X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İstanbul'da sabahlar olmuyor!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İstanbul'da sabahlar olmuyor!

  • Giriş Tarihi: 1.6.2013

Bahçeşehir Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre son 10 yılda Türkiye'nin eğlence dünyasında çok şey değişti. Araştırma sonuçlarına göre eğlence hayatı birbirine uzak kesimleri kaynaştırıyor

Türkiye'de kim nasıl eğleniyor, trendleri kim belirliyor? Son10 yılda eğlence sektöründe ne değişti? Bu ve buna benzer sorulara yanıt aramak üzere KüçükÇiftlik Park'ı da bünyesinde barındıran URU Group ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle yapılan Türkiye Kültür, Sanat Trendleri Araştırması tamamlandı. Altı ayda tamamlanan araştırmayı yürüten grubun yöneticilerinden Volkan Aytar: "Sektörün önde gelenleri, sivil toplum kuruluşları, organizasyon şirketleri ve meslek örgütleriyle derinlemesine görüşmeler yaptık. Gördük ki eğlence toplumun farklı kesimlerinin birbirlerine daha hoşgörülü yaklaşmasını sağlıyor. Bir toplumsal mutabakat oluşuyor." Araştırma sonuçları gerçekten ilginç. Örneğin bilinenin aksine muhafazakar kesim artık daha çok dışarıya çıkıyor, yani eğlence faaliyetleri farklı sosyokültürel yapılardan gelenleri kutuplaştırmıyor bilakis kaynaştırıyor. Değişen kent nüfusu, kendine uygun marjinal sayılabilecek mekanlarda buluşuyor. Araştırma sonuçlarından görülüyor ki aslında herkes kendi meşrebince az ya da çok eğlenceye vakit ve para ayırıyor.

İSTANBUL'UN EĞLENCE MERKEZLERİ
Galata-Karaköy-Tünel: Bu üçgen bir eğlence merkezi olarak ön plana çıkıyor. Son dönemde Karaköy'de açılan ilginç, inovatif ve çekici mekanlar dikkat çekiyor.
Galataport-Salıpazarı projesinin ilerlemesiyle, Karaköy-Kabataş hattına kadar bu eğilimin yayılması beklenebilir. Hatta bu nedenle, Dolmabahçe- Maçka hattının Nişantaşı- Teşvikiye'de tarihsel olarak zaten güçlü olan eğlence odağına bağlanacağını da öngörmek çok zor değil.
Anadolu yakası: Bu yakada eğlencenin adresi Kadıköy Çarşı ile Bağdat Caddesi.
Beyoğlu: Her zamanki önemini koruyor ve Talimhane projesinden sonra Tarlabaşı projesi de Beyoğlu'nu daha genişletecek gibi görünüyor.
Boğaz: İki köprü arasında kalan Boğaz'ın iki yakasındaki bölümün de şimdikinden daha çok ön plana çıkması çok muhtemel.
Bakırköy-Florya: Bu bölgenin de daha genişleyip yayılması mümkün görünüyor.
Gaziosmanpaşa: Bu ilçe sosyoekonomik benzerlerinde çok ilginç ve yerel mekanlar açılıyor. Lise gençliğine yönelik ve gündüzleri akşama dek açık dans kulüpleri, türkü barlar gibi oluşumları sık görüyoruz bu semtlerde.
Nargile kafeler ise hemen her semtte mevcut ve alkol kullanmayan daha muhafazakar müşteriye önemli sosyalleşme, eğlenme imkânları sunuyor.

HANGİ KENT NASIL EĞLENİYOR?
Bu araştırma İstanbul dışında, Ankara, İzmir ve Çeşme, Eskişehir ve Bodrum'da da yürütüldü.

ANKARA: GENÇLER YÖNLENDİRİYOR
Başkentin kültür - sanat hayatını 18-25 yaş arası gençler yönlendiriyor. Ankara eğlence hayatının belirleyen bir diğer yaş grubu ise 25-40 arasında olanlar. Fakat ikinci grubun sayısı her geçen gün biraz daha azalıyor.

İZMİR: BELİRLİ GÜNLERDE HAREKETLİ
Araştırma İzmir'de Konak (Alsancak), Bornova (Küçük Park), Bayraklı ve Çeşme (Alaçatı) bölgelerinde yürütüldü. İzmir'in eğlence haritası şöyle: En çok bar Alsancak'ta yer alıyor. Bu barlarda haftanın belirli günleri düşük kapasiteli konserler düzenleniyor. Araştırma sonucu ortaya çıktı ki İstanbul ve İzmir farklı eğleniyor. En büyük fark şu: İstanbul haftanın her günü eğlenirken, İzmir belirli günlerde eğleniyor. Alsancak ve Küçük Park'ta yer alan mekanların çoğu sadece belli günler açık. Bayraklı'da yer alan İzmir Arena da benzer şekilde sadece konser var ise aktif kullanımda. Yaz sezonunda ise Küçük Park'taki konser mekanları kapalı. Çeşme Alaçatı ise sadece yaz sezonu aktif.

ESKİŞEHİR: ÖĞRENCİLER VE EŞRAF EĞLENİYOR
Bir üniversite şehri olan Eskişehir'de de sosyal hayatı ve eğlence kültürünü temelde öğrencilerin beğenileri ve tüketim kapasiteleri ile belirliyor. Ancak Türkçe pop, fantezi ve alaturka müzik gibi ana akım zevklere sahip olan kentin para sahibi eşrafı ve akademisyenler ve beyaz yakalılar da kentin eğlence eğilimlerini etkiliyor. Dolayısıyla Eskişehir'in eğlence hayatı çok yönlü. Kentte her yıl blues Festivali düzenleniyor. Eskişehir halkı Türkçe pop, arabesk, yabancı ve yerli alternatif rock, heavy metal, jazz, blues ve reggae gibi birbirinden çok farklı türlerde performanslara ilgi gösteriyor. Ancak kentte türkü barlar dışında jazz, metal veya reggae gibi alanlarda niş mekanlar bulunmuyor. Bu tarz niş mekanların kentin sosyo-ekonomik olarak daha fazla gelişmesi ile (hızlı trenle İstanbul'a bağlanması, özel üniversitelerin açılması gibi) mümkün olabileceği öngörülüyor.

BODRUM: SEKTÖR SÜREKLİ BÜYÜYOR
Bodrum ve Göltürkbükü eğlence anlamında yine çok gözde. İşletmeler memnun. Mevsimsel ve kısmi dalgalanmaların dışında, sektörün varlığını daha da büyüyerek devam ettirmesi bekleniyor. Kişisel ilişkiler önemli. Müesseselerin marka değeri var. Bunun yanı sıra müesseselerin başındaki kişilerin de bir marka değeri oluşmuş.

TÜRKİYE GENELİ
'Hızlı ve çok para kazanmak' ve 'kalıcı olmak' diğer kentlerde faaliyet gösteren işletmelerin yaşadığı ortak ikilem. Amaç olarak bunlardan ilkini benimsemiş olanlar, müşteri kitlesinin isteklerini ve tercihlerini en ön planda tutuyor, değişime ayak uydurmak üzerinden strateji geliştiriyorlar.

HERKES KENDİNE GÖRE EĞLENİYOR
Jet-set: Üst gelir grubunda yer alan, bazıları magazin programlarına konu olan 'celebrity' statüsündeki kişiler.
Alafrangalar: Üst gelir grubundan, ancak bu grubun daha ortalarında yer alan, iş dünyası mensupları. Bu grubu alafranga diye tarif etmek mümkün. Batılı eğlence tarzlarını izliyorlar ve küresel tatlara açıklar.
Alaturkalar: Yine üst gelir grubundan olan kişiler. Daha yerel-geleneksel denebilecek eğlence tercihlerine sahipler.
Üst-orta sınıf: Finans-bankacılık gibi sektörlerde ya da medya, reklamcılık, sanat gibi yaratıcı endüstrilerde çalışıyorlar. Bu kişiler de küresel tatlara açık ve eğlence trendleri belirlemede oldukça etkililer.
Bohem - burjuvalar: Orta sınıfta bulunuyorlar, gelir düzeyleri daha düşük. Fakat, 'bohem-burjuva' tabir edilen yaşam tarzlarıyla eğlence trendlerini belirlemede etkili bir grup. 'Kentli-burjuva' tarzlara sahipler ama daha eleştirel bir tavır alarak 'bohem' bir duruşları var.
Gençler: Dünyada olduğu gibi Türkiye'de gençlik kategorisi genişledi. Hem öğrenci gençlik hem de çalışma hayatına erken katılanlar, genç kategorisini genişletti ve çeşitlendirdi. Vakıf üniversitelerinin artmasıyla da harcama kapasitesi daha yüksek olan bir kesim eğlence hayatına katıldı.
Muhafazakarlar: Eskiden varlıkları çok bilinmiyordu ya da görmezden geliniyordu. İslami duyarlılıkları yüksek, ama artık dünyeviliğe (sekülerliğe) daha açık, tüketimden kaçmayan ve modern yaşam tarzlarına yaklaşan bu gruplar artık daha çok eğlence hayatında yer alıyor.
Etnik-dinsel gruplar: Kendi eğlence tarzlarını yaratıyorlar. Örneğin Kürtler ve Aleviler.

TÜM DÜNYA BİRİCİK OLMAK İSTİYOR
Popüler ve ana akım tarzlarla birlikte, farklı yaşam tarzlarına ve müzik tercihlerine yönelik alternatifler artıyor. İnsanlar kendilerini daha özel ve biricik hissettikleri mekanlara yöneliyorlar.
Dünyada insanlar temalar üzerinden kurulan özel deneyimleri paylaşmak istiyor. Aynı zamanda, farklı kültürleri bir araya getiren, daha küresel ve kozmopolit denebilecek tarzlar ön plana çıkıyor.
İnsanlar sanal dünyada haberleşseler bile, eğlenmek için hâlâ gerçek mekan ve insanlara ihtiyaç duyuyorlar. Ama eğlence mekanları da o sanallığı, farklı deneyim hissiyatını ve interaktiviteyi vermeye çalıştıkları oranda başarılı oluyor.

İSTANBUL ABARTIYOR
İstanbul dünya trendlerini izlemekte çok başarılı. Hem küresel trendleri çok başarılı bir şekilde izliyor hem de Türkiye ve İstanbul yerelliği ile çok ilginç ve melez tarzlarda harmanlıyor. Bu anlamda kendine has bir eğlence modeli var. Ancak belirtilmesi gereken önemli bir nokta, küresel trendleri çok hızlı izleyen İstanbul'da yeni olanın belki de gereğinden çok abartılması ama bunlardan da çok çabuk sıkılması. Yeni olana çok büyük bir açlığımız var, ama bunları çok hızlı tüketiyoruz ve yine çok hızlı bir şekilde bunlardan vazgeçebiliyoruz. Bu da kalıcı olunmayı zorlaştırıyor.

KUTUPLAŞMA DEĞİL, KAYNAŞMA VAR
Araştırma son 10 yılda eğlence için dışarıya çıkanların profilinin değiştiğini gösteriyor. Sosyoekonomik konum, gelir düzeyi, statü, etnik-dinsel-yaşam tarzı farkları ile tüketici grupları giderek daha çok çeşitlendi. Farklı arka planlara sahip insanlar, eğlence mekanlarında daha çok bir araya gelmeye başladı. Bu anlamıyla eskiden kutuplaşma varken şimdi sosyal kaynaşma daha çok gözlemlenebiliyor.
Ekonomik farklar, önemli bir ayrım noktası olmaya devam ediyor. Bilet fiyatları, giriş ücretleri ya da eğlence mekanlarının kapısındaki güvenlik görevlilerinin 'seçici' tavrı kimi grupları dışarıda bırakabiliyor.
Kadınların, gençlerin ve muhafazakarların daha sık ve daha çok özgüvenle eğlence hayatına girmeleri de en önemli dönüşümler arasında sayılıyor.

KÜRESEL STANDARTLAR BENİMSENDİ
Türkiye'de alkol satışı 24, eğlence mekanına girme yaşı ise 18. Eğlence sektörü işletmecileri, dünyada da uygulanan kimi standartların gelmesine doğrudan tepkili değil. Bilhassa AB uyum sürecinde benimsenen kimi değişiklikler zaten Avrupa ülkelerinde uygulanmaktaydı. Bu anlamda küresel kuralların uygulanması yararlı da olabiliyor. Örneğin daha önce kapalı mekânlarda sigara dumanı nedeniyle bulunmak istemeyen gruplar, gece hayatına daha çok çıkıyor artık. Gürültü kirliliği düzenlemesi de olumlu karşılanıyor. Güvenli ortamlarda bulunulması kadınları da daha çok dışarı çıkmaya teşvik ediyor. Ancak alkole dair düzenlemeler, AB ve küresel standartların çok seçici ve katı uygulanmasıyla hayata geçiyor. Bilhassa 24 yaş kuralının çok katı olduğu ve dünyada benzeri olmadığı söylenmeli. Genelde alkole karşı önyargılı bir tavrın geliştiği ve bunun da eğlence sektörüne katılımı düşürdüğü net olarak ortaya çıkıyor.