X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yalnız kalmaktan korkmayın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yalnız kalmaktan korkmayın

  • Giriş Tarihi: 15.6.2013

Kadınlar ayrılıklardan daha fazla etkileniyor. Çünkü onlara çocukluklarından itibaren bir an önce evlenip çocuk doğurmaları öğütleniyor. Bu yüzden ilişkileri bittiğinde kendilerini başarısız hissediyorlar, yalnız kalmaktan korkuyorlar. Ancak bu sorunun da bir çözümü var

Tam dört haftamızı ayrılık acısı ile başa çıkmaya ayırdık. Çünkü son yıllarda ilişkiler gitgide kısalmaya, sorunlu artmaya, ayrılıklar ise ani ve konuşmadan olmaya başladı. Bunun nasıl yönetilmesi gerektiğini ise tamamen unuttuk. Bir ilişkinin bitmesine karar verebilmek zor. Ama kadın için iki misli zor. Çünkü kadın, tüm toplum tarafından, erkeğe göre çok daha farklı yönlendiriliyor. Düzgün, toplumun kabul edebileceği bir erkek ile evlenmesi, bir ömür boyu sadece o ilk ve tek aşkıyla mutlu olması, çocuklar doğurup mükemmel bir anne olması isteniyor. Hatta genç kızlarımız arasında, kim daha önce evleniyor, kim daha iyi bir evlilik yapmış diye rekabet yaratılıyor. Yaş olarak gecikme varsa, sürekli bir koca adayı bulup bulmadıkları sorgulanıyor.

***
Oysa erkekler öyle değil. Onlara toplum birden fazla kızla birlikte olmasını, tecrübe edinmesini, hatta hemen evlenmek için acele etmemesini öğütlüyor. Üstelik de anneleri tarafından sorumluluk verilmeden, sadece paşa oğlum diyerek büyütülen erkekler, evlilikten kaçmaya bile çalışıyor. Sonra bu genç kızlar aynı toplumun erkekleriyle ilişki kurduklarında, evlenip evlenmeyecekleri üzerine stres yaşamaya başlıyorlar. İşte tam bu yüzden, kadınlar bir ilişkinin bitmesini hiç istemiyor ve ayrılık acısından, erkeklere nazaran daha fazla şikayetçi oluyorlar. Kendilerini başarısız hissediyorlar. Hatta herhangi bir ilişki başladığında, onu adeta projelendirerek gelecek için planlar yapmaya başlıyorlar. Öyleyse yenmemiz gereken bir başka duygu, başarısızlık ve yalnız kalma korkusu... Genç bir kızımız, tipinden tutun da davranış biçimine kadar çok beğendiği bir erkekler olan ilişkisini anlatıyordu. "Hayret, erkekler genelde kötüdür, ama bu adam çok iyi huyluydu," diye tanımlıyordu. Ama olayları bana anlatmaya başladığında aslında ortada elle tutulur bir ilişki olmadığını fark ettim. Sadece ayda bir kez, o da sadece cinsellik yaşanması için kapalı alanlarda buluşuluyordu. Ve üzülerek fark ettim ki, bu genç kız tam üç yılını bu şekilde geçirmişti. Başka bir erkeğe şans vermeden, gerçek bir ilişki yaşadığını ya da bir gün muhakkak durumu lehine çevireceğini düşünerek... Sonra anladım ki, genç kızın bir önceki erkek arkadaşı son derece kötü niyetli, çapkın, acı çektiren bir adamdı ve genç kız yeni erkek arkadaşına, sırf daha iyi niyetli olduğu için tutunuyordu. Sorduğumda bana şu cevabı verdi: "Seda Hanım, ben daha iyi birinin karşıma çıkacağına inanmıyorum. Zaten çok zor beğeniyorum. Bu adamla ilk üç ayımız çok güzel geçti. Bunu unutamıyorum ve bir gün her şeyin farkına varıp bana geri döneceğini düşünüyorum"

ONUN GİBİSİNİ BİR DAHA BULAMAM
Sevgili ayrılanlar, her kimi geride bırakıyorsak, onun gibisini bir daha bulamayacağımız hissi çok normaldir ve hemen hemen herkesin başına gelir. Bunu sadece kendinize ait bir duygu olarak görmeyin. Bırakın hayat size biraz acı versin. Ama emin olun ki çok daha kısa süre üzerinizden acıyı atıp ayağa kalkabileceksiniz. Ama asıl önemlisi, yeni birinin karşınıza çıkma ihtimalini hesaplamak zorunda değilsiniz. Sadece acınız geçince, yaşam enerjinizi kendi üzerinizde biriktirmeli ve yeterince yükselince, çekim yasasını harekete geçirmelisiniz. Tam bu noktada, ister dua edin ister çekim yasasını kullanın, Yaradan'a tam olarak güvenebilmelisiniz. Zaten içimizdeki asıl problem de budur. Ne kadar bilsek de, ne kadar dua edip ibadet de etsek, iş güvenmeye gelince başaramıyoruz. Ve ona güvenmek yerine, olmayacak bir ilişkiye tutunmaya çalışıyoruz. İnanın canımız daha çok yanıyor.

AYRILIK NASIL YÖNETİLMELİ?
Eğer var olduğunu sandığınız ilişkiniz, sabaha karşı uyandığınızda göğsünüze kocaman bir ağırlık koyuyorsa... Hep kendinden taviz veren taraf siz oluyorsanız, ama o kendi bildiği gibi yaşıyorsa... Sizden kendisini beklemenizi istiyor ama kendisi başkalarıyla görüşüyor ve size zaman ayırmıyorsa... Sözleriyle size umut verip davranışlarıyla tersini uyguluyorsa... Sadece kapalı mekanlarda buluşup sizi sosyal hayatına dahil etmiyorsa... Muallakta kalır ve ayrılık kararını vermekte zorlanırsınız. Ama emin olun ki, size bu son dönemde tipik davranışlar haline gelen davranışları yapan biriyle hayatınızı geçiremezsiniz. Bilin ki o değişmeyecektir. Sizin yaşam enerjinizi emen ir vampir haline gelmiştir. Öyleyse ayrılık için konuşma yapmalısınız. Bunu, ilk önce içsel olarak kendinize kabul ettirin. Bir-iki hafta bunun provasını yapabilir, onu aramadan görüşmeden beklentilerinizi minimuma indirebilirsiniz. Ve sonra konuşmak, ilişkinin duygusal kalıntılarını tamamen yok etmelisiniz. Yoksa bir sonraki ilişkiniz olumsuz yönde etkilenebilir.

KONUŞURKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?
Ayrılık konuşmasında, önce taraflar birbirine ilişki boyunca yaşadıkları güzellikleri, birbirlerine verdikleri güzel hediyeleri anmalı ve teşekkür etmelidir. Daha sonra neden bittiğini dürüstçe, kimseyi suçlamadan anlatmasıdır. Duygusu bittiyse kısaca itiraf etmelidir. Son olarak, birbirine gelecek için iyi niyetlerini söylemelidirler. Bu konuşma zor geliyorsa, önden olumsuz duyguların topraklanmasında fayda vardır. Bazen insanın içinde öfke ya da intikam gibi duygu kalıntıları olursa, tarafsız ve sevgi dolu olamaz. Karşılıklı olarak, suçluluk, vicdan azabı ve utanç gibi olumsuz duygular yüklemekten kaçınmak gerekir. Haftaya, hem güvensizlik ve başarısızlık korkuları için bazı yöntemler vermek hem de çekim yasası ile yeni ve doğru kişiyi hayatımıza çekebilmek için bir meditasyon örneği vereceğim.