi bir giriş yapmanızı da sağlıyorlar. Netice itibariyle VW, dondurmanın içine acı bir tat gizlemiş bu defa.