X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İçimizdeki canavar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İçimizdeki canavar

  • Giriş Tarihi: 10.8.2013

Diyetisyen Yelda Kahvecioğlu, her hafta Cumartesi SABAH okurlarını doğru beslenme ve sağlık üzerine bilgilendirecek. Kahvecioğlu bu hafta, sürekli diyet yapma çabasıyla gelen diyabet riskini yazdı

Bütün kış çalış çabala, diyet ve spor yap, sağlıklı kilona ulaş! Tebrikler, hedef kilonuza ulaştınız! Aynadaki siz ile mutlusunuz. Herkes nasıl zayıfladığınızdan bahsediyor... Her gittiğiniz yemekte, diyetinizi ve sporunuzu anlatıyorsunuz. Bu sırada menüden, biz diyetisyenlerin sevmediği, siz kilo verenlerin özlemle yemeyi beklediği yemekleri sipariş ediyorsunuz. Bütün kış diyet yaptınız, şimdi yemek hakkınız... Eğer böyle düşünüyorsanız, büyük bir yanlış içindesiniz. Unutmayın, kilo verenlerin yüzde 90'ı verdiği kiloları geri alıyor! Diyetteyken "Diyet yapıyorum, yemem!", diyeti bıraktıktan sonra da "Diyet yapmıyorum, yerim!" diyorsanız, kaçınılmaz son, kronik bir hastalık olacaktır. Bunlardan en sık görüleni de diyabettir. Diyabet, kan şekerinin ani iniş çıkışıyla başlar. Diyetten çıkan kişi, yiyemediği tatlılara meyillidir. Sıklıkla rastlanan durum şudur: Yazın gelmesi ve tatilin başlamasıyla yoğun kahvaltılar (hamur işi, reçel, meyve vs.), geç akşam yemekleri, şekerli soğuk içecekler sıkça tüketilir. Bu besinler de kan şekerini normalden daha yükseğe taşır. Ardından deniz, kum ve güneş derken, uzun bir açlık...

ŞEYTANI ÖLDÜRÜN!
Bu açlık sürecinde kan şekeri normalden daha düşüktür ve bu, yemeyi tetikler. Uzun açlık sürecinden sonra tatlı ya da karbonhidrattan zengin besinlerin tüketilmesinin sebebi de aşırı yükselen kan şekerinin hızla düşmesidir. Bu kısır döngü, dikkat etmediğiniz sürece devam eder ve kan değerlerinize yansır. Hekimin koyduğu hipoglisemi ya da insülin direnci tanısı ise ciddi tedavi gerektirir. Özetle, 'kendimize yeniden yeme hakkı tanımak' için diyete başlamak doğru değil. Öncelikle, size sürekli yeme komutu veren, 'beyninizdeki şeytanı' öldürmek gerek. Düşünce şeklimiz değiştiğinde, gerisi çorap söküğü gibi gelecek. Sağlıklı olmak, yaşam kalitesini artırmak ve kalıcı alışkanlıklar oluşturma zihniyeti ile bu sürece başlanmalı ve devam edilmelidir. Yaz bitip sonbahar gelince aynadaki sizi hâlâ sevmek istiyorsanız, beslenmenize ve sağlığınıza bu sıcak havalarda da dikkat etmelisiniz. Unutmayın, diyet yapmak dikkat etmekten daha zordur.

İŞTE SIRRIMIZ...
"Diyetisyenim ara öğün veriyor. Tatilde yanımda yemek mi taşıyacağım?", "Sürekli dışarıda yemek yiyoruz, görünce canım istiyor. Nasıl kendimi durduracağım?" gibi sorulara cevap bulabilirsiniz. Ayran, soğuk sütlü kahve, meyve mükemmel ara öğünlerdir. Her yerde kolayca bulunabilir. Bu besinler kan şekerindeki ani iniş çıkışların önüne geçerek sizi şeker hastalığından korur. Terle kaybettiğimiz sıvıyı, vücutta yerine koymak gerekir. Bu sebeple su içmek çok önemli. Su sevmeyenler, suyun tadını değiştirebilir: 2 litre suya geceden tarçın, karanfil, nane yaprağı ve bir ya da iki limon dilimi ilave edip, sonraki gün bu suyu içebilirler. Dışarıda yemek yerken hamurlu gıdalar yerine, protein ve sebze tercih edilebilir. Gazlı içecekler yerine diyet limonatalara yönelebilirsiniz. Meyve işlendiği ve su haline getirildiğinde kan şekerinin hızla yükselmesine sebep olur. Bu nedenle meyve suyu içmek yerine, meyveyi yemeyi tercih etmeliyiz.

Bir başarı hikayesi
Bazen bir başkasının başarısı sizi mutlu eder ve sağlıklı olmanız için adım atmanıza yardımcı olabilir. Bu bölümde başarısından gurur duyduğum danışanlarımın hikayelerini anlatacağım. İlk hikayemiz, en etkilendiğim danışanlarımdan birinin. Oldukça zor bir hayat mücadelesi ve alkol sorunu... 40 yaşlarının başında bir erkek danışanım. Hemen her gün alkol alan ve 99.5 kilo olan bir baba. Hayatımın kadını diye anlattığı eşi ile bir çocukları var. Çok özel bir çocuk. Şimdi 13 yaşında olan oğlu Down sendromlu. Bir baba düşünün ki, hayatı sadece çocuğu ve eşi. Tek problem her gün aldığı alkol ve buna bağlı oluşan yeme problemleri. Kendince haklı sebepleri var, ancak alkolizm bir hastalık ve ciddi tedavi gerektirir. Kilo verme sürecini de olumsuz etkiler. Zamanla, alkol ve yüksek kiloya bağlı sağlık problemleri oluşur. Mart 2012'de başlayan hikayemiz bugün hâlâ devam ediyor. Danışanım şu an 78 kilo ve alkolü kendi arzusuyla bıraktı. Bu kiloyu verirken de birlikte oluşturduğumuz kurallar ölçüsünde alkol tüketmeye devam etti. Ancak hiçbir zaman kuralları bozmadı. Önceleri her hafta devam eden seanslarımız üç ayda bire düştü. Onu her seferinde daha sağlıklı gördüğüm için gurur duyuyorum. Bedenimizi bahanelerin arkasına saklanarak ihmal edersek, ardından daha mutsuz oluruz. O yaptıysa siz niye duruyorsunuz? NOT: Danışanlarımın hikayelerini paylaştığım bu bölüm, kişilerin izni dahilinde kaleme alınmıştır.

YELDA KAHVECİOĞLU