X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Âşık olmadan bu şarkıları yazamam ki...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Âşık olmadan bu şarkıları yazamam ki...

  • Giriş Tarihi: 20.7.2013

İlk albümünü 17 yaşında çıkaran Atiye farklı duruşu ve müziği ile özellikle gençler tarafından takip ediliyor. Beşinci albümünü yayınlayan şarkıcı serüvenini anlattı

Almanya'nın Bremen şehrinde doğan Atiye henüz 25 yaşında. Bugüne kadar kazandığı sekiz ödül ve çıkardığı beş albümle gerçek bir başarı hikayesine sahip. Küçük yaşlarda piyano ve dans derslerine başlayan şarkıcı yaşamı boyunca ailesinin işi nedeniyle ülke ülke dolaştı. Sekiz yaşında Almanya'dan ABD'ye sonrasında ailesiyle birlikte İzmir'e yerleşti. Hollanda'da CKE okulunda bir yıl eğitim alan şarkıcı, Almanya'da lise eğitimini tamamladıktan sonra 2008 yılında Türkiye'ye dönüş yaptı. Gözyaşlarım adlı ilk albümünü 17 yaşında çıkaran Atiye, çıkış şarkısı Don't Think ile internette kısa zamanda popüler olmayı başardı. Atiye şimdilerde birkaç ay önce yayınladığı yeni albümü Soygun Var'ın heyecanını yaşıyor. Cumartesi SABAH'a konuşan Atiye "Geçmişte yaşadığım acılı aşktan sonra artık daha kontrollüyüm. Kimsenin bu saatten sonra beni üzmesine izin vermem," diyor
- Anneniz Hollanda vatandaşı, iki kültür arasında kaldığınız oldu mu?
- Yurtdışında büyüdüm ama çocukluğum babaannemin yaşadığı Antakya'da geçti. Biz tatillerde, bayramlarda ve yılbaşında Antakya'da toplanırız. Bu yüzden iki kültür arasında kaldım sayılmaz. Ayrıca sık sık Antakya'ya gelip gittiğimiz için damak tadım çok gelişti. Ailem çok geniş, 15 kuzenim var. Tüm aile bir araya geldiğimizde müthiş eğleniriz.

ACIYI SEVEN, BENİM YEMEKLERİMİ SEVER
- Ailedeki tek müzisyen siz misiniz?
- Amcalarımın ve halalarımın sesi çok güzeldir. Hem Türkçe hem Arapça söylerler. Babam ve amcalarım çok güzel darbuka da çalar. Hepimiz şarkı söylüyoruz, dans ediyoruz çok keyifliyiz yani. Biz bir araya gelince önce güzel yemekler yer, sonra da eğleniriz.
- Yemekleri kim yapıyor?
- Babaannem ve halalarım inanılmaz güzel yemek yapar. Benim de yemekle aram iyidir. Antakya usulü mercimek çorbası, çok güzel kurufasulye yaparım, acıyı da çok severim. Zaten acıyı seven, benim yemeklerimi de sever. Müzik yaparken de, yemek yaparken de her şeyi karıştırırım.
- İlkokuldan sonra yurtdışı serüveniniz başlamış. Sanırım babanızın işi nedeniyle ülke ülke dolaştınız?
- Evet maalesef öyle oldu. Aile şirketimiz olduğu için önce Almanya'da, ardından altı ay gibi bir süre Amerika'da yaşadık. Sonra Hollanda'ya taşındık. Oradan da tekrar Almanya'ya döndük ve ben liseyi bitirdikten sonra İstanbul'a yerleştik.
- Farklı ülkelerde bulunmak size neler kazandırdı, neler kaybettirdi?
- Erken yaşta sürekli taşınmak, farklı ülkelerde yaşamak zor oldu. Yeni dilleri öğrenmek o kadar da kolay olmadı. Ben zaten utangaç biriyim, kolay arkadaş edinemiyordum, ama her seferinde yeni arkadaş edinmek zorunda kaldım. Bir yandan da, bu sayede her yere daha kolay adapte olmaya başladım, birkaç dil öğrendim. Farklı yemekler, farklı müzikler, farklı kültürler beni besledi. Bu, müziğimi de etkiledi. Belki de bu sayede şarkıcı oldum.
- Türkiye'ye adapte olmakta zorluk çektiniz mi?
- Küçüklügüm Türkiye'de geçti, tüm tatillerimde de Antakya'da olurdum, bu nedenle sıkıntı çekmedim. Ailemin bir kısmı Türkiye'de, bir kısmı farklı Avrupa ülkelerinde olduğu için çok zorlanmadım. Özellikle İstanbul benim için çok özel, çünkü Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlıyor. Bu bana annem ve babamın ilişkisini hatırlatıyor; annem Hollandalı, babam Türk. İstanbul bugüne kadar kendimi en iyi hissettiğim şehir.

HAVAYA GİRMENİN BİR ANLAMI YOK
- Tek çocuk olmak, ülke değiştirmek zorunda kaldığınız dönemde daha da zor olmuştur.
- Tabii... Her şeyi tek başına yapmak zorundasınız, ailenizle gidemiyorsunuz. Amerika'ya taşındığımızda İngilizce bilmiyordum. Amerikalılar Türkiye hakkında hiçbir şey bilmiyordu ve ben çok zorlanmıştım. Bir kardeşim olsaydı, tüm o sıkıntıları birlikte atlatabilirdik. Bazen keşke küçük bir kardeşim olsaydı da, ona ablalık yapsaydım diyorum.
- Müziğe ilginiz anne ve babanızın yönlendirmesiyle mi oldu?
- Müziğe ilgim olduğunu kendi kendime fark ettim. Küçük yaşta, yeteneğim olan alanı keşfettim ve onu severek yaptım. Bu erken yaşta başarılı olmamı sağladı. İlgi çekmek için evde dans şovları yapıyordum, öyle olunca annem beni baleye götürdü, dört yaşımda dans etmeye başladım. Sonrasında piyano dersleri aldım. Annem bana destek oldu, liseyi bitirince albüm çıkardım zaten.
- İlk albümünüz Türkiye'de mi çıktı?
- Tatil için İzmir'deydim, karar verdim ve İngilizce albüm çıkardım. Herkes tarafından sevilme derdim yoktu, farklı bir şey yapmak istiyordum. Bu yüzden İngilizce söylemeyi tercih ettim. İnsanlar tepki verir mi diye korktum ama müziğimin farklı oluşu avantaj oldu. İnsanlar çok sevdi.
- Neden özellikle İngilizce...
- Don't Think ilk yazdığım şarkı. O zaman İngilizce şarkı yazmak bana daha kolay geliyordu. Hem oryantal hem R&B bir arada olsun istedim. Ama çok sevdi insanlar.
- Şarkıcı olmak istediğinizi söyledinizde ailenizin tepkisi ne oldu?
- Yaptığım her şeyi onlara danıştığım için tepkileri ya da korkuları olmadı. Ben onları üzecek bir şeyi asla yapmam, bu yüzden bu işte de onlarla birlikte hareket ettim.
- Genç yaşta çok para kazandınız, seveniniz çok... Egonuzu nasıl kontrol altında tutuyorsunuz?
-
Sahnede Atiye'yim, evde normal biriyim. Normal insanlar gibi yiyip içip, evimde pijamalarla oturuyorum. Havaya girmenin bir anlamı yok. Gerek de yok. İnsanlara yakın olmak için müzik yapıyoruz, hayat kurtarmıyoruz. Eğer değişirsem, ailem ve dostlarım beni en sert şekilde uyarırlar.