X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Domates aslında meyvedir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Domates aslında meyvedir

  • Giriş Tarihi: 17.8.2013

Beslenme konusundaki temel bilgiler bizleri yanıltabiliyor. Örneğin sebze olarak bildiğimiz domates acaba meyve mi? Havuçta yağ var mı? Tatlandırıcı, şekerden daha mı zararlı?

Bitki biliminde, bitkilerin olgunlaşmış çekirdekleri ve çekirdeğe yakın bölümlerine meyve, çiçek, yaprak ve gövdelerine sebze denir. Buna göre salatalık, patlıcan, kabak, biber ve domates meyve olarak değerlendirilir. Pratikte biz bunları sebze olarak biliriz. Çocuklarımıza da sebze ve meyveleri öğretirken salata ve yemeği yapılanlara sebze, tatlı olarak tüketilebilenlere ise meyve diyebiliriz.
Mikrodalga fırınlar zararlı mı?
Mikrodalga deyince akla radyasyon geliyor. Gerçekten mikrodalgada pişirilen veya ısıtılan besinler radyoaktif madde içeriyor mu? Bunların tüketilmesi kanseri tetikler mi? Bu konuda farklı yorumlarda bulunan bilim insanları var. Mikrodalga fırınlar elektromanyetik ışınlarla çalışıyor ve besinin içindeki suyu güçlü bir enerjiyle buharlaştırıyor. Bu manyetik ışınların zararlı olarak bildiğimiz radyasyondan farklı olduğunu biliyoruz. Besinler yüksek ısıda hızla ısınırken besin değerlerinde bazı kayıplar olabilir. Yani fayda ve zararları netlik kazanmamış bu fırını kullanırken dikkatli olmakta fayda var.
Havuç mucizevi bir besindir
Yıllardır glisemik indeksi yüksek olması sebebiyle tüketmekten çekindiğimiz havuç, aslında tam bir mucizedir. Havuç yağı cilt sağlığını koruyarak yaşlanmaya karşı bağışıklığı yükseltir. Sindirime yardımcı özelliği, kişilerde kabızlık sorununun çözümünde yardımcı olabilir. Havuç ayrıca cinsel dürtüyü artırdığı bilenen önemli besinlerden biri. Aynı zamanda unutkanlık, cilt yaraları, gebelik tedavisi ve görme problemlerinde olumlu etkileri kanıtlanmıştır. İçerdiği A vitamini havucun besin kalitesini artırır. Ancak havuçtan beklenen faydanın sağlanabilmesi için yerken üzerine mutlaka bir-iki damla yağ damlatılmalı. Çünkü A vitamini yağda emilen bir vitamindir.
Hamilelikte balık tüketmeli mi, tüketmemeli mi?
İçerdiği omega-3 ile balığın, özellikle hamilelik döneminde haftada iki kez tüketilmesi önerilir. Omega-3 yağ asitlerini vücut üretemediği için dışarıdan alırız. Bilinen en iyi kaynakları balık, ceviz, semizotu ve ıspanaktır. Omega-3'ü yüksek düzeyde tüketen hamilelerde erken doğum riskinin azaldığı, doğan bebeklerin de daha az uyku problemi ve besin alerjisi yaşadığı yapılan çalışmalarda görülmüştür. Ancak 'Hamilelikte hangi balık tüketilmeli?' sorusu da çok önemli. Çünkü çevre kirliliğiyle birlikte balıkların vücutlarında civa barındırdıkları biliniyor. Civanın rahim içinde gelişmekte olan bebeğin yeni gelişmekte olan sinir sistemine muhtemel zararları olabilir. Ağır metal olan civa, derin suda yaşayan büyük balıklarda daha fazla bulunur. Kılıç balığı, köpek balığı, ton balığı, lüfer, uskumru gibi balıklardan kaçınmakta fayda var. Mezgit, barbun, sardalya, istavrit, çinekop, sarıkanat gibi daha küçük balıklardan korkmanız içinse bir sebep yok.
Bir haftadır yoğun spor yapıyorum, kas ağırlığım artmış mıdır?
Vücut ağırlığının yarısına yakını kastır. Kaslar büzülebilen ve ağırlığı artan yapılardır. Doğduğumuz andan itibaren büyüme gösteren vücudumuzda kas yapısı gelişir. Ancak bu, tıpkı büyümede olduğu gibi bir süreç gerektirmektedir. Sporla kas yapımız gelişir ancak bunun için düzenli, sporcu disipliniyle çalışmak gerekir.
Tatlandırıcı mı şeker mi?
Yapılan çalışmalar bize tatlandırıcıların zararlarını gösteriyor. Ancak bazıları, tatlandırıcıdan kaçarken şeker tüketimini artırıyor. Sonuçta sofra şekerinin zararları da tatlandırıcıyla aynı düzeyde.

Haftanın önerileri
1- Domates ülkemizde üretilen, ulaşılması kolay bir meyvedir. Ancak yemek yapımında sıklıkla kullanılan bu besin kaynağının kesinlikle mevsiminde tüketilmesi gerekir.
2- Mikrodalga kullanırken kapağı aniden açmayıp, ısıtma işlemi bitince biraz beklemekte fayda var.
3- Spor yaparken kas artırmaktan çok, kas kuvvetini artırmayı hedeflemek gerekir.
4- Tatlandırıcıyı sadece çay, kahve tüketirken kullanmıyoruz. Birçok diyabetik ve diyet ürünün içinde de bulunduğunu unutmayın.

HİKAYEMİZ
'Puf böreği gibi olmuştum'

Bir danışanım bana 'Evli ve mutlu' imzasıyla hikayesini yazdı. Kendisi 2007'de meme kanseri olduğunu öğrenmiş. "Altı ay sonra tedavim bittiğinde puf böreği gibiydim," diyor. Yeni görüntüsünü kabullenmekte zorlanmış ama bir türlü kilo vermeyi başaramamış. Sıkıntı yaşadıkça yemiş ve bir kısındöngünün içinde bulmuş kendisini. Bana geldikten sonra, geçmişte sporcu olmasının da etkisiyle son derece disiplinli bir program uyguladık. Ben onu motive ettikçe diyetine dört elle sarıldı. Evet, hayat kızmak, öfke duymak ve korkmak için çok kısa. Motivasyon, bizi korkularımızdan arındırır. Hatta kilo vermenin dışında etrafa şifa veren bir birey haline getirir. Korkmayın, hiç kimse sizi kilolusunuz diye yargılayamaz.
Not: Hikayelerini paylaştığım bu bölüm kişilerin izni ve bilgisi dahilinde yayınlanmaktadır.