X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Tarihin koynunda uyumak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Tarihin koynunda uyumak

  • Giriş Tarihi: 22.6.2013

UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki Safranbolu'yu henüz görmediyseniz, şimdi tam vakti. Tarihi ilçenin sokaklarında ve konaklarında geçmişin izini sürebilirsiniz...

"Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" sorusuna "Çok gezen," cevabını verdiren bir ilçeyi Safranbolu'yu tanıdım geçtiğimiz günlerde... Şehirlerin ruhu olduğuna inanlardanım. İstanbul gridir, hafif maviye çalar. Geçmişinin yükünü taşıyan, hükümet gibi bir kadının mavi gözleri kadar derin... Bursa hüzün şehridir. İstanbul fethedildikten sonra unutulmuş olmanın hüznünü size de tattırır. Peki ya Safranbolu? Safranbolu ihtişam şehriymiş; gittim, gördüm, öğrendim. Tarihin hüznünü değil ihtişamını hissettim. Tarih buradan hiç gitmemiş ki. Bir yanda Rum bir yanda Osmanlı mimarisinin muhteşem izleri... Bastığım yer; o sokak aldı götürdü beni... Osmanlı'dan günümüze bozulmadan korunan sayılı yollardan biriydi bu sokaklar. Sabah güneşinin doğuşu zeytinyağı dökülmüş gibi parlarken o yolda, ben otele yani Ağa Çeşmesi Konağı'na geldim. Leyla Genç (Safranbolu Halk Kültür Derneği Başkanı), karşıladı beni. Kendisi konağın sahiplerinden. Dünya tatlısı annesi Güngör Hanımla birlikte kalıyor. Konağın alt katı onların üst katındaki beş oda turistler için. Konak tarihi dokusuna uygun restore edilmiş. Yaşanmışlıkları var. Dantel perdeler, patıska yatak örtüleri, yün yorganlar... En ilginci ahşap oyma dolabın arkasından çıkan banyoydu. Odama giden merdivenleri çıkarken ahşabın o tiz gıcırtılarını duydum. Vücudumdaki stresin ve elektriğin boşaldığını hissettim.

OSMANLI ESİNTİSİ
Odaya yerleştikten sonra yine kendimi sokağa vurdum. Üniversite öğrencisi genç kızların kullandığı ATV'lerle şehir turuna çıktık. Pırıl pırıl kızlar, muhteşem düzgün bir Türkçeyle her konağı her sokağı tek tek anlattı. Onlar anlattıkça ben Osmanlı dönemine gittiğimi hissettim. Seyir terasından görünen üç tepeli eski Safranbolu'yu panaromik olarak görme şansını yakaladım. Gördüğüm manzara rehber kızların yorumuna göre Safranbolu'nun binlerce yıl önce sularla kaplı olduğunun kanıtıymış. Geçtiğimiz yol üzerindeki balık yuvası şeklindeki oyuntular da bu durumun bilimsel kanıtıymış. Tur bitti, Safranbolu sarması, ev mantısı yenildi. İkinci gün istikamet Tokatlı Kanyonu ve İncekaya Su Kemeri'ydi. Tokatlı Kanyonu'na cam zemin üzerine yapılan o terasa çıkmak hayatımda yaşadığım sayılı adrenalin deneyimlerindendi... Hızımı alamayıp İncekaya Su Kemeri'nin de üzerinde yürüdüm. Yani genişliği 1.5 metreyi bulan, altı dipsiz bir uçurum olan 'uzun ince bir yolda' yürüdüm. Tarihin kalbine iner miydi bu yol bilmiyorum ama benim kalbimi fazlasıyla fethetti...

GÜNGÖR HANIM'IN YEMİNİ
Ve konakta uyumak... Kim bilir ne hayatlar yaşanmıştı bu konakta. Yatağa girdiğim anda bu düşünceler kapladı beni. Ne gariptir başkasının yatağında uyumak. Ne gariptir başkasının konağında dolaşmak. Çoktan hakkın rahmetine kavuşan sahipleri şimdi görüyorlar mıdır acaba beni... Bu yastıklara acaba kaç çift, 'bir yastıkta kocamak' için baş koymuştu. Bu sırada gündüz sohbet ettiğim Güngör Hanım'ın anlattıkları geldi aklıma. Güngör Hanım'ın annesi Beylerbeyi'nde doğmuş büyümüş. Babasıysa asker dönüşü annesini zorla kaçırmış. Annesi son demlerindeyken babası sormuş, "Bana hakkını helal ediyor musun?" diye... Yaşlı kadın "Ediyorum," deyip geçiştirmiş ama hemen sonra çocuklarına, "Ben ona hiç hakkımı helal eder miyim?" diye içindeki sitemi dile etmiş. Güngör Hanım'ın hikayesi de annesininki kadar ilginç. Annesinden ud çalmayı şarkı söylemeyi öğrenen Güngör Hanım evlenince kayınpederinin zoruyla bir daha ud çalmayacağına dair yemin etmiş. "Hâlâ içimde ukdedir, keşke o yemini etmeseydim," diyor ve o günden bu yana eline ud almadığını söylüyor. Bunları düşüne düşüne 'tarihin koynunda' derin bir uykuya daldım...

350 YILLIK LONCA KAHVESI
Arasta Kahvesi yaklaşık 350 yıldır müşterilerine hizmet veriyor. Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa tarafından 1661 yılında yaptırılan caminin bitişiğindeki Yemeniciler Arastası'nda bulunuyor. Yemeniciler Arastası'nda Osmanlı döneminde el yapımı yemeni üretiliyormuş. Kurtuluş Savaşı'nda cephedeki askere buradan binlerce yemeni gönderilmiş. 1990 yılında restore edilerek turizmin hizmetine sunulmuş. Arastadaki Boncuk Arasta Kahvesi de bu dükkânlardan biri. Erbil Ünal ile Leyla Genç'in işlettiği kahvehanede 40 kişilik kapalı, 40 kişilik de açık alan bulunuyor. En büyük özelliklerinden biri, konuklara mevsim çiçeklerinin yaprakları ile servis edilen, közde pişirilen Türk kahvesi ve yanında sunulan karadut şerbeti...