Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır

Osmanlı saray mutfağından eksik olmayan yoğurdu Sultan Süleyman, Fransız kralına ilaç olarak yolladı. Günümüzde Batılılar da yoğurdu tuzlu yemeyi keşfediyor

Yoğurt eskiden Türklerin yiyeceği iken, bugün bütün dünyada tüketiliyor. Türkler tarafından keşfedildiği için, dünyada farklı şekillerde yazılsa da, Türkçe adıyla anılır. Sütün koyu bir kıvam almasıyla ortaya çıkan yoğurt, yoğurmak ya da yoğun kökünden türemiş bir kelimedir. Türklerle temasa geçen toplumlar, geç de olsa yoğurt tüketmeye başlamışlar. 1800'ler Avrupası'nda, meyve ya da şekerli besinlerle tatlandırılan yoğurtların tüketimi başlamış. 10 yıl önce, gastronomi okumak için Lyon'a gittiğimde, yoğurdu onlar gibi şekerli değil de tuzlu yemeklerin yanında yemem, Fransızlara ve başka ülkelerden birçok insana çok 'lezzetsizzevksiz' gelmişti. Yaklaşık beş-altı yıl önce, üç Michelin yıldızlı Pascal Barbot'yla, moleküler gastronomi konusunda çığır açan kimyager Herve This'in beraber çalıştıkları bir mutfağa girme şansım oldu. Bu ikili, "Ne yapsak da Fransızlara yoğurdu şekersiz yedirsek?" sorusuna cevap arıyordu. Sonunda, büyük bir kitleye hitap etmek için, balık ve beyaz et yanında servis etmek üzere körili yoğurt sosları hazırlamaya karar verdiler. O zamanlar, Paris'teki üç Michelin yıldızlı restoranında, Barbot mükemmel bir yoğurt çorbası servis etmeye başladı. Çok kızarmış ekmek dilimlerini, su, yoğurt ve hardalla mikserden geçirerek mükemmel bir ılık çorba elde ediyordu. Masalarımızdan eksik etmediğimiz yoğurdun ilk defa nasıl yapıldığına dair kesin bir bilgi bulunmuyor. Bir rivayete göre, göçebe olarak yaşamlarını sürdüren atalarımızın yoğurt yapımında kullandığı doğal mayalar, karınca yumurtasıydı. Taze karınca yumurtalarını ezmişler ve ısıtılan sütün altına koymuşlar. Böylece süt karınca yumurtalarında bulunan kimyasal maddelerle mayalanarak yoğurt haline gelmiş. Başka bir rivayete göre, sütün yoğurt olarak mayalanması Hz. İbrahim'e melekler tarafından öğretilmiş. Bu sır, uzun süre babadan oğula geçmiş. Yoğurdun keşfiyle ilgili birçok hikaye bulunmakla birlikte, bence akla en yatkın olanı Orta Asya'da göçebe bir yaşam süren, hayvancılıkla uğraşan atalarımız tarafından keşfedilmiş olması. Büyük olasılıkla süt, doğal çevreden etkilenerek kendiliğinden katılaşmıştır. Aztek'ler, karınca yumurtasını çok tüketirlerdi. Bu gelenek, günümüz Meksikası'nda hâlâ devam ediyor. Ben, atalarımız karınca yumurtası kullanmış olsalardı, bu gelenek onlardan bize aktarılırdı diye düşünüyorum. Türklerin hayvancılıkla geçinen bir toplum olmaları nedeniyle, sütü yoğurda dönüştürebilmeleri kadar doğal bir şey olamaz. Orta Asya kavimlerinin batı uzantısı olan İskitlerin yoğurt yaptığını Hipokrat (M.Ö. 460-370) da eserlerinde belirtmiştir.

UYGUR METİNLERİNDE DE VAR
Uygur Türklerinin temel besin maddelerinden biri yoğurttu. Budist inançlarına göre, tanrılara yoğurt ve sütten yapılmış yiyecekler sunuyorlardı. Taklamakan Çölü'nün kuzeydoğusuna düşen, Karahoca civarında bulunan, 8. yy'dan kalma Uygur metinlerinde, yoğurt ve yoğrut ifadeleri geçmektedir. Kaşgarlı Mahmut tarafından 11. yy.'da yazılan Divan-ı Lügatit Türk ve Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı eserlerinde yoğurt kelimesine rastlanır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde saray mutfağının vazgeçilmezi olan yoğurt, 16. yy'da Kanuni Sultan Süleyman tarafından, Fransa krallarından 1. François'ya ilaç olarak gönderildi. Kral, mide ve bağırsak rahatsızlıklarından şikayetçiydi, kullandığı ilaçlar işe yaramıyordu. Kralın annesinin isteği üzerine Kanuni, Yahudi bir doktoru Paris'e gönderdi. Osmanlı hekimi büyük bir gizlilik içinde sağdığı sütten yoğurt yaparak işe başladı ve mucizevi ilacı hazırladı. Bu tedaviyle iyileşen 1. François, yoğurda 'Ebedi hayatın sütü' ismini vermiştir. Ayranı ise MS 500'lerde Göktürklerin, ekşiyen süte su ilave etmeleri sonucu ortaya çıkardıkları iddia ediliyor.

Beş adımda mükemmel ayran nasıl yapılır?
İki su bardağı kaymaksız yoğurdu derin bir kapta çatal veya mikserle iyice karıştırın. Bir su bardağı sütü, yavaşça ekleyerek yoğurda yedirin. Ayranın köpüklü olabilmesi için karıştırma işlemi sırasında içine hava almasına özen gösterin. Son olarak bir-bir buçuk su bardağı suyu azar azar ekleyin. Su eklerken ayranın tadına bakın. Sevdiğiniz kıvamı yakaladığınızda tuz ekleyin.

Suçluluk hissetmeden yiyebileceğiniz bir tatlı:
Güllü yoğurt soslu, karamelize kayısı ve şeftali

Malzemeler:
1 su bardağı süzme yoğurt
2 yemek kaşığı gül reçeli
2 şeftali
4 kayısı
1 yemek kaşığı gül suyu
1 avuç fındık
Yoğurdu, gül reçeli ve gül suyuyla çırpın. Buzdolabında saklayın. Fındıkları, sıcak tavada kavurun. Kayısıların ve şeftalilerin çekirdeklerini çıkarıp, isteğinize göre ikiye ya da dörde bölün. Yapışmaz yüzeyli bir tavada her bir yüzünü, yüksek ısıda mühürleyin. Eğer tereyağını seviyorsanız, sotelemeden önce bir tatlı kaşığı tereyağı ve bir çay kaşığı şeker ekleyip eritebilirsiniz. Sotelenip renklenen meyveleri bir tabağa alın, fındıkları ekleyin. Sosu meyvelerin üstüne döküp servis edebilirsiniz. Daha hoş bir görüntü için, yoğurtlu sosu ayrı bir kapta da servis edip, meyveleri bandıra bandıra tadabilirsiniz. Gülgiller ailesinden gelen şeftali ve gül birbirlerine çok yakışıyor. Ama eğer gül reçelini sevmiyorsanız, bu tarifte bal, agave şurubu ya da pudra şekeri kullanarak yoğurdu tatlandırabilirsiniz.
ARKADAŞINA GÖNDER
Her yiğidin yoğurt yiyişi farklıdır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz